Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış aylarının o hafif sızısı camlara vurduğunda, insan evinin en köşesinde usulca yayılan o tanıdık sıcaklığa sığınmak ister ama bazen evdeki hesap çarşıya uymaz ve peteklerden birinin buz gibi kaldığını fark edersiniz ya, işte o an yaşanan o minik hayal kırıklığı insanı hemen derin bir düşünceye ve elbette bir telaşa sürükler; halbuki soğuk havalarda evin merkezi olan o döküm ya da panel yüzeylerin aniden sessizleşmesi, çoğu zaman büyük bir felaketin değil, sadece ufak bir ihmalin ya da basit bir mekanik nazın habercisidir.
Kombi ne kadar gürültülü çalışırsa çalışsın, boruların içindeki su sanki görünmez bir duvara çarpıp geri dönüyormuş gibi yola devam edemez; bu noktada elimizi uzatıp peteklerin üzerindeki o minik plastikten vanalara, yani radyatör musluklarına şöyle bir bakmak gerekir çünkü bazen ev halkından biri temizlik sırasında ya da tamamen dalgınlıkla o vanayı hafifçe kapatmış olabilir ve siz içeride donmayı beklerken çözüm aslında sadece iki parmak hareketiyle saat yönünün tersine çevrilmek üzere orada öylece beklemektedir.
Bazen de vana tamamen açıktır, kombi son gücünde çalışmaktadır ancak peteğin sadece üst kısmı hafiften ılıyıp alt tarafı adeta buzdolabından farksız bir halde kalmaya devam eder; bu garip durum, tesisatın içinde uzun süredir sessizce biriken tortuların, kireçlerin ve pas taneciklerinin suyun yolunu tıkayarak adeta bir baraj kurduğunun en net kanıtıdır ve su kendine yeni bir akış yolu bulamadığı için o metal kütle bir türlü baştan aşağıya ısınamaz...
Bütün bu mekanik detayların ötesinde, peteklerin içerisine dolan ve suyun devridaim yapmasını engelleyen o sinsi hava kabarcıkları da işin en keyifsiz kısmıdır; kalorifer peteklerinin üst köşesinde yer alan o küçük hava alma purjörünü özel bir anahtar veya düz bir tornavidayla hafifçe gevşettiğinizde, içeriden gelen o hafif tıslamayla birlikte dışarı sızan hava aslında sistemin ne kadar rahatladığının sesidir; su damlamaya başladığı an vanayı tekrar sıkıca kapatmak, su basıncının düşmesini engellemek adına atılacak en akıllıca adımdır.
Bütün bu kontroller yapılmış, peteklerin havası alınmış, vanalar sonuna kadar açılmış olmasına rağmen hâlâ odanın sıcaklığı artmıyorsa, belki de kombinin altındaki o ana su basınç göstergesine, yani manometreye şöyle bir göz atmanın vakti gelmiştir; çünkü ideal değer olan bir buçuk bar seviyesinin altına inmiş bir basınç, kombinin adeta nefessiz kalmasına neden olur ve su devridaim yapamayarak evi ısıtma görevini sessizce askıya alır.
Kombi ne kadar gürültülü çalışırsa çalışsın, boruların içindeki su sanki görünmez bir duvara çarpıp geri dönüyormuş gibi yola devam edemez; bu noktada elimizi uzatıp peteklerin üzerindeki o minik plastikten vanalara, yani radyatör musluklarına şöyle bir bakmak gerekir çünkü bazen ev halkından biri temizlik sırasında ya da tamamen dalgınlıkla o vanayı hafifçe kapatmış olabilir ve siz içeride donmayı beklerken çözüm aslında sadece iki parmak hareketiyle saat yönünün tersine çevrilmek üzere orada öylece beklemektedir.
Bazen de vana tamamen açıktır, kombi son gücünde çalışmaktadır ancak peteğin sadece üst kısmı hafiften ılıyıp alt tarafı adeta buzdolabından farksız bir halde kalmaya devam eder; bu garip durum, tesisatın içinde uzun süredir sessizce biriken tortuların, kireçlerin ve pas taneciklerinin suyun yolunu tıkayarak adeta bir baraj kurduğunun en net kanıtıdır ve su kendine yeni bir akış yolu bulamadığı için o metal kütle bir türlü baştan aşağıya ısınamaz...
Bütün bu mekanik detayların ötesinde, peteklerin içerisine dolan ve suyun devridaim yapmasını engelleyen o sinsi hava kabarcıkları da işin en keyifsiz kısmıdır; kalorifer peteklerinin üst köşesinde yer alan o küçük hava alma purjörünü özel bir anahtar veya düz bir tornavidayla hafifçe gevşettiğinizde, içeriden gelen o hafif tıslamayla birlikte dışarı sızan hava aslında sistemin ne kadar rahatladığının sesidir; su damlamaya başladığı an vanayı tekrar sıkıca kapatmak, su basıncının düşmesini engellemek adına atılacak en akıllıca adımdır.
Bütün bu kontroller yapılmış, peteklerin havası alınmış, vanalar sonuna kadar açılmış olmasına rağmen hâlâ odanın sıcaklığı artmıyorsa, belki de kombinin altındaki o ana su basınç göstergesine, yani manometreye şöyle bir göz atmanın vakti gelmiştir; çünkü ideal değer olan bir buçuk bar seviyesinin altına inmiş bir basınç, kombinin adeta nefessiz kalmasına neden olur ve su devridaim yapamayarak evi ısıtma görevini sessizce askıya alır.