Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Trafikte süzülüp giderken kaputun altında dönen o görünmez çarkların sağlığı, aslında sadece motorun ömrüyle değil, istasyondaki o malum günün kaderiyle de doğrudan ilgilidir; çünkü su sızdıran ya da petekleri tıkanmış bir soğutma sistemi, TÜVTÜRK periyodik kontrol masasında dosyanın rengini değiştirebilecek gizli birer detaydır. Araç sahiplerinin büyük bir kısmı bu durumu sadece yaz aylarındaki hararet ibresiyle ilişkilendirir, halbuki antifriz kokusunu oradaki uzman müfettiş de hemen fark eder... Su eksilten bir radyatör, muayene sırasında sadece teknik bir aksaklık olarak kalmaz, aynı zamanda çevreye sızıntı yapma ihtimali yüzünden doğrudan kusur listesine adını yazdırır. Aslında her şey o demir kapının önüne gelmeden çok önce başlar, motor sıcakken park edilen yerdeki o minik pembe ya da yeşil damlalar, içerideki büyük hikayenin asıl fragmanıdır.
Delik peteklerden süzülen suyun egzost borusuna ya da sıcak bloklara temas etmesiyle oluşan o hafif buğu, istasyon gişesinden giren aracın ilk saniyelerinde havaya karışır... Deneyimli gözler bunu hemen yakalar, lifte kalkan arabanın alt muhafaza plastiği söküldüğünde ise gerçeğin üzerindeki son perde de iner. Hafif kusurla yırtmayı umarken ağır kusur raporuyla yüzleşmek, insanı o an biraz üzer tabii; çünkü radyatör denilen parça sadece motoru serinletmez, aynı zamanda o kağıdın onay alıp almayacağının da sessiz hakimidir. Belki de yola çıkmadan önce kaputu açıp o genleşme kabına son bir kez bakmak gerekiyordu, kim bilir... Küçük bir kelepçe gevşekliği yüzünden kalmak ne acıdır, oysa alt tarafı iki liralık contadır tüm bu hikayenin başrolü.
Soğutma suyunun eksik olması ya da fan müşürünün çalışmaması gibi durumlar, muayene istasyonundaki egzoz emisyon ölçüm cihazını bile olumsuz etkileyebilir çünkü ideal çalışma ısısına ulaşamayan motorlar dışarıya fazladan gaz salar... Bütün bu mekanik zincirleme reaksiyonlar, en umulmadık anda kişinin karşısına bir engel olarak çıkıverir, sonra başla bakalım usta aramaya. O yüzden istasyona gitmeden evvel radyatör peteklerini tazyikli suyla temizletmek, hortumların esnekliğini kontrol etmek ve o gevşek vida başlarını sıkmak en mantıklı hamledir... İnsan kendi arabasını en iyi kendisi tanır aslında, sabahları ilk marşa basıldığında gelen o hafif ses bile bize içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldar durur.
Muayene masasında görevli müfettişin elindeki formda radyatör kelimesi geçmez belki ama sızıntı ibaresi tam da orayı işaret eder, su damlatan bir sistemle o istasyondan temiz kağıtla çıkmak imkansızdır. Delik, çatlak ya da paslanmış bir petek yapısı, sadece motorun su kaynatmasına değil, resmi evrakların da bir sonraki aya kalmasına sebebiyet verir... Parçayı tamamen değiştirmek mi yoksa güvendiği bir radyotörcüde lehimletmek mi daha doğrudur, orasını bilemem ama o muayene kağıdındaki kırmızı mührü görünce anlıyor insan işin rengini. Belki de en baştan antifriz kullanmak gerekiyordu, kireçli çeşme suyuyla doldurulan o narin petekler zamanla delinmeye mahkumdur çünkü... Araç bakımını ertelemek, hayatın diğer alanlarındaki ertelemelere benzemez, o yolun sonu hep aynı karakola çıkar.
Delik peteklerden süzülen suyun egzost borusuna ya da sıcak bloklara temas etmesiyle oluşan o hafif buğu, istasyon gişesinden giren aracın ilk saniyelerinde havaya karışır... Deneyimli gözler bunu hemen yakalar, lifte kalkan arabanın alt muhafaza plastiği söküldüğünde ise gerçeğin üzerindeki son perde de iner. Hafif kusurla yırtmayı umarken ağır kusur raporuyla yüzleşmek, insanı o an biraz üzer tabii; çünkü radyatör denilen parça sadece motoru serinletmez, aynı zamanda o kağıdın onay alıp almayacağının da sessiz hakimidir. Belki de yola çıkmadan önce kaputu açıp o genleşme kabına son bir kez bakmak gerekiyordu, kim bilir... Küçük bir kelepçe gevşekliği yüzünden kalmak ne acıdır, oysa alt tarafı iki liralık contadır tüm bu hikayenin başrolü.
Soğutma suyunun eksik olması ya da fan müşürünün çalışmaması gibi durumlar, muayene istasyonundaki egzoz emisyon ölçüm cihazını bile olumsuz etkileyebilir çünkü ideal çalışma ısısına ulaşamayan motorlar dışarıya fazladan gaz salar... Bütün bu mekanik zincirleme reaksiyonlar, en umulmadık anda kişinin karşısına bir engel olarak çıkıverir, sonra başla bakalım usta aramaya. O yüzden istasyona gitmeden evvel radyatör peteklerini tazyikli suyla temizletmek, hortumların esnekliğini kontrol etmek ve o gevşek vida başlarını sıkmak en mantıklı hamledir... İnsan kendi arabasını en iyi kendisi tanır aslında, sabahları ilk marşa basıldığında gelen o hafif ses bile bize içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldar durur.
Muayene masasında görevli müfettişin elindeki formda radyatör kelimesi geçmez belki ama sızıntı ibaresi tam da orayı işaret eder, su damlatan bir sistemle o istasyondan temiz kağıtla çıkmak imkansızdır. Delik, çatlak ya da paslanmış bir petek yapısı, sadece motorun su kaynatmasına değil, resmi evrakların da bir sonraki aya kalmasına sebebiyet verir... Parçayı tamamen değiştirmek mi yoksa güvendiği bir radyotörcüde lehimletmek mi daha doğrudur, orasını bilemem ama o muayene kağıdındaki kırmızı mührü görünce anlıyor insan işin rengini. Belki de en baştan antifriz kullanmak gerekiyordu, kireçli çeşme suyuyla doldurulan o narin petekler zamanla delinmeye mahkumdur çünkü... Araç bakımını ertelemek, hayatın diğer alanlarındaki ertelemelere benzemez, o yolun sonu hep aynı karakola çıkar.