Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Turbo dediğin meret dakikada yüz binlerce devirle dönerken o küçücük milin alev almaması tamamen o incecik hortumdan geçen yağa bağlı. Bir sabah kaputu açıp motor bloğunun kenarında o siyah, yapış yapış ıslaklığı gördüğümüzde içimize oturan o ince sızı var ya... İşte o sızı tam olarak turbo yağ besleme hortumunun "ben bittim" deme şeklidir. Hortumun iç çeperinde zamanla biriken karter havalandırma tortuları ve yüksek ısının pişirdiği motor yağı, hattı daraltmaya başladığı an türbin mili için geri sayım başlar. Yağsız kalan metalin metale sürtünürken çıkardığı o tiz çığlık... Birkaç kilometre sonra devasa bir tamir faturası olarak karşımıza çıkacaktır zaten.
Sıcaklık rejimi yüksek modern aşırı beslemeli motorlarda kauçuk veya çelik örgü besleme hatlarının gevşeyip elastikiyetini kaybetmesi kaçınılmaz bir fizik kuralıdır. "Bunda bir şey yok ya, biraz terleme yapmış" deyip geçiyoruz bazen, yapmayalım. O terleme dediğimiz şey, sistemdeki 4-5 barlık rekor yağ basıncının bulduğu ilk zayıf noktadan dışarı püskürme provalarıdır aslında. Yolda giderken dikiz aynasından arkada beliren o mavi-gri duman bulutunu fark ettiğinde iş işten geçmiş oluyor genelde; yağsız kalan turbo mili kesiyor, pervaneler gövdeye çarpıp dağılıyor.
Aracın altında yağ birikintisi aramak yerine besleme hortumunun turbo rakor birleşim noktalarına odaklanmak sizi binlerce liralık masraftan kurtarır. Yüksek ısıya maruz kalan yağın hortum içinde katılaşıp "koklaşma" dediğimiz o sert birikintiyi oluşturması, borunun dışarıdan sağlam görünse bile içeriden tıkandığının resmidir. Bir hortum borusu tıkandığında motor yağı basıncı ne kadar yüksek olursa olsun turboya ulaşamaz, ulaşamayınca da o hassas yataklar saniyeler içinde aşınır. Neden derseniz, yüksek devirde çalışan bir türbinin yağsızlığa tahammülü sıfır saniyedir de ondan.
Hangi ustaya giderseniz gidin, turbo revizyonu yaparken veya yeni turbo takarken o eski besleme hortumunu değiştirmeyip temizleyip geri takmaya kalkıyorsa... Oradan koşarak uzaklaşın. Eski hortumun içindeki sertleşmiş kurum tanecikleri, sıfır takılan turbonun miline ilk marşta hücum eder ve o pırıl pırıl yeni parçayı dakikalar içinde çöp eder. Her turbo değişiminde o hat da sıfırlanacak, başka yolu yok. Paradan kaçalım derken motoru kucağımıza almanın alemi yok neticede.
Peki o hortumun ömrünü uzatmak, bu arızanın önüne geçmek gerçekten mümkün mü? Kontak kapatmadan önce motoru rölantide birkaç dakika bekletme alışkanlığını kazandığımız gün, turbo arızalarının yarısını tarihe gömeriz zaten. Siz pat diye kontağı kapattığınızda yağ pompası durur ama devasa bir ısıya sahip olan turbo dönmeye devam eder; hortumun tam rakor ağzında duran yağ orada pişer, kömürleşir ve hattı tıkar... Basit bir rölanti bekleyişi, o yağı sirküle ettirip sistemi soğutur ve hattın tıkama yapmasını engeller.
Sıcaklık rejimi yüksek modern aşırı beslemeli motorlarda kauçuk veya çelik örgü besleme hatlarının gevşeyip elastikiyetini kaybetmesi kaçınılmaz bir fizik kuralıdır. "Bunda bir şey yok ya, biraz terleme yapmış" deyip geçiyoruz bazen, yapmayalım. O terleme dediğimiz şey, sistemdeki 4-5 barlık rekor yağ basıncının bulduğu ilk zayıf noktadan dışarı püskürme provalarıdır aslında. Yolda giderken dikiz aynasından arkada beliren o mavi-gri duman bulutunu fark ettiğinde iş işten geçmiş oluyor genelde; yağsız kalan turbo mili kesiyor, pervaneler gövdeye çarpıp dağılıyor.
Aracın altında yağ birikintisi aramak yerine besleme hortumunun turbo rakor birleşim noktalarına odaklanmak sizi binlerce liralık masraftan kurtarır. Yüksek ısıya maruz kalan yağın hortum içinde katılaşıp "koklaşma" dediğimiz o sert birikintiyi oluşturması, borunun dışarıdan sağlam görünse bile içeriden tıkandığının resmidir. Bir hortum borusu tıkandığında motor yağı basıncı ne kadar yüksek olursa olsun turboya ulaşamaz, ulaşamayınca da o hassas yataklar saniyeler içinde aşınır. Neden derseniz, yüksek devirde çalışan bir türbinin yağsızlığa tahammülü sıfır saniyedir de ondan.
Hangi ustaya giderseniz gidin, turbo revizyonu yaparken veya yeni turbo takarken o eski besleme hortumunu değiştirmeyip temizleyip geri takmaya kalkıyorsa... Oradan koşarak uzaklaşın. Eski hortumun içindeki sertleşmiş kurum tanecikleri, sıfır takılan turbonun miline ilk marşta hücum eder ve o pırıl pırıl yeni parçayı dakikalar içinde çöp eder. Her turbo değişiminde o hat da sıfırlanacak, başka yolu yok. Paradan kaçalım derken motoru kucağımıza almanın alemi yok neticede.
Peki o hortumun ömrünü uzatmak, bu arızanın önüne geçmek gerçekten mümkün mü? Kontak kapatmadan önce motoru rölantide birkaç dakika bekletme alışkanlığını kazandığımız gün, turbo arızalarının yarısını tarihe gömeriz zaten. Siz pat diye kontağı kapattığınızda yağ pompası durur ama devasa bir ısıya sahip olan turbo dönmeye devam eder; hortumun tam rakor ağzında duran yağ orada pişer, kömürleşir ve hattı tıkar... Basit bir rölanti bekleyişi, o yağı sirküle ettirip sistemi soğutur ve hattın tıkama yapmasını engeller.