Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Hemen kontak anahtarını çevirdiğinizde o alıştığınız hafif vızıltı sesi gelmiyorsa, arkada bir yerlerde işler sarpa sarıyor demektir; zira depo içerisindeki o küçük elektrikli motor artık son nefesini veriyor olabilir. Basınç regülatörünün tahammül sınırını aşan dalgalanmalar, özellikle 3 ila 4 bar arasında sabit kalması gereken yakıt rayı basıncını yerle bir ederken, motor kontrol ünitesi (ECU) bu durumu düzeltmek için enjektör açık kalma sürelerini uzatmak zorunda kalıyor... Aslında işin özü tam olarak budur, yani sistem kendi kendini kurtarmaya çalışırken anlık yakıt tüketim grafiği altüst olur.
Yokuş yukarı tırmanırken birdenbire motorun devir çevirmeyi kesmesi ve gaz pedalına verdiğiniz tepkinin karşılıksız kalması, size o an depodaki pompanın debi düşüşü yaşadığını fısıldar; tabii aniden yığılan o metal kütlesinin içinde ne olduğunu o saniyede kim umursar ki... Bobinlerin yeterli akaryakıt beslemesi alamadığı için yanıltıcı ateşleme atlamaları (misfire) yapması, egzoz manifoldunda çiğ yakıt patlamalarına yol açarken katalitik konvertörün sicilini de ciddi şekilde bozar.
Sabahları motoru ilk çalıştırdığınızda marş süresinin normalden iki ya da üç kat daha uzun sürmesi, hatta ancak gaz pedalına hafifçe dokunduğunuzda anca toparlaması, çek valfin artık basıncı depoda tutamadığının en net kanıtıdır... Pompanın iç mekanizmasındaki aşınmış komütatör kömürleri zamanla akım direncini artırır ve bu direnç soket uçlarında erimeye varan lokal ısı artışlarına neden olur; işte tam bu noktada sigorta kutusundaki o 15 amperlik koruma elemanı durduk yere atıverir.
Aracınız trafikte normal seyrindeyken birden bire silkelemeye başlıyor ve motor arıza lambası yanıp sönüyorsa, hemen sağa çekip filtrenin durumuna değil doğrudan pompanın çektiği akımı ampermetre ile kontrol edin derim ben... İçerisindeki türbin kanatçıkları zamanla tortu ve pas yüzünden sıkışan bir pompa, devrini alamadığı için vites geçişlerinde ani gaz kesilmelerine ve rölanti dalgalanmalarına davetiye çıkarır.
Yokuş yukarı tırmanırken birdenbire motorun devir çevirmeyi kesmesi ve gaz pedalına verdiğiniz tepkinin karşılıksız kalması, size o an depodaki pompanın debi düşüşü yaşadığını fısıldar; tabii aniden yığılan o metal kütlesinin içinde ne olduğunu o saniyede kim umursar ki... Bobinlerin yeterli akaryakıt beslemesi alamadığı için yanıltıcı ateşleme atlamaları (misfire) yapması, egzoz manifoldunda çiğ yakıt patlamalarına yol açarken katalitik konvertörün sicilini de ciddi şekilde bozar.
Sabahları motoru ilk çalıştırdığınızda marş süresinin normalden iki ya da üç kat daha uzun sürmesi, hatta ancak gaz pedalına hafifçe dokunduğunuzda anca toparlaması, çek valfin artık basıncı depoda tutamadığının en net kanıtıdır... Pompanın iç mekanizmasındaki aşınmış komütatör kömürleri zamanla akım direncini artırır ve bu direnç soket uçlarında erimeye varan lokal ısı artışlarına neden olur; işte tam bu noktada sigorta kutusundaki o 15 amperlik koruma elemanı durduk yere atıverir.
Aracınız trafikte normal seyrindeyken birden bire silkelemeye başlıyor ve motor arıza lambası yanıp sönüyorsa, hemen sağa çekip filtrenin durumuna değil doğrudan pompanın çektiği akımı ampermetre ile kontrol edin derim ben... İçerisindeki türbin kanatçıkları zamanla tortu ve pas yüzünden sıkışan bir pompa, devrini alamadığı için vites geçişlerinde ani gaz kesilmelerine ve rölanti dalgalanmalarına davetiye çıkarır.