Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyon başına geçtiğimizde hepimizin en büyük kâbuslarından biridir o küçük hararet göstergesinin aniden yükselmeye başlaması. Motor kaputunun altından yükselen o gizemli sıcaklık sadece cebimizi değil, bütün günümüzü mahvedebilir. İşte tam bu anlarda gözlerimiz hemen ön taraftaki soğutma fanını arar, o tanıdık üfleme sesini duymak isteriz. Peki ya o fan bir türlü devreye girmezse? Sürücüler olarak genellik suçu hemen fan motoruna ya da sigortalara atma eğilimindeyizdir ancak asıl fail çok daha derinde, motorun kalbinde saklanıyor olabilir. Soğutma sisteminin gizli orkestra şefi olan termostat görevini yapmadığında, fan sisteminin tamamen sağlıklı olması bile hiçbir şey ifade etmez. Yani sorumuzun net ve kısa cevabı kesinlikle evet; arızalı bir termostat, fanın sanki hiç yokmuş gibi sessizliğe bürünmesine doğrudan yol açar.
Motorun içinde dolaşan soğutma sıvısının hareketini kontrol eden bu küçük mekanik parça, aslında basit bir vana gibi çalışır. Motor henüz soğukken sıvının radyatöre gitmesini engelleyerek aracın ideal çalışma sıcaklığına ulaşmasını sağlar, ısındıkça da yavaşça açılarak sıcak suyu radyatöre gönderir... Eğer termostat kapalı konumda takılı kalırsa, motor bloğunun içindeki su adeta bir düdüklü tencere gibi kaynamaya başlar ancak bu sıcak su radyatöre ulaşamaz. Radyatörün üzerinde bulunan ve fanı çalıştırmakla görevli olan fan müşürü ise radyatördeki su soğuk kaldığı için motorun yandığından tamamen habersiz bir şekilde beklemeye devam eder. Kısacası fan sağlamdır, elektrik tesisatı tıkır tıkır çalışıyordur ama fanı devreye sokacak olan o sıcak su iletisi adrese teslim edilemediği için sistem hareketsiz kalır. Bazen de tam tersi olur, termostat açık kalır ve araç bir türlü ısınmaz ama o başka bir hikâye...
Otomobil sanayilerinde ustalarla biraz vakit geçirdiyseniz, bu sorunun ne kadar sık karşılaşılan bir teşhis hatası olduğunu az çok bilirsiniz. Birçok sürücü fan açılmadığı için doğruca elektrikçinin yolunu tutar, fan motoru değiştirilir, röleler kontrol edilir ama sorun bir türlü çözülemez. İşin doğrusu, radyatörün üst hortumuna elinizi uzattığınızda o hortum buz gibiyse ama motor hararet yapıyorsa, oklar doğrudan termostatı gösteriyordur. Sıcaklığın fan müşürüne ulaşamadığı bir senaryoda fanın kendi kendine uyanmasını beklemek, kapısı kilitli bir odaya girmeye çalışmaktan farksızdır. Birkaç yüz liralık küçük bir parçanın, binlerce liralık koca bir motoru nasıl kilitlediğine şahit olmak gerçekten ürkütücü...
Yollarda çaresizce sağa çekip kaputu açtığımız o anlarda, sorunun kaynağını doğru okuyabilmek hayati önem taşır. Termostat açılmadığında motor sıcaklığı tehlikeli boyutlara ulaşırken, fanın kılı bile kıpırdamaz ve biz de dışarıdan bakıp "bu fan neden dönmüyor" diye söylenir dururuz. Aslında yapılması gereken şey gayet basittir; hararet yükseldiği halde fan devreye girmiyorsa ve radyatör alt-üst hortumları arasında aşırı bir sıcaklık farkı varsa, elektrik aksamıyla uğraşmayı bir kenara bırakıp doğrudan soğutma vanasına bakmak gerekir. Aracımızın dilinden anlamak, bize sadece zaman ve para kazandırmaz, aynı zamanda otoban kenarlarında çekici bekleme çilesinden de kurtarır.
Motorun içinde dolaşan soğutma sıvısının hareketini kontrol eden bu küçük mekanik parça, aslında basit bir vana gibi çalışır. Motor henüz soğukken sıvının radyatöre gitmesini engelleyerek aracın ideal çalışma sıcaklığına ulaşmasını sağlar, ısındıkça da yavaşça açılarak sıcak suyu radyatöre gönderir... Eğer termostat kapalı konumda takılı kalırsa, motor bloğunun içindeki su adeta bir düdüklü tencere gibi kaynamaya başlar ancak bu sıcak su radyatöre ulaşamaz. Radyatörün üzerinde bulunan ve fanı çalıştırmakla görevli olan fan müşürü ise radyatördeki su soğuk kaldığı için motorun yandığından tamamen habersiz bir şekilde beklemeye devam eder. Kısacası fan sağlamdır, elektrik tesisatı tıkır tıkır çalışıyordur ama fanı devreye sokacak olan o sıcak su iletisi adrese teslim edilemediği için sistem hareketsiz kalır. Bazen de tam tersi olur, termostat açık kalır ve araç bir türlü ısınmaz ama o başka bir hikâye...
Otomobil sanayilerinde ustalarla biraz vakit geçirdiyseniz, bu sorunun ne kadar sık karşılaşılan bir teşhis hatası olduğunu az çok bilirsiniz. Birçok sürücü fan açılmadığı için doğruca elektrikçinin yolunu tutar, fan motoru değiştirilir, röleler kontrol edilir ama sorun bir türlü çözülemez. İşin doğrusu, radyatörün üst hortumuna elinizi uzattığınızda o hortum buz gibiyse ama motor hararet yapıyorsa, oklar doğrudan termostatı gösteriyordur. Sıcaklığın fan müşürüne ulaşamadığı bir senaryoda fanın kendi kendine uyanmasını beklemek, kapısı kilitli bir odaya girmeye çalışmaktan farksızdır. Birkaç yüz liralık küçük bir parçanın, binlerce liralık koca bir motoru nasıl kilitlediğine şahit olmak gerçekten ürkütücü...
Yollarda çaresizce sağa çekip kaputu açtığımız o anlarda, sorunun kaynağını doğru okuyabilmek hayati önem taşır. Termostat açılmadığında motor sıcaklığı tehlikeli boyutlara ulaşırken, fanın kılı bile kıpırdamaz ve biz de dışarıdan bakıp "bu fan neden dönmüyor" diye söylenir dururuz. Aslında yapılması gereken şey gayet basittir; hararet yükseldiği halde fan devreye girmiyorsa ve radyatör alt-üst hortumları arasında aşırı bir sıcaklık farkı varsa, elektrik aksamıyla uğraşmayı bir kenara bırakıp doğrudan soğutma vanasına bakmak gerekir. Aracımızın dilinden anlamak, bize sadece zaman ve para kazandırmaz, aynı zamanda otoban kenarlarında çekici bekleme çilesinden de kurtarır.