Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gece yarısı otoyolda ilerlerken gösterge panelinde ansızın beliren o sarı lamba insanı bir anda gerer, malum.
Direksiyonu tutan ellerin terlemesi normaldir çünkü modern arabalar bazen dilsiz çocuklar gibi derdini sadece böyle anlatır.
Sigorta kutusu kaputun altında ya da direksiyonun sol alt köşesinde sessizce yatan o minik renkli plastiklerden ibarettir aslında.
Küçük bir tel kopması yüzünden tonlarca ağırlığındaki metal yığınının elektronik beyni kararıverir.
Esp lambası yanıp sönmeye başladığında yol tutuş sisteminin devre dışı kaldığını düşünür insan, haklı olarak da ürker.
Acaba lastik havaları mı düştü yoksa direksiyon açı sensörü mü bozuldu diye kafadan atıp dururuz genelde.
Aracın sigortalarından biri attığı zaman elektrik akımı kesilir ve o akımla beslenen sensörler hemen arıza kodu vermeye başlar.
Yani basit bir sigorta atması bile ESP gibi kritik bir güvenlik donanımının lambasını yakmak için fazlasıyla yeterlidir.
Sanayideki ustaya gitmeden önce torpido gözündeki sigorta şemasına şöyle bir göz atmak belki de en ucuz çözümdür.
Peki her lamba yandığında elimize tornavida alıp sigorta mı değiştireceğiz, yoksa ustaya mı koşacağız...
Bazen sadece gevşemiş bir sigorta bacağı bile bütün bu absürt uyarı ışıklarının yanmasına sebep olabilir, inanması güç ama öyle.
Yolculuk esnasında panik yapmadan önce aracı sağa çekip kontağı kapatıp açmak en eski ve bazen en işe yarayan yöntemdir.
Elektronik arızaların asıl korkutucu yanı insanın kafasında kurduğu masraflı senaryolardır, oysa gerçek genelde çok daha basittir.
Sigorta kutusundaki o beş liralık küçük parçanın hayati bir güvenlik lambasını tetikleyebileceğini kim bilebilirdi ki...
Direksiyonu tutan ellerin terlemesi normaldir çünkü modern arabalar bazen dilsiz çocuklar gibi derdini sadece böyle anlatır.
Sigorta kutusu kaputun altında ya da direksiyonun sol alt köşesinde sessizce yatan o minik renkli plastiklerden ibarettir aslında.
Küçük bir tel kopması yüzünden tonlarca ağırlığındaki metal yığınının elektronik beyni kararıverir.
Esp lambası yanıp sönmeye başladığında yol tutuş sisteminin devre dışı kaldığını düşünür insan, haklı olarak da ürker.
Acaba lastik havaları mı düştü yoksa direksiyon açı sensörü mü bozuldu diye kafadan atıp dururuz genelde.
Aracın sigortalarından biri attığı zaman elektrik akımı kesilir ve o akımla beslenen sensörler hemen arıza kodu vermeye başlar.
Yani basit bir sigorta atması bile ESP gibi kritik bir güvenlik donanımının lambasını yakmak için fazlasıyla yeterlidir.
Sanayideki ustaya gitmeden önce torpido gözündeki sigorta şemasına şöyle bir göz atmak belki de en ucuz çözümdür.
Peki her lamba yandığında elimize tornavida alıp sigorta mı değiştireceğiz, yoksa ustaya mı koşacağız...
Bazen sadece gevşemiş bir sigorta bacağı bile bütün bu absürt uyarı ışıklarının yanmasına sebep olabilir, inanması güç ama öyle.
Yolculuk esnasında panik yapmadan önce aracı sağa çekip kontağı kapatıp açmak en eski ve bazen en işe yarayan yöntemdir.
Elektronik arızaların asıl korkutucu yanı insanın kafasında kurduğu masraflı senaryolardır, oysa gerçek genelde çok daha basittir.
Sigorta kutusundaki o beş liralık küçük parçanın hayati bir güvenlik lambasını tetikleyebileceğini kim bilebilirdi ki...