Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Zehirli bir sessizliktir o an; klima çalışır ama içerisi fırın gibi yanmaya devam eder... Suzuki sürücülerinin yaz sıcağında kabusu olan gaz kaçağı meselesi, aslında aracınızın size attığı en net imdat çığlığıdır. Kimse inceden inceden sızan o gazı ilk başta fark etmez; ta ki direksiyon başında terden sırılsıklam olana dek.
Boru hatlarındaki o minicik çatlaklar, yılların verdiği titreşimle birleştiğinde R134a ya da R1234yf soğutucu akışkan için adeta kaçış tüneline dönüşür. Titreşim dedik geçtik; o motor her çukura girdiğinde esniyor, metal yoruluyor ve bir yerlerden o değerli gaz uçup gidiyor. Görmüyorsunuz diye sorun yok sanıyorsunuz ama fizik kuralları asla acımasızdır...
Kompresörün devreye girip çıktığı o çıt sesini duyuyorsunuz da peki ya sonrasındaki o derin sessizlik? İşte o ses yoksa gaz basınç müşürü sistemi kilitlemiş demektir; yani kompresör kendini korumaya almak için duruyor. Tamirciye gidip "abiciyim buna biraz gaz basalım yeter" derseniz paranızı sokağa atarsınız, nokta. Kaçağı bulup kaynaklamadan basılan her gram gaz, gökyüzüne uçan paradan başka bir şey değildir.
Gözle görülmeyen bu kaçağın peşine düşmek tam bir detektiflik hikayesidir; UV boyası basarsınız, mor ışıkla motorun kuytularını gezersiniz ve o yeşil ışıltıyı gördüğünüz an tüm gizem çözülür. Bakımsız kalan radyatör petekleri taş darbesiyle delinmiş de olabilir, rekor bağlantıları gevşemiş de... Hangisi olursa olsun, o sistem havayla temas ettiği an içeriye nem dolar ve içeriden çürümeye başlar.
Yaz bitiyor nasılsa diye bu işi ertelemeyin sakın; çünkü kışın da buğu çözen camları açmak için o klimaya ihtiyacınız olacak. Basit bir sibop contasından kaçan gaz bile bütün sistemi çökertebilir bazen... Cüzdanınızı korumanın tek yolu, ilk üfleme zayıfladığında hemen ustanın kapısını çalmaktır.
Boru hatlarındaki o minicik çatlaklar, yılların verdiği titreşimle birleştiğinde R134a ya da R1234yf soğutucu akışkan için adeta kaçış tüneline dönüşür. Titreşim dedik geçtik; o motor her çukura girdiğinde esniyor, metal yoruluyor ve bir yerlerden o değerli gaz uçup gidiyor. Görmüyorsunuz diye sorun yok sanıyorsunuz ama fizik kuralları asla acımasızdır...
Kompresörün devreye girip çıktığı o çıt sesini duyuyorsunuz da peki ya sonrasındaki o derin sessizlik? İşte o ses yoksa gaz basınç müşürü sistemi kilitlemiş demektir; yani kompresör kendini korumaya almak için duruyor. Tamirciye gidip "abiciyim buna biraz gaz basalım yeter" derseniz paranızı sokağa atarsınız, nokta. Kaçağı bulup kaynaklamadan basılan her gram gaz, gökyüzüne uçan paradan başka bir şey değildir.
Gözle görülmeyen bu kaçağın peşine düşmek tam bir detektiflik hikayesidir; UV boyası basarsınız, mor ışıkla motorun kuytularını gezersiniz ve o yeşil ışıltıyı gördüğünüz an tüm gizem çözülür. Bakımsız kalan radyatör petekleri taş darbesiyle delinmiş de olabilir, rekor bağlantıları gevşemiş de... Hangisi olursa olsun, o sistem havayla temas ettiği an içeriye nem dolar ve içeriden çürümeye başlar.
Yaz bitiyor nasılsa diye bu işi ertelemeyin sakın; çünkü kışın da buğu çözen camları açmak için o klimaya ihtiyacınız olacak. Basit bir sibop contasından kaçan gaz bile bütün sistemi çökertebilir bazen... Cüzdanınızı korumanın tek yolu, ilk üfleme zayıfladığında hemen ustanın kapısını çalmaktır.