Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otoyolun ortasında, gece yarısına doğru, gösterge panelindeki o küçük kırmızı akü simgesi ansızın yanıverdiğinde insanın içinden bir şeylerin koptuğunu hissederim hep; sanki bütün o modern mühendislik harikası makine bir anda masum bir demir yığınına dönüşüverir ve sizi yolda yapayalnız bırakır.
Yıllar evvel eski Corolla ile seyahat ederken başıma gelen bu durum, aslında aracın bizimle konuştuğu o sessiz dillerden sadece biriydi; çünkü otomobiller asla sabahlara kadar susmazlar, sadece bizim onları dinlemeyi unuttuğumuz zamanlar olur.
Genellikle bu kırmızı ışığın yanması akünün tamamen bittiği anlamına gelmez, aksine o aküyü besleyen hayati damarların, yani alternatörün ve şarj dinamosunun artık yorulmaya başladığının en net itirafıdır.
Kayışın kopması ya da zamanla gevşeyip boşa çıkması, motorun kalbinden o elektrik akışını kesiverir; işte o an, dönen kasnakların sesiyle birlikte garip bir sessizlik kaplar ortalığı...
Bazen sadece kutup başlarındaki o beyazımsı oksit tabakası bile akünün nefes almasını engeller, minik bir tel fırça darbesiyle her şey düzeliverir aslında; kim bilir, belki de sorun sandığınızdan çok daha basittir.
Gösterge panelindeki o lamba yanıp sönmeye başladığında panik yapmak yerine müziği kapatıp motorun sesine kulak vermek gerekir; çünkü o motor size rölantide çalışırken bile pek çok ipucu fısıldar durur.
Eski bir gazeteci olarak onlarca araç test ettim, yüzlerce yolda kalmış sürücü hikayesi dinledim ve şunu çok net gördüm ki; Toyota gibi saat gibi çalışan makineler bile bazen ihmal edilmeye gelmez.
Akünün ömrü dolmuş olabilir mi acaba, yoksa üzerindeki o minik gözün rengi siyahlaşıp size değişim vaktinin geldiğini çoktan fısıldadı da siz mi fark etmediniz dersiniz?
Şarj sisteminin ürettiği voltajı bir multimetre ile ölçmek, bakkaldan ekmek almak kadar kolay bir işlemdir aslında; ama biz hep en kötü senaryoyu düşünmeye meyilliyizdir insan olarak.
Yolda kalmamak adına uzun yola çıkmadan önce kaputu açıp o bağlantı kablolarına şöyle bir göz atmak, inanın bana sonradan çekilecek onca çekici çilesinden ve servis masrafından çok daha kıymetlidir.
Yıllar evvel eski Corolla ile seyahat ederken başıma gelen bu durum, aslında aracın bizimle konuştuğu o sessiz dillerden sadece biriydi; çünkü otomobiller asla sabahlara kadar susmazlar, sadece bizim onları dinlemeyi unuttuğumuz zamanlar olur.
Genellikle bu kırmızı ışığın yanması akünün tamamen bittiği anlamına gelmez, aksine o aküyü besleyen hayati damarların, yani alternatörün ve şarj dinamosunun artık yorulmaya başladığının en net itirafıdır.
Kayışın kopması ya da zamanla gevşeyip boşa çıkması, motorun kalbinden o elektrik akışını kesiverir; işte o an, dönen kasnakların sesiyle birlikte garip bir sessizlik kaplar ortalığı...
Bazen sadece kutup başlarındaki o beyazımsı oksit tabakası bile akünün nefes almasını engeller, minik bir tel fırça darbesiyle her şey düzeliverir aslında; kim bilir, belki de sorun sandığınızdan çok daha basittir.
Gösterge panelindeki o lamba yanıp sönmeye başladığında panik yapmak yerine müziği kapatıp motorun sesine kulak vermek gerekir; çünkü o motor size rölantide çalışırken bile pek çok ipucu fısıldar durur.
Eski bir gazeteci olarak onlarca araç test ettim, yüzlerce yolda kalmış sürücü hikayesi dinledim ve şunu çok net gördüm ki; Toyota gibi saat gibi çalışan makineler bile bazen ihmal edilmeye gelmez.
Akünün ömrü dolmuş olabilir mi acaba, yoksa üzerindeki o minik gözün rengi siyahlaşıp size değişim vaktinin geldiğini çoktan fısıldadı da siz mi fark etmediniz dersiniz?
Şarj sisteminin ürettiği voltajı bir multimetre ile ölçmek, bakkaldan ekmek almak kadar kolay bir işlemdir aslında; ama biz hep en kötü senaryoyu düşünmeye meyilliyizdir insan olarak.
Yolda kalmamak adına uzun yola çıkmadan önce kaputu açıp o bağlantı kablolarına şöyle bir göz atmak, inanın bana sonradan çekilecek onca çekici çilesinden ve servis masrafından çok daha kıymetlidir.