Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kontak anahtarını çevirirsiniz ya da ostart düğmesine basarsınız ama tık yok; o sessizlik insanın ömrünü yer bitirir. Sabahın köründe işe yetişeceksiniz ya da akşam yorgun argın eve döneceksiniz, motor bir türlü hayata gelmiyor. Akü mü bitti, marş dinamosu mu yandı, yoksa işin ucunda daha büyük bir elektronik kriz mi var?
Direksiyonu sağa sola sallayıp kontağı tekrar zorlamak bir refleks olmuştur hepimizde ama nafile, göstergeler kısık bir lamba gibi sönüp gidiyor. Gösterge panelindeki o uyarı ışıkları yanıp sönerken aslında araba bizimle konuşmaya çalışıyor da biz mi anlamıyoruz? Bazen sadece akü kutup başı gevşer ya da vites P konumunda değildir, küçücük bir detay bütün planı altüst eder.
Yılların tecrübesiyle söylüyorum, yolda kalmak insanı o an vezir de eder rezil de; hele bir de aceleniz varsa zaman durur sanki. Kaputu açıp o karmaşık kablolara bakakalmak yerine önce derin bir nefes almak lazımdır... Belki de akü ömrünü tamamlamıştır ya da marş motoru kömürleri artık miadını doldurmuştur, kim bilir?
Usta çağırmadan önce marş motorundan o metalik "tık" sesinin gelip gelmediğine kulak kabartmak şarttır, çünkü o ses size arızanın adını fısıldar aslında. Eğer motor hiç ses çıkarmıyorsa aküden şüphelenin hemen, yok eğer marş basıyor ama motor bir türlü almıyorsa yakıt pompasına ya da ateşleme sistemine bakın.
Her şey yolundayken bir sabah yolda bırakmak, modern otomobillerin o gizli nazı olsa gerek; elektronik beyin bazen anlık bir hata koduyla aracı kilitler ve siz ne yaparsanız yapın çalıştıramazsınız. Kontak açıldığında o çıt sesini duyuyor musunuz, yoksa ortalık mezar sessizliğinde mi?
Biraz sabır, biraz dikkat ve doğru teşhis, sizi o sanayi masraflarından kurtaracak tek şeydir; aceleci davranıp rastgele parça değiştirmek en büyük hatadır. Belki de sadece anahtarın pili zayıflamıştır ve immobilizer sistemi aracı tanımadığı için motoru bloke ediyordur, küçük detaylar büyük baş ağrıları yaratır.
Şimdi o kaputu kapatın ve soğukkanlılıkla sorunun kaynağını arayın, çünkü arabalar inatçı sahiplerini değil, sakin insanları sever... Yolda kalmanın da bir adabı vardır nihayetinde, panik yapmadan adımları takip edin.
Direksiyonu sağa sola sallayıp kontağı tekrar zorlamak bir refleks olmuştur hepimizde ama nafile, göstergeler kısık bir lamba gibi sönüp gidiyor. Gösterge panelindeki o uyarı ışıkları yanıp sönerken aslında araba bizimle konuşmaya çalışıyor da biz mi anlamıyoruz? Bazen sadece akü kutup başı gevşer ya da vites P konumunda değildir, küçücük bir detay bütün planı altüst eder.
Yılların tecrübesiyle söylüyorum, yolda kalmak insanı o an vezir de eder rezil de; hele bir de aceleniz varsa zaman durur sanki. Kaputu açıp o karmaşık kablolara bakakalmak yerine önce derin bir nefes almak lazımdır... Belki de akü ömrünü tamamlamıştır ya da marş motoru kömürleri artık miadını doldurmuştur, kim bilir?
Usta çağırmadan önce marş motorundan o metalik "tık" sesinin gelip gelmediğine kulak kabartmak şarttır, çünkü o ses size arızanın adını fısıldar aslında. Eğer motor hiç ses çıkarmıyorsa aküden şüphelenin hemen, yok eğer marş basıyor ama motor bir türlü almıyorsa yakıt pompasına ya da ateşleme sistemine bakın.
Her şey yolundayken bir sabah yolda bırakmak, modern otomobillerin o gizli nazı olsa gerek; elektronik beyin bazen anlık bir hata koduyla aracı kilitler ve siz ne yaparsanız yapın çalıştıramazsınız. Kontak açıldığında o çıt sesini duyuyor musunuz, yoksa ortalık mezar sessizliğinde mi?
Biraz sabır, biraz dikkat ve doğru teşhis, sizi o sanayi masraflarından kurtaracak tek şeydir; aceleci davranıp rastgele parça değiştirmek en büyük hatadır. Belki de sadece anahtarın pili zayıflamıştır ve immobilizer sistemi aracı tanımadığı için motoru bloke ediyordur, küçük detaylar büyük baş ağrıları yaratır.
Şimdi o kaputu kapatın ve soğukkanlılıkla sorunun kaynağını arayın, çünkü arabalar inatçı sahiplerini değil, sakin insanları sever... Yolda kalmanın da bir adabı vardır nihayetinde, panik yapmadan adımları takip edin.