Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altından yükselen o hafif sıcaklık hissi bazen insanı şüphelendirir. Hararet göstergesi 90 derece çizgisini geçmiş, 100’e doğru süzülüyor ama fan fırıl fırıl dönmesi gereken o saniyelerde hala derin bir uykuda. Termostatın açılma sıcaklığı ile radyatör üzerindeki hararet müşürünün eşik değerleri birbiriyle örtüşmediğinde sistem tam olarak bu kararsızlığı yaşar. Soğutma sıvısının devirdaim pompası vasıtasıyla blok içinden radyatöre iletilmesi işlemi aksamaz aslında, fakat fan rölesine o beklenen elektrik sinyali bir türlü ulaşmaz... Ya da ulaşır da yüksek devir kademesi direnç yüzünden devreye giremez.
Sıcaklık sensörlerinin ohmik direnç değerleri zamanla ısı döngülerine bağlı olarak sapma gösterir. Normalde NTC tipi bir sensör sıcaklık arttıkça direncini düşürerek motor kontrol ünitesine, yani ECU'ya voltaj düşümü üzerinden doğru veriyi iletmelidir. Sensör yüzeyinde oluşan kireçlenme veya korozyon tabakası, sıvının gerçek ısısının algılanmasını geciktirir. Göstergede gördüğünüz rakam ile sensörün hissettiği değer arasında birkaç derecelik fark oluşur bazen... Bazen de çok daha fazlası.
Radyatörün alt veya üst hortumuna elinizi uzattığınızda bir tarafın buz gibi diğer tarafın alev alev olduğunu fark ettiniz mi hiç? Termostat tam açmıyordur, çeperinde biriken birikintiler yüzünden mekanik yay sıkışmıştır. Sıcak su radyatörün çekirdeğine, yani müşürün bulunduğu o alt hazneye ulaşamadığı için fan sakin sakin beklemeye devam eder. Sıvı dolaşmazsa müşür ne yapsın? Müşürün suyla teması kesilirse, sistem sıcaklığı asla doğru ölçemez.
Soğutma sistemindeki hava kabarcıkları da tam olarak bu tür tuhaf gecikmelere çanak tutar. İnce kanalların içinde biriken hava kütlesi, ısı iletimini tamamen keser ve müşürün etrafında yalancı bir serinlik bölgesi yaratır. Genleşme kabının kapağındaki basınç valfi arızalandığında sistemin çalışma basıncı düşer; su olması gerekenden daha düşük bir sıcaklıkta kaynama noktasına yaklaşır ama fan hala ilk kademeyi açmak için sinyal bekliyordur. Birkaç küçük hava kabarcığı koskoca motorun termal dengesini böylesine altüst edebilir işte...
Fan motorunun kömürleri bitmeye yakınlaştığında veya sargılarında kısmi kısa devre oluştuğunda kalkış torkunu yakalaması güçleşir. Sinyal gelse bile ilk hareketi alması gecikir, hatta bazen hafifçe elle dokunmadan veya yoldaki bir sarsıntıya denk gelmeden dönmeye başlamaz. Elektrik tesisatındaki oksitlenmiş bir şasi bağlantısı voltajı düşürür. Fan dönmek ister ama kablolardaki o direnç duvarını aşıp ihtiyacı olan akımı çekemez.
Klima açıkken fanın hemen devreye girip normal sürüşte gecikmesi ise bambaşka bir kontrol mekanizmasına işaret eder. AC basınç sensörü gaz basıncını ölçüp fanı bağımsız olarak tetiklerken, motor soğutma hattı tamamen kendi kaderine terk edilmiştir. İki ayrı senaryo, iki ayrı tetikleme mantığı. Antifriz oranının dengesizliği veya radyatör peteklerinin dışarıdan tozla, yaprakla tıkanmış olması da ısının havaya aktarılmasını zorlaştırır. Yüzeyden ısı kaçamaz, su sıcak kalır, sistem gittikçe sıkışır...
Sıcaklık sensörlerinin ohmik direnç değerleri zamanla ısı döngülerine bağlı olarak sapma gösterir. Normalde NTC tipi bir sensör sıcaklık arttıkça direncini düşürerek motor kontrol ünitesine, yani ECU'ya voltaj düşümü üzerinden doğru veriyi iletmelidir. Sensör yüzeyinde oluşan kireçlenme veya korozyon tabakası, sıvının gerçek ısısının algılanmasını geciktirir. Göstergede gördüğünüz rakam ile sensörün hissettiği değer arasında birkaç derecelik fark oluşur bazen... Bazen de çok daha fazlası.
Radyatörün alt veya üst hortumuna elinizi uzattığınızda bir tarafın buz gibi diğer tarafın alev alev olduğunu fark ettiniz mi hiç? Termostat tam açmıyordur, çeperinde biriken birikintiler yüzünden mekanik yay sıkışmıştır. Sıcak su radyatörün çekirdeğine, yani müşürün bulunduğu o alt hazneye ulaşamadığı için fan sakin sakin beklemeye devam eder. Sıvı dolaşmazsa müşür ne yapsın? Müşürün suyla teması kesilirse, sistem sıcaklığı asla doğru ölçemez.
Soğutma sistemindeki hava kabarcıkları da tam olarak bu tür tuhaf gecikmelere çanak tutar. İnce kanalların içinde biriken hava kütlesi, ısı iletimini tamamen keser ve müşürün etrafında yalancı bir serinlik bölgesi yaratır. Genleşme kabının kapağındaki basınç valfi arızalandığında sistemin çalışma basıncı düşer; su olması gerekenden daha düşük bir sıcaklıkta kaynama noktasına yaklaşır ama fan hala ilk kademeyi açmak için sinyal bekliyordur. Birkaç küçük hava kabarcığı koskoca motorun termal dengesini böylesine altüst edebilir işte...
Fan motorunun kömürleri bitmeye yakınlaştığında veya sargılarında kısmi kısa devre oluştuğunda kalkış torkunu yakalaması güçleşir. Sinyal gelse bile ilk hareketi alması gecikir, hatta bazen hafifçe elle dokunmadan veya yoldaki bir sarsıntıya denk gelmeden dönmeye başlamaz. Elektrik tesisatındaki oksitlenmiş bir şasi bağlantısı voltajı düşürür. Fan dönmek ister ama kablolardaki o direnç duvarını aşıp ihtiyacı olan akımı çekemez.
Klima açıkken fanın hemen devreye girip normal sürüşte gecikmesi ise bambaşka bir kontrol mekanizmasına işaret eder. AC basınç sensörü gaz basıncını ölçüp fanı bağımsız olarak tetiklerken, motor soğutma hattı tamamen kendi kaderine terk edilmiştir. İki ayrı senaryo, iki ayrı tetikleme mantığı. Antifriz oranının dengesizliği veya radyatör peteklerinin dışarıdan tozla, yaprakla tıkanmış olması da ısının havaya aktarılmasını zorlaştırır. Yüzeyden ısı kaçamaz, su sıcak kalır, sistem gittikçe sıkışır...