Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor sıcaklığı birden o kırmızı çizgiye doğru tırmanmaya başladığında insanın o an yüreği ağzına gelir bilirsin. Aslında her şey bir sigortanın sessizce atmasıyla ya da fan müşirinin kontak kapatmasıyla başlar. Sürücü koltuğunda otururken kaputun altındaki o devasa pervanenin neden sus pus olduğunu anlamaya çalışmak sinir bozucu bir bulmacadır. Termostat düzgün açılmıyor olabilir, devridaim pompası suyu yeterince çevirmiyordur belki...
Fan motorunun kömürleri zamanla aşınır, balata tozu gibi simsiyah bir tortu arasına dolar ve bir sabah o akımı alamaz hale gelir. Elektrik tesisatındaki en ufak bir oksitlenme, o 12 voltluk enerjinin hedefine varmasına engel olur. Soketlerin içindeki dişler gevşemiş mi, multimetreyi uzatıp akım geçişine baktın mı hiç... Bazen mesele sadece yılların verdiği yorgunluktan ibarettir, parça görevini yapmaktan vazgeçer.
Hararet ibresi trafikte tıkış tıkış dururken birden sağa sola oynamaya başlarsa orada başka bir tehlike var demektir. Genleşme deposundaki antifriz seviyesi eksilmiş olabilir mi, yoksa radyatör petekleri arasına dolan o kurumuş yapraklar hava akışını tamamen mi kesti? Su eksilten bir motor, fanı ne kadar döndürürsen döndür soğuyamaz; çünkü ortada ısıyı transfer edecek yeterli sıvı kalmamıştır.
Yaz sıcağında klavyeyi, şey kaputu açıp elini şöyle bir korka korka uzattığında o kabloların sıcaklığını hissetmek başka bir şeydir. Röle arızaları genelde sessiz sedasız gelir, sen rölantide beklerken fan devreye girmesi gerekirken tık sesi bile çıkmaz. Röle kutusunu açıp o plastik kutucuğu parmaklarınla hafifçe yokladığında, içindeki kontak bilyalarının yapışıp yapışmadığını hemen anlarsın. Küçük bir röle değişimiyle binlerce liralık motor rektefiyesinden kurtulmak işte tam olarak böyle bir şeydir.
Periyodik bakımlarda ustaya o fan müşirini özellikle kontrol ettirmek nedense hep unutulur. Soğutma suyunun sıcaklığını algılayan o pirinç parça kireç bağladığında beyne yanlış sinyal gönderir, fan da "ben daha uykudayım" diyerek dönmez. Sensör bozuksa beyin ne bilsin motorun yandığını... O yüzden antifriz değişim zamanını asla geçirmemek gerekir, yoksa kireç sinsi sinsi her yeri sarar.
Yolda giderken radyatörden gelen o hafif uğultunun birden kesilmesi hiç hayra alamet değildir. Fan motorunun sargıları aşırı akımdan dolayı kavrulmuş, verniği erimiş olabilir; o yanık kablo kokusu burun direğini sızlatır hemen. Düzenli olarak o pervanenin kanatlarını elinle şöyle bir çevirip boşluk yapıp yapmadığına bakmak, belki de motoru kurtaracak tek adımdır. Erken teşhis her makinede hayat kurtarır, arabalarda da bu kural asla şaşmaz...
Fan motorunun kömürleri zamanla aşınır, balata tozu gibi simsiyah bir tortu arasına dolar ve bir sabah o akımı alamaz hale gelir. Elektrik tesisatındaki en ufak bir oksitlenme, o 12 voltluk enerjinin hedefine varmasına engel olur. Soketlerin içindeki dişler gevşemiş mi, multimetreyi uzatıp akım geçişine baktın mı hiç... Bazen mesele sadece yılların verdiği yorgunluktan ibarettir, parça görevini yapmaktan vazgeçer.
Hararet ibresi trafikte tıkış tıkış dururken birden sağa sola oynamaya başlarsa orada başka bir tehlike var demektir. Genleşme deposundaki antifriz seviyesi eksilmiş olabilir mi, yoksa radyatör petekleri arasına dolan o kurumuş yapraklar hava akışını tamamen mi kesti? Su eksilten bir motor, fanı ne kadar döndürürsen döndür soğuyamaz; çünkü ortada ısıyı transfer edecek yeterli sıvı kalmamıştır.
Yaz sıcağında klavyeyi, şey kaputu açıp elini şöyle bir korka korka uzattığında o kabloların sıcaklığını hissetmek başka bir şeydir. Röle arızaları genelde sessiz sedasız gelir, sen rölantide beklerken fan devreye girmesi gerekirken tık sesi bile çıkmaz. Röle kutusunu açıp o plastik kutucuğu parmaklarınla hafifçe yokladığında, içindeki kontak bilyalarının yapışıp yapışmadığını hemen anlarsın. Küçük bir röle değişimiyle binlerce liralık motor rektefiyesinden kurtulmak işte tam olarak böyle bir şeydir.
Periyodik bakımlarda ustaya o fan müşirini özellikle kontrol ettirmek nedense hep unutulur. Soğutma suyunun sıcaklığını algılayan o pirinç parça kireç bağladığında beyne yanlış sinyal gönderir, fan da "ben daha uykudayım" diyerek dönmez. Sensör bozuksa beyin ne bilsin motorun yandığını... O yüzden antifriz değişim zamanını asla geçirmemek gerekir, yoksa kireç sinsi sinsi her yeri sarar.
Yolda giderken radyatörden gelen o hafif uğultunun birden kesilmesi hiç hayra alamet değildir. Fan motorunun sargıları aşırı akımdan dolayı kavrulmuş, verniği erimiş olabilir; o yanık kablo kokusu burun direğini sızlatır hemen. Düzenli olarak o pervanenin kanatlarını elinle şöyle bir çevirip boşluk yapıp yapmadığına bakmak, belki de motoru kurtaracak tek adımdır. Erken teşhis her makinede hayat kurtarır, arabalarda da bu kural asla şaşmaz...