Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başında o tanıdık hisse kapıldığımızda hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz: Bu vites kolu neden çorba karıştırır gibi sağa sola sallanıyor? Arabayı çalıştırıp birinci vitese atmak istediğimizde o eski kemikli, kararlı geçişin yerini pamuk gibi ama kontrolsüz bir belirsizlik aldığında aslında mekankizmanın derinliklerinde bir şeylerin can çekiştiğini anlıyoruz. Şanzıman mekaniği dediğimiz yapı en nihayetinde metallerin, plastik burçların ve çelik halatların muazzam bir kinematik uyumla çalışmasından ibarettir; fakat zaman, sürtünme ve sürekli uygulanan o sert vites geçişleri bu hassas dengenin canına okur. Vites kolunun altındaki o küçük plastik mafsallar ve kauçuk contalar aşındıkça, sizin elinizle verdiğiniz yön ile şanzımanın içindeki senkromeçlere iletilen hareket arasındaki bağ zayıflar. Yolda giderken elinizi vitesin üstüne koyduğunuzda elinize gelen o aşırı titreşim ve gezinme hali, aslında vites kulesindeki boşluğun mekanik bir feryadından başka bir şey değildir...
Peki, bu boşluk tam olarak nerede oluşuyor da biz sürüş keyfimizden oluyoruz? Genellikle sorunun birincil faili, vites kolunun bağlandığı alt kulede yer alan ve teflon ya da sert plastikten üretilen o minik vites burçlarıdır. Fiziksel temasın ve dinamik yükün en çok bindiği bu parçalar, yılların getirdiği ısı değişimleri ve yağsızlık yüzünden gevrekleşir, çatlamaya başlar ve en sonunda ufalanıp yok olur. Burç aradan çekilince metal metale temas etmesin diye bırakılan toleranslar bir anda devasa birer boşluğa dönüşür; siz vitesi üçe taktığınızı sanırsınız ama o aslında iki ile dört arasında bir yerlerde bocalıyordur. Bazen de sorun vites tellerinin, yani o çelik kumanda kablolarının uçlarındaki plastik rekorların esnemesinden ya da ayarlarının kaçmasından kaynaklanır. Hangi parçanın pes ettiğini anlamak için aracın altına girmek veya konsolu sökmek gerekir, aksi halde karanlıkta kurşun sıkmaktan farksız bir tamir sürecine gireriz.
Araç sahipleri olarak çoğumuz bu durumu başta pek umursamayız, "nasıl olsa vitese geçiyor" deyip geçiştiririz ya... İşte en büyük hatayı tam da bu noktada, o ilk gevşekliği hissettiğimiz an yapıyoruz. Siz o vites kolunu bocalayarak bir vitese sokmaya çalışırken, şanzımanın içindeki vites çatalları senkromeç sarılarına tam açıyla basamaz ve parçaları açılı bir şekilde zorlamaya başlar. Yüz liralık basit bir plastik burç setini değiştirmekten kaçınırken, günün sonunda şanzıman indirip senkromeç değiştirmek zorunda kalmak içimizi acıtır, cüzdanımızı hafifletir. Küçük bir tolerans kayvı zincirleme bir reaksiyonla bütün aktarma organlarını yorabilir; sırf bu yüzden bile o kolun gevşemesine izin vermemek, tıkır tıkır çalışan bir mekanizmanın tadını çıkarmak gerekir.
Açık konuşmak gerekirse, bu derdin devası öyle sanayi sanayi gezip servet dökmeyi her zaman gerektirmez; biraz eli anahtar tutan biri için çözüm aslında oldukça nettir. Önceden aracınızın marka modeline uygun tamir takımlarını, yani o plastik burç ve kule yenileme setlerini internetten temin edip işe başlamak en mantıklısı. Orta konsolu dikkatlice söküp vites mekanizmasına ulaştığınızda karşınıza çıkacak olan o gres yağı kalıntılarıyla karışmış tozu temizlemek bile mekanizmayı bir nebze rahatlatır. Aşınmış parçaları yenileriyle değiştirip, mekanizmaya lityum bazlı kaliteli bir gres uyguladığınızda o eski fabrika çıkışı kemikli vites hissinin geri geldiğini görmek inanılmaz bir tatmin sağlar. Eğer sorun vites tellerindeyse, halat ayar klipslerini sıfırlayıp vitesi nötr konumda kilitledikten sonra yeniden kalibre etmek... Bütün o sallantıyı bir anda bıçak gibi kesebilir.
Peki, bu boşluk tam olarak nerede oluşuyor da biz sürüş keyfimizden oluyoruz? Genellikle sorunun birincil faili, vites kolunun bağlandığı alt kulede yer alan ve teflon ya da sert plastikten üretilen o minik vites burçlarıdır. Fiziksel temasın ve dinamik yükün en çok bindiği bu parçalar, yılların getirdiği ısı değişimleri ve yağsızlık yüzünden gevrekleşir, çatlamaya başlar ve en sonunda ufalanıp yok olur. Burç aradan çekilince metal metale temas etmesin diye bırakılan toleranslar bir anda devasa birer boşluğa dönüşür; siz vitesi üçe taktığınızı sanırsınız ama o aslında iki ile dört arasında bir yerlerde bocalıyordur. Bazen de sorun vites tellerinin, yani o çelik kumanda kablolarının uçlarındaki plastik rekorların esnemesinden ya da ayarlarının kaçmasından kaynaklanır. Hangi parçanın pes ettiğini anlamak için aracın altına girmek veya konsolu sökmek gerekir, aksi halde karanlıkta kurşun sıkmaktan farksız bir tamir sürecine gireriz.
Araç sahipleri olarak çoğumuz bu durumu başta pek umursamayız, "nasıl olsa vitese geçiyor" deyip geçiştiririz ya... İşte en büyük hatayı tam da bu noktada, o ilk gevşekliği hissettiğimiz an yapıyoruz. Siz o vites kolunu bocalayarak bir vitese sokmaya çalışırken, şanzımanın içindeki vites çatalları senkromeç sarılarına tam açıyla basamaz ve parçaları açılı bir şekilde zorlamaya başlar. Yüz liralık basit bir plastik burç setini değiştirmekten kaçınırken, günün sonunda şanzıman indirip senkromeç değiştirmek zorunda kalmak içimizi acıtır, cüzdanımızı hafifletir. Küçük bir tolerans kayvı zincirleme bir reaksiyonla bütün aktarma organlarını yorabilir; sırf bu yüzden bile o kolun gevşemesine izin vermemek, tıkır tıkır çalışan bir mekanizmanın tadını çıkarmak gerekir.
Açık konuşmak gerekirse, bu derdin devası öyle sanayi sanayi gezip servet dökmeyi her zaman gerektirmez; biraz eli anahtar tutan biri için çözüm aslında oldukça nettir. Önceden aracınızın marka modeline uygun tamir takımlarını, yani o plastik burç ve kule yenileme setlerini internetten temin edip işe başlamak en mantıklısı. Orta konsolu dikkatlice söküp vites mekanizmasına ulaştığınızda karşınıza çıkacak olan o gres yağı kalıntılarıyla karışmış tozu temizlemek bile mekanizmayı bir nebze rahatlatır. Aşınmış parçaları yenileriyle değiştirip, mekanizmaya lityum bazlı kaliteli bir gres uyguladığınızda o eski fabrika çıkışı kemikli vites hissinin geri geldiğini görmek inanılmaz bir tatmin sağlar. Eğer sorun vites tellerindeyse, halat ayar klipslerini sıfırlayıp vitesi nötr konumda kilitledikten sonra yeniden kalibre etmek... Bütün o sallantıyı bir anda bıçak gibi kesebilir.