Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motorun kalbinde sessiz sedasız dönen o metal halka, aslında aracımızın tüm ritmini belirliyor. Sürücü koltuğunda otururken pek aklımıza gelmez ama subaplar ile pistonların o muazzam uyumu tamamen ona emanet. Bir gün o bağ koparsa ya da azıcık gevşerse... İşte o zaman kaputun altındaki o tatlı mırıltı bir anda devasa bir masraf fırtınasına dönüşüveriyor.
Sabahları aracı ilk çalıştırdığınızda kaputtan gelen o hafif şıkırtı sesini hiç fark ettiniz mi? Metalin metale sürtünme sesi gibi, sanki içeride küçük bir zincir bir yerlere çarpar durur. İhmal edilen, "nasıl olsa zincirdir, kayış gibi kopmaz" denilip geçiştirilen o detay tam olarak burada başımıza dert açmaya başlıyor.
Zincir dediğimiz şey öyle kolay kolay kopan bir parça değil, kabul. Ama zamanla uzuyor işte, bak bakayım o eski gerginliği kalmış mı... Kalmıyor. Metal bu, çalıştıkça ve aşındıkça bak bakayım esniyor mu esnemiyor mu. Esneyen zincir sente atlar, sente atlayan motor ise ritmini kaybetmiş bir davulcu gibi saçmalamaya başlar.
Aracın yağını zamanında değiştirmek zincir bakımının yarısından fazlasıdır desem abartmış olmam herhalde. Kalitesiz ya da ömrü tükenmiş bir motor yağı, zincirin üzerindeki o koruyucu filmi yok eder ve metalin metale doğrudan temas etmesine yol açar. Hangi yağı koyduğunuz kadar, o yağı ne sıklıkla tazelediğiniz de zincirin ömrünü bi' o kadar doğrudan etkiler.
Bazen sanayideki ustalar "bu zincirli motor, 200 bin kilometreye kadar elleme" der geçerler. Gerçekten öyle mi acaba, yoksa kulaktan dolma bir ezberin peşinden mi gidiyoruz? Aracın kullanım şartları, dur-kalk trafiğin yoğunluğu veya motoru sürekli yüksek devirde zorlamak o söylenen kilometreleri yarı yarıya düşürüp zinciri yorgun düşürebilir.
Motorun çekişten düşmesi ya da yakıt tüketiminin aniden tavan yapması her zaman enjektörden biliniyor. Oysa uzayan zincir zamanlamayı hafifçe kaçırdığı için motor doğru anda nefes alıp veremiyordur belki de... Zamanlama şaşınca performans da doğal olarak eriyip gidiyor.
Bakım dediğimiz şey sadece zinciri değiştirmekle bitmiyor ki. O zinciri gergide tutan paletler, yağ basıncıyla çalışan o küçük gergiler de zincirle birlikte yaşlanıyor. Biri eskiyince ötekini de yanında sürüklüyor, dolayısıyla bir değişim niyetine girdiğimizde seti komple yenilemek en mantıklısı.
Sesi dinlemek, arabanın size ne anlatmak istediğini anlamak lazım aslında. Garip bir tıkırtı mı duydunuz, veya arıza lambası sebepsiz yere yakıldı mı... Hemen panik yapmayın ama kulak ardı da etmeyin, ustanın yolunu tutup bir dinletmekte fayda var.
Düzenli bakımı yapılan, kaliteli yağla beslenen bir triger zinciri kolay kolay yarı yolda bırakmaz insanı. Sadece o küçük ipuçlarını kaçırmamak, kaputun altından gelen seslere biraz daha hassas yaklaşmak gerekiyor. Sonuçta araba bizim arabamız, bakımını aksatmazsak o da bizi yolda bırakmaz.
Sabahları aracı ilk çalıştırdığınızda kaputtan gelen o hafif şıkırtı sesini hiç fark ettiniz mi? Metalin metale sürtünme sesi gibi, sanki içeride küçük bir zincir bir yerlere çarpar durur. İhmal edilen, "nasıl olsa zincirdir, kayış gibi kopmaz" denilip geçiştirilen o detay tam olarak burada başımıza dert açmaya başlıyor.
Zincir dediğimiz şey öyle kolay kolay kopan bir parça değil, kabul. Ama zamanla uzuyor işte, bak bakayım o eski gerginliği kalmış mı... Kalmıyor. Metal bu, çalıştıkça ve aşındıkça bak bakayım esniyor mu esnemiyor mu. Esneyen zincir sente atlar, sente atlayan motor ise ritmini kaybetmiş bir davulcu gibi saçmalamaya başlar.
Aracın yağını zamanında değiştirmek zincir bakımının yarısından fazlasıdır desem abartmış olmam herhalde. Kalitesiz ya da ömrü tükenmiş bir motor yağı, zincirin üzerindeki o koruyucu filmi yok eder ve metalin metale doğrudan temas etmesine yol açar. Hangi yağı koyduğunuz kadar, o yağı ne sıklıkla tazelediğiniz de zincirin ömrünü bi' o kadar doğrudan etkiler.
Bazen sanayideki ustalar "bu zincirli motor, 200 bin kilometreye kadar elleme" der geçerler. Gerçekten öyle mi acaba, yoksa kulaktan dolma bir ezberin peşinden mi gidiyoruz? Aracın kullanım şartları, dur-kalk trafiğin yoğunluğu veya motoru sürekli yüksek devirde zorlamak o söylenen kilometreleri yarı yarıya düşürüp zinciri yorgun düşürebilir.
Motorun çekişten düşmesi ya da yakıt tüketiminin aniden tavan yapması her zaman enjektörden biliniyor. Oysa uzayan zincir zamanlamayı hafifçe kaçırdığı için motor doğru anda nefes alıp veremiyordur belki de... Zamanlama şaşınca performans da doğal olarak eriyip gidiyor.
Bakım dediğimiz şey sadece zinciri değiştirmekle bitmiyor ki. O zinciri gergide tutan paletler, yağ basıncıyla çalışan o küçük gergiler de zincirle birlikte yaşlanıyor. Biri eskiyince ötekini de yanında sürüklüyor, dolayısıyla bir değişim niyetine girdiğimizde seti komple yenilemek en mantıklısı.
Sesi dinlemek, arabanın size ne anlatmak istediğini anlamak lazım aslında. Garip bir tıkırtı mı duydunuz, veya arıza lambası sebepsiz yere yakıldı mı... Hemen panik yapmayın ama kulak ardı da etmeyin, ustanın yolunu tutup bir dinletmekte fayda var.
Düzenli bakımı yapılan, kaliteli yağla beslenen bir triger zinciri kolay kolay yarı yolda bırakmaz insanı. Sadece o küçük ipuçlarını kaçırmamak, kaputun altından gelen seslere biraz daha hassas yaklaşmak gerekiyor. Sonuçta araba bizim arabamız, bakımını aksatmazsak o da bizi yolda bırakmaz.