Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Güneşli bir salı sabahı klinikte çayımı yudumlarken kapı çaldı; içeri yirmili yaşlarının ortasında, heyecanından yerinde duramayan bir genç kadın girdi. Yıllardır hayalini kurduğu o silikon implant ameliyatı için gün alacaktı ama elindeki tahlil listesine bakıp "Yahu ameliyatı yapacak olan plastik cerrah zaten her şeyi görecek, şimdi bu ultrason da nereden çıktı abi?" diye söyleniyordu. İnsan doğası gereği aceleci tabii, bir an önce o arzuladığı sonuca ulaşmak istiyor. Fakat o dokunun altında, dışarıdan bakınca hiç belli olmayan, sessiz sedasız bekleyen kitleler olabileceği gerçeği... İşte o an durup düşünmek gerekiyor. Operasyon masasına yatmadan önce o dokuyu her açısıyla röntgenlemek, tabiri caizse içinin haritasını çıkarmak hayat kurtarır vallahi.
Görüşme odasından içeri giren hemen her hastanın gözlerinde benzer bir sabırsızlık Okunur: Bir an önce işlemler bitsin, aynadaki o yeni görüntüye kavuşulsun. Peki ama ya o hevesle girilen ameliyatta beklenmedik bir sürprizle karşılaşılırsa? Cerrah tam dokuyu şekillendirecekken, ne idüğü belirsiz bir kistle göz göze gelse... Bütün planlar altüst olur, o an ameliyatı durdurmak mı gerekir yoksa riske girip devam etmek mi? İşte tam da bu belirsizliği ortadan kaldırmak için ultrason cihazının o soğuk jeli sürülüyor o memeye. Resmin bütününü görmeden yola çıkmak, gözü kapalı araba kullanmaya benzer desek yeridir.
Geçenlerde eski bir meslektaşımla kahve içerken laf döndü dolaştı bu estetik meselelerine geldi. "Ya kardeş," dedi, "altı üstı bir implant koyup çıkacaklar, ne diye bu kadar detaylı tetkik istiyorlar ki?" Ah be güzel dostum, işin aslı hiç de öyle zannettiğin kadar yüzeysel değil işte. Prostetik bir malzemeyi dokunun altına yerleştirmeden önce o zeminin ne kadar sağlam olduğunu bilmek şart. Tarlaya tohum ekmeden önce toprağı analiz etmek gibi bir şey bu. Sonradan "Keşke en başında baksaydık" dememek için, o ilk adımı sağlam atmak şart.
Aynanın karşısına geçip "Ben değişim istiyorum" demek harika bir duygu, insanı gençleştiriyor adeta. Ama o estetik cerrahi kararı alındığı an, güzellik kaygısının arkasında mutlaka tıbbi bir disiplin durmalı. Bazen minicik bir fibroadenom, yani zararsız bir doku büyümesi bile müdahale esnasında cerrahın yolunu kesebilir. Ne gerek var ameliyat esnasında strese girmeye, riski sıfırlamak varken? Hazırlık sürecini baştan sıkı tutmak, sonradan yaşanacak pişmanlıkların önüne geçer...
Doktor ultrason probunu gezdirirken ekrandaki siyah beyaz dalgalara bakıp "Acaba bir şey mi var?" diye endişelenmek çok insani. Bir danışanım, sırf bu korku yüzünden randevusunu üç kez ertelediğini itiraf etmişti; vallahi şaşırdım kaldım. Hâlbuki o birkaç dakikalık tarama, korkulacak bir şey olmadığını kanıtlayıp içinizi rahatlatmak için var. Zaten amaç kötü bir şey bulmak değil ki; amaç, giden yolda önünüzü tamamen temizlemek. Korkunun ecele faydası yok derler ya, sağlığın ertelemesi hiç olmaz.
Silikon ameliyatı sonrasında dokuların yapısı değişiyor, içerideki implant sebebiyle elle muayene veya ileride yapılacak kontroller biraz daha detay gerektiriyor. Yani operasyon öncesindeki o son görüntü, sizin gelecekteki tıbbi arşivinizin en kıymetli referans noktası olacak. Yarın bir gün rutin bir kontrole gittiğinizde radyolog, "Ameliyattan önce durum neymiş?" diye soracak ilk iş. Şimdiden o temiz kâğıdını elinize alıp arşive koymak varken, geleceği niye riske atasınız ki?
Klinikten içeri adım atan herkesin hikâyesi farklı ama aradığı huzur aynı. Kendinizi uzman hekimlerin tecrübeli ellerine teslim ederken, sürecin her aşamasını tam ve eksiksiz tamamlamanın verdiği o iç rahatlığı hiçbir şeyle ölçülemez. Sonuçta estetik, kendimizi daha iyi hissetmek için yaptığımız bir yatırım... Sağlam bir temel üzerine inşa edilmemiş hiçbir yapı uzun ömürlü olamaz, bunu asla unutmamak gerek.
Görüşme odasından içeri giren hemen her hastanın gözlerinde benzer bir sabırsızlık Okunur: Bir an önce işlemler bitsin, aynadaki o yeni görüntüye kavuşulsun. Peki ama ya o hevesle girilen ameliyatta beklenmedik bir sürprizle karşılaşılırsa? Cerrah tam dokuyu şekillendirecekken, ne idüğü belirsiz bir kistle göz göze gelse... Bütün planlar altüst olur, o an ameliyatı durdurmak mı gerekir yoksa riske girip devam etmek mi? İşte tam da bu belirsizliği ortadan kaldırmak için ultrason cihazının o soğuk jeli sürülüyor o memeye. Resmin bütününü görmeden yola çıkmak, gözü kapalı araba kullanmaya benzer desek yeridir.
Geçenlerde eski bir meslektaşımla kahve içerken laf döndü dolaştı bu estetik meselelerine geldi. "Ya kardeş," dedi, "altı üstı bir implant koyup çıkacaklar, ne diye bu kadar detaylı tetkik istiyorlar ki?" Ah be güzel dostum, işin aslı hiç de öyle zannettiğin kadar yüzeysel değil işte. Prostetik bir malzemeyi dokunun altına yerleştirmeden önce o zeminin ne kadar sağlam olduğunu bilmek şart. Tarlaya tohum ekmeden önce toprağı analiz etmek gibi bir şey bu. Sonradan "Keşke en başında baksaydık" dememek için, o ilk adımı sağlam atmak şart.
Aynanın karşısına geçip "Ben değişim istiyorum" demek harika bir duygu, insanı gençleştiriyor adeta. Ama o estetik cerrahi kararı alındığı an, güzellik kaygısının arkasında mutlaka tıbbi bir disiplin durmalı. Bazen minicik bir fibroadenom, yani zararsız bir doku büyümesi bile müdahale esnasında cerrahın yolunu kesebilir. Ne gerek var ameliyat esnasında strese girmeye, riski sıfırlamak varken? Hazırlık sürecini baştan sıkı tutmak, sonradan yaşanacak pişmanlıkların önüne geçer...
Doktor ultrason probunu gezdirirken ekrandaki siyah beyaz dalgalara bakıp "Acaba bir şey mi var?" diye endişelenmek çok insani. Bir danışanım, sırf bu korku yüzünden randevusunu üç kez ertelediğini itiraf etmişti; vallahi şaşırdım kaldım. Hâlbuki o birkaç dakikalık tarama, korkulacak bir şey olmadığını kanıtlayıp içinizi rahatlatmak için var. Zaten amaç kötü bir şey bulmak değil ki; amaç, giden yolda önünüzü tamamen temizlemek. Korkunun ecele faydası yok derler ya, sağlığın ertelemesi hiç olmaz.
Silikon ameliyatı sonrasında dokuların yapısı değişiyor, içerideki implant sebebiyle elle muayene veya ileride yapılacak kontroller biraz daha detay gerektiriyor. Yani operasyon öncesindeki o son görüntü, sizin gelecekteki tıbbi arşivinizin en kıymetli referans noktası olacak. Yarın bir gün rutin bir kontrole gittiğinizde radyolog, "Ameliyattan önce durum neymiş?" diye soracak ilk iş. Şimdiden o temiz kâğıdını elinize alıp arşive koymak varken, geleceği niye riske atasınız ki?
Klinikten içeri adım atan herkesin hikâyesi farklı ama aradığı huzur aynı. Kendinizi uzman hekimlerin tecrübeli ellerine teslim ederken, sürecin her aşamasını tam ve eksiksiz tamamlamanın verdiği o iç rahatlığı hiçbir şeyle ölçülemez. Sonuçta estetik, kendimizi daha iyi hissetmek için yaptığımız bir yatırım... Sağlam bir temel üzerine inşa edilmemiş hiçbir yapı uzun ömürlü olamaz, bunu asla unutmamak gerek.