Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabanın kaputunu açıp yağ çubuğunu çektiğinizde o seviyenin her geçen hafta biraz daha aşağı indiğini görmek insanı ciddi anlamda gerebilir. Hele ki motorun altında gram yağ sızıntısı yoksa, asfalta tek bir damla bile damlamıyorsa… İşte orada devreye doğrudan subap keçeleri giriyor. Nitril Kauçuk (NBR) veya daha dayanıklı olan Floroelastomer (FKM) malzemeden üretilen bu küçücük contalar, zamanla yanma odasındaki o korkunç ısıya ve sürekli sürtünmeye dayanamayıp sertleşiyor, elastikiyetini yitiriyor. Silindir kapağının üst kısmındaki yağ gaydların arasından süzülüp doğruca emme veya egzoz manifolduna sızmaya başladı mı, eksilme kaçınılmaz oluyor zaten.
Sabahları aracı ilk çalıştırdığınız an egzozdan şöyle koyu, maviye çalan bir duman yükseliyorsa durup bir düşünmek lazım. Gece boyunca motor dururken silindir kapağında biriken yağ, o sertleşmiş keçelerin arasından süzülüp pistonun tepesinde birikiyor sanki… Kontak anahtarını çevirdiğinizde de yanma odasındaki o ilk patlamayla birlikte kurumla karışık yağ birden yanıp egzozdan çıkıyor. Kompresör segmanları aşınmış olsa dumanı sürekli atar araba, oysa keçeler kaçırdığında duman ilk çalıştırmada veya uzun süreli rölanti beklemelerinden sonra gaz verince belirir sadece. Sonra bir bakmışsınız birkaç dakika içinde o mavi duman birden kaybolmuş.
Uzun bir kırmızı ışıkta beklediniz, motor rölantide kendi halinde çalıştı ve yeşil yanınca gaza bastınız; arkadaki aracın sisler içinde kaldığını mı fark ettiniz? Rölantideyken emme manifoldundaki vakum değeri tavan yapar, yani motor içeriye deli gibi hava çekmek ister. Subap sapı ile gayd arasındaki boşluktan o yüksek vakumun etkisiyle çekilen motor yağı, silindire dolar da dolar… Işıkta beklerken o yağı emip biriktiriyor işte, gaza bastığınız an da hepsini birden yakıp egzoza fırlatıyor. Kompresör testi yaptırsanız silindir basınçları canavar gibi çıkar ama yağ eksilmeye devam eder, garip değil mi?
Buji tırnaklarının üzerinde simsiyah, yapışkan ve ıslak bir kurum birikintisi görüyorsanız şüphelerinizi tamamen o küçük kauçuk parçalara yoğunlaştırabilirsiniz. Yağ yanma odasına üstten, yani subaplar kanalıyla girdiğinde bujinin dişlerine ve porselen kısmının ucuna sıçrar. Bir süre sonra bu yağ birikintisi porselen izolatörü kaplar ve aracın ateşleme sistemini bozup silindirde tekleme (misfire) yapmasına yol açar. Hatta bazen arıza lambası yakar motor, cihaza bağlarsınız "Ateşleme Hatası" der ama asıl suçlu ateşleme bobini değil, tepeden süzülen o lanet olası yağdır.
Katalitik konvertörün erken yaşlanması ve tıkalı EGR valfi sorunları da aslında hep bu keçe sertleşmesinin gizli sonuçlarıdır. Yanma odasında tam olarak yanmayan 5W-30 veya 10W-40 motor yağı, egzoz gazıyla birlikte doğrudan katalizörün peteklerine yapışır. O seramik gözenekler yağ kurumuyla kaplandıkça araba nefes alamaz hale gelir, çekişten düşer, yakıt tüketimi ansızın fırlayıp gider… Motorun üst kapağını söktürmek gözde büyür hep, maliyetli gelir ama o keçeleri değiştirmeyip erteledikçe egzoz sistemine verilen zarar çok daha tuzluya patlar adama.
Yağın vizkozitesini artırıp 20W-50 gibi kalın yağlar koyarak bu sorunu çözeceğini sananlar oluyor bazen, büyük yanılgı… Kalın yağ belki keçeden süzülmeyi bir miktar geciktirir ama bu sefer de eksantrik miline ve yataklara yeterli yağlama yapamazsınız, motoru elinize alırsınız. Silindir kapak contasını yakmakla veya segman kırmakla karıştırılır çoğu zaman bu durum. Oysa kapak sökülmeden, özel aparatı sayesinde sadece eksantrik milleri boşa çıkarılarak üstten keçe değişimi yapan usta bulursanız, hem işçilikten hem zamandan muazzam tasarruf edersiniz.
Sabahları aracı ilk çalıştırdığınız an egzozdan şöyle koyu, maviye çalan bir duman yükseliyorsa durup bir düşünmek lazım. Gece boyunca motor dururken silindir kapağında biriken yağ, o sertleşmiş keçelerin arasından süzülüp pistonun tepesinde birikiyor sanki… Kontak anahtarını çevirdiğinizde de yanma odasındaki o ilk patlamayla birlikte kurumla karışık yağ birden yanıp egzozdan çıkıyor. Kompresör segmanları aşınmış olsa dumanı sürekli atar araba, oysa keçeler kaçırdığında duman ilk çalıştırmada veya uzun süreli rölanti beklemelerinden sonra gaz verince belirir sadece. Sonra bir bakmışsınız birkaç dakika içinde o mavi duman birden kaybolmuş.
Uzun bir kırmızı ışıkta beklediniz, motor rölantide kendi halinde çalıştı ve yeşil yanınca gaza bastınız; arkadaki aracın sisler içinde kaldığını mı fark ettiniz? Rölantideyken emme manifoldundaki vakum değeri tavan yapar, yani motor içeriye deli gibi hava çekmek ister. Subap sapı ile gayd arasındaki boşluktan o yüksek vakumun etkisiyle çekilen motor yağı, silindire dolar da dolar… Işıkta beklerken o yağı emip biriktiriyor işte, gaza bastığınız an da hepsini birden yakıp egzoza fırlatıyor. Kompresör testi yaptırsanız silindir basınçları canavar gibi çıkar ama yağ eksilmeye devam eder, garip değil mi?
Buji tırnaklarının üzerinde simsiyah, yapışkan ve ıslak bir kurum birikintisi görüyorsanız şüphelerinizi tamamen o küçük kauçuk parçalara yoğunlaştırabilirsiniz. Yağ yanma odasına üstten, yani subaplar kanalıyla girdiğinde bujinin dişlerine ve porselen kısmının ucuna sıçrar. Bir süre sonra bu yağ birikintisi porselen izolatörü kaplar ve aracın ateşleme sistemini bozup silindirde tekleme (misfire) yapmasına yol açar. Hatta bazen arıza lambası yakar motor, cihaza bağlarsınız "Ateşleme Hatası" der ama asıl suçlu ateşleme bobini değil, tepeden süzülen o lanet olası yağdır.
Katalitik konvertörün erken yaşlanması ve tıkalı EGR valfi sorunları da aslında hep bu keçe sertleşmesinin gizli sonuçlarıdır. Yanma odasında tam olarak yanmayan 5W-30 veya 10W-40 motor yağı, egzoz gazıyla birlikte doğrudan katalizörün peteklerine yapışır. O seramik gözenekler yağ kurumuyla kaplandıkça araba nefes alamaz hale gelir, çekişten düşer, yakıt tüketimi ansızın fırlayıp gider… Motorun üst kapağını söktürmek gözde büyür hep, maliyetli gelir ama o keçeleri değiştirmeyip erteledikçe egzoz sistemine verilen zarar çok daha tuzluya patlar adama.
Yağın vizkozitesini artırıp 20W-50 gibi kalın yağlar koyarak bu sorunu çözeceğini sananlar oluyor bazen, büyük yanılgı… Kalın yağ belki keçeden süzülmeyi bir miktar geciktirir ama bu sefer de eksantrik miline ve yataklara yeterli yağlama yapamazsınız, motoru elinize alırsınız. Silindir kapak contasını yakmakla veya segman kırmakla karıştırılır çoğu zaman bu durum. Oysa kapak sökülmeden, özel aparatı sayesinde sadece eksantrik milleri boşa çıkarılarak üstten keçe değişimi yapan usta bulursanız, hem işçilikten hem zamandan muazzam tasarruf edersiniz.