Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabanın kaputunu kaldırdığınızda o simsiyah, karmaşık metal yığınının içinde ufacık bir kauçuk halkanın koca bir motoru nasıl felç edebildiğine akıl sırrı erdiremezsiniz. Turbo keçesi dediğimiz o minnacık parça, tam olarak böyle bir saatli bomba işte. Bitti mi bitiyor; kaçarı yok. Sadece birkaç milimlik bir sızdırmazlık elemanı yüzünden binlerce liranızı sanayi sitelerinde bırakmak istemiyorsanız, o küçük halkanın size gönderdiği gizli sinyalleri okumayı öğreneceksiniz.
Gaza yüklendiğinizde dikiz aynasından arkaya bakıp "Aman tanrım, arkamda yangın mı çıktı?" diye panikliyorsanız, geçmiş olsun; turbo keçesi çoktan pes etmiş demektir. Egzozdan çıkan o kesif, maviye çalan duman var ya... O duman aslında motorunuzun feryadıdır, doğrudan yağan paradır. Keçe aşındıkça motor yağı doğrudan sıcak turbonun içine, oradan da egzoza sızar ve araba adeta bir sis bombasına dönüşür. Bazen hafif bir gri gibi başlar, fark etmezsiniz bile... Sonra bir bakmışsınız şehir içi trafikte herkes sizden kaçıyor.
Motor yağ seviye çubuğunu çekip baktığınızda her hafta yağın azaldığını görmek, sürücünün sinirini altüst eden o belirsizliğin ta kendisidir. Nereye gidiyor bu yağ, nereye buharlaşıyor? Altında damlama yok, park ettiğiniz yer tertemiz ama eksilen eksilene. İşte keçe patladığında yağ dışarıya değil, doğrudan silindirlere veya egzoz sistemine kaçar; yani sızıntıyı aracın altında aramak tamamen zaman kaybıdır. Yağ eksiliyorsa ve altı kuruysa, gözünüzü direkt turboya dikin.
Aracın o eski yırtıcı ivmelenmesinden eser kalmadıysa, gaza bastığınızda araba isteksizce bağırıp öylece yerinde sayıyorsa ritim bozulmuş demektir. Turbo keçesi işlevini yitirdiğinde sistemdeki o hassas basınç dengesi darmadağın olur. Hava ile yağın birbirine karıştığı bir ortamda turbonun o muazzam gücü üretmesini bekleyemezsiniz ki... Hani bazen gaza basarsınız da araba arkadan biri çekiyormuş gibi kasılır ya, işte o hantallığın baş şüphelisi tam olarak bu sızıntıdır.
Kaputun altından gelen o garip, rüzgar esintisine benzeyen ıslık sesini müzik zannetme gafletine sakın düşmeyin. Turbonun o kendine has tatlı emiş sesi başkadır, keçesi patlamış bir turbonun feryat eden çığlığı bambaşka. Yağsız kalan veya sızdıran turbo mili balansını kaybeder ve yüksek devirde metal metale sürtünmeye başlar. Bir bakmışsınız tatlı bir ıslık sesi, birkaç gün sonra bildiğiniz ambülans sirenine dönüşmüş...
Ustanın yanına gidip "Ya abi bizim arabada ufak bir yağ kaçağı var" deyip geçiştirebileceğinizi sanıyorsanız çok büyük yanılıyorsunuz. O ufak keçe arızası zamanında çözülmezse, egzoza akan yağ Katalitik Konvertörü ve DPF filtresini tamamen tıkar; yani masrafı beşle çarpar. Daha da kötüsü var: Motorun kendi yağını yakarak kontrolden çıkması, yani o meşhur "amansız amansız çalışma" felaketi... Kontak kapatsanız bile durmayan, motoru patlatana kadar çalışan bir canavar yaratırsınız kendi ellerinizle.
Sanayiye yolunuz düştüğünde "Geçer bu ya, biraz daha idare eder" diyen Ozan Usta'yı değil, "Söküp bakalım" diyen dürüst zanaatkarı dinleyin. Sadece keçe değişimiyle kurtarabileceğiniz bir turboyu, zaman kazanamadığınız için komple değiştirmek zorunda kalmak feci koyar adama. Belirtileri görür görmez arabayı fazla zorlamadan sağa çekmek, belki de aracınıza yapacağınız en büyük kıyaktır. Unutmayın, arabalar durup dururken bozulmaz; sadece siz zamanında duymamışsınızdır.
Gaza yüklendiğinizde dikiz aynasından arkaya bakıp "Aman tanrım, arkamda yangın mı çıktı?" diye panikliyorsanız, geçmiş olsun; turbo keçesi çoktan pes etmiş demektir. Egzozdan çıkan o kesif, maviye çalan duman var ya... O duman aslında motorunuzun feryadıdır, doğrudan yağan paradır. Keçe aşındıkça motor yağı doğrudan sıcak turbonun içine, oradan da egzoza sızar ve araba adeta bir sis bombasına dönüşür. Bazen hafif bir gri gibi başlar, fark etmezsiniz bile... Sonra bir bakmışsınız şehir içi trafikte herkes sizden kaçıyor.
Motor yağ seviye çubuğunu çekip baktığınızda her hafta yağın azaldığını görmek, sürücünün sinirini altüst eden o belirsizliğin ta kendisidir. Nereye gidiyor bu yağ, nereye buharlaşıyor? Altında damlama yok, park ettiğiniz yer tertemiz ama eksilen eksilene. İşte keçe patladığında yağ dışarıya değil, doğrudan silindirlere veya egzoz sistemine kaçar; yani sızıntıyı aracın altında aramak tamamen zaman kaybıdır. Yağ eksiliyorsa ve altı kuruysa, gözünüzü direkt turboya dikin.
Aracın o eski yırtıcı ivmelenmesinden eser kalmadıysa, gaza bastığınızda araba isteksizce bağırıp öylece yerinde sayıyorsa ritim bozulmuş demektir. Turbo keçesi işlevini yitirdiğinde sistemdeki o hassas basınç dengesi darmadağın olur. Hava ile yağın birbirine karıştığı bir ortamda turbonun o muazzam gücü üretmesini bekleyemezsiniz ki... Hani bazen gaza basarsınız da araba arkadan biri çekiyormuş gibi kasılır ya, işte o hantallığın baş şüphelisi tam olarak bu sızıntıdır.
Kaputun altından gelen o garip, rüzgar esintisine benzeyen ıslık sesini müzik zannetme gafletine sakın düşmeyin. Turbonun o kendine has tatlı emiş sesi başkadır, keçesi patlamış bir turbonun feryat eden çığlığı bambaşka. Yağsız kalan veya sızdıran turbo mili balansını kaybeder ve yüksek devirde metal metale sürtünmeye başlar. Bir bakmışsınız tatlı bir ıslık sesi, birkaç gün sonra bildiğiniz ambülans sirenine dönüşmüş...
Ustanın yanına gidip "Ya abi bizim arabada ufak bir yağ kaçağı var" deyip geçiştirebileceğinizi sanıyorsanız çok büyük yanılıyorsunuz. O ufak keçe arızası zamanında çözülmezse, egzoza akan yağ Katalitik Konvertörü ve DPF filtresini tamamen tıkar; yani masrafı beşle çarpar. Daha da kötüsü var: Motorun kendi yağını yakarak kontrolden çıkması, yani o meşhur "amansız amansız çalışma" felaketi... Kontak kapatsanız bile durmayan, motoru patlatana kadar çalışan bir canavar yaratırsınız kendi ellerinizle.
Sanayiye yolunuz düştüğünde "Geçer bu ya, biraz daha idare eder" diyen Ozan Usta'yı değil, "Söküp bakalım" diyen dürüst zanaatkarı dinleyin. Sadece keçe değişimiyle kurtarabileceğiniz bir turboyu, zaman kazanamadığınız için komple değiştirmek zorunda kalmak feci koyar adama. Belirtileri görür görmez arabayı fazla zorlamadan sağa çekmek, belki de aracınıza yapacağınız en büyük kıyaktır. Unutmayın, arabalar durup dururken bozulmaz; sadece siz zamanında duymamışsınızdır.