Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Toyota'nın direksiyonuna her oturduğunda o güvenli hissi hatırlıyorsun değil mi... Sanki hiç üzmeyecek, hiç yolda bırakmayacak gibi gelen o sessiz motor... Son zamanlarda cüzdanı biraz fazla yakmaya başladığını sen de fark ettin galiba... Benzinliğe uğrama sıklığın arttı, göstergedeki o rakamlar içini cız ettiriyor...
Lastik havalarını en son ne zaman kontrol etmiştin... Hani o benzinlik köşelerindeki tozlu makineler var ya, işte onlardan bahsediyorum... Havaları biraz insin, asfaltla lastik arasındaki o sürtünme hemen artar... Motor daha çok çalışmak zorunda kalır, sen de fark etmeden istasyonda daha uzun kuyruklar beklersin...
Bagajda aylardır duran o ağır eşyaları bir boşaltmanın vakti gelmedi mi sence de... Piknik tüpü mü dersin, kıştan kalma zincirler mi... Arabayı hareket ettirmek için her seferinde o fazladan kiloları da peşinden sürüklüyor zavallı motor... Hafiflesin biraz o arka taraf, bak göreceksin nasıl rahat bir nefes alacak...
Klima dedin mi duracaksın, çünkü o konforun faturası genelde biraz ağır kesilir... Yaz sıcak bastı diye dereceleri sonuna kadar dayamak, aslında doğrudan depoya el uzatmak demek... Camları biraz aralamak bazen en akıllıca iş olur, elini çabuk tutmazsan motor devri hemen yukarı tırmanıverir...
Peki ya o sabah rutini... Marşa basar basmaz kontak kapatmadan öylece beklemek... Arabayı ısıtacağım derken aslında havaya benzin savuruyorsun bilgin olsun... Modern motorlar öyle eski şahinler doğanlar gibi değil, hareket etmeye başladığı an ısınıveriyor zaten... Durduğu yerde yaktığı o akaryakıt da cebine kar kalıyor...
Buji değişimi geldi de geçiyor belki de, kim bilir... Ateşleme zayıflayınca yakıt tam yanmıyor, çiğ benzin resmen boşa gidiyor... Usta eli değmeyeli epey olduysa, motor içeride kendi kendine debelenip duruyor yazık... Bakım zamanını geçirmenin bedeli de böylece istasyonda ağır bir şekilde ödeniyor...
Trafiğin o delirten dur-kalk temposu da işin tuzu biberi tabii... Önündeki araçla araya sürekli mesafe bırakıp akışına bıraksan kendini... Habire frene basıp gaz yemezsen o ibre de biraz aşağıda kalır... Biraz sakinlik, biraz sabır, inanki en az bir depo benzin tasarruf ettirir insana uzun vadede...
Lastik havalarını en son ne zaman kontrol etmiştin... Hani o benzinlik köşelerindeki tozlu makineler var ya, işte onlardan bahsediyorum... Havaları biraz insin, asfaltla lastik arasındaki o sürtünme hemen artar... Motor daha çok çalışmak zorunda kalır, sen de fark etmeden istasyonda daha uzun kuyruklar beklersin...
Bagajda aylardır duran o ağır eşyaları bir boşaltmanın vakti gelmedi mi sence de... Piknik tüpü mü dersin, kıştan kalma zincirler mi... Arabayı hareket ettirmek için her seferinde o fazladan kiloları da peşinden sürüklüyor zavallı motor... Hafiflesin biraz o arka taraf, bak göreceksin nasıl rahat bir nefes alacak...
Klima dedin mi duracaksın, çünkü o konforun faturası genelde biraz ağır kesilir... Yaz sıcak bastı diye dereceleri sonuna kadar dayamak, aslında doğrudan depoya el uzatmak demek... Camları biraz aralamak bazen en akıllıca iş olur, elini çabuk tutmazsan motor devri hemen yukarı tırmanıverir...
Peki ya o sabah rutini... Marşa basar basmaz kontak kapatmadan öylece beklemek... Arabayı ısıtacağım derken aslında havaya benzin savuruyorsun bilgin olsun... Modern motorlar öyle eski şahinler doğanlar gibi değil, hareket etmeye başladığı an ısınıveriyor zaten... Durduğu yerde yaktığı o akaryakıt da cebine kar kalıyor...
Buji değişimi geldi de geçiyor belki de, kim bilir... Ateşleme zayıflayınca yakıt tam yanmıyor, çiğ benzin resmen boşa gidiyor... Usta eli değmeyeli epey olduysa, motor içeride kendi kendine debelenip duruyor yazık... Bakım zamanını geçirmenin bedeli de böylece istasyonda ağır bir şekilde ödeniyor...
Trafiğin o delirten dur-kalk temposu da işin tuzu biberi tabii... Önündeki araçla araya sürekli mesafe bırakıp akışına bıraksan kendini... Habire frene basıp gaz yemezsen o ibre de biraz aşağıda kalır... Biraz sakinlik, biraz sabır, inanki en az bir depo benzin tasarruf ettirir insana uzun vadede...