Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garajda arabayı çalıştırdın, direksiyonu döndürmek istedin ama o da ne, sanki beton gibi taş kesilmiş. Peugeot’nun elektrikli direksiyon sistemi, yani şu namı diğer EPS, bazen işte böyle en olmayacak zamanda insanı yarı yolda bırakıveriyor. Direksiyonun bir anda sertleşmesi, park ederken kollarının kopacak gibi olması gerçekten de tarifi imkansız bir sinir bozucu durum. Direksiyonu çevirirken gelen o hafif çatırtılar ya da tıkırtılar aslında içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin en masum ama en net habercisi.
Aslında bu sistemin kalbinde küçük bir elektrik motoru ve onu yöneten hassas beyin birimleri yer alıyor. Aküden gelen zayıf bir voltaj bile o beynin kafasını karıştırmaya yetiyor, zaten Fransız mühendisliğinin bu konudaki nazlı yapısını bilmeyen yoktur. Gösterge panelinde aniden beliren o küçük direksiyon lambası var ya, işte o lamba yandığı an bil ki hidrolik değil tamamen dijital bir krizle baş başasın. Kimi zaman aracı stop edip tekrar çalıştırmak bu sinir krizi geçiren beyni kendine getiriyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi yola devam ediyorsun.
Peki bu arızaların ardındaki asıl günahkar kim, tabi ki çoğunlukla zayıflayan akü veya şarj dinamosundaki o ufak aksaklıklar. Elektrikli direksiyon dediğin sistem aküden doğrudan ve kesintisiz beslenmek ister, voltajda en ufak bir dalgalanma yaşandığında beyin kendini korumaya alıp direkt devre dışı kalıyor. Direksiyonun sertleşmesi meselesi sadece bir konfor kaybı değil, sürüş güvenliğini doğrudan tehlikeye atan ve tabiri caizse adamı terleten cinsten bir eziyet. Uzun yolda ya da keskin bir virajda direksiyonun ağırlaşması insanı korkutur, o yüzden bu belirtileri kesinlikle hafife almamak lazım.
Tamir masasına oturduğunda işin rengi biraz değişiyor çünkü usta önce bilgisayara bağlayıp hatayı okumak istiyor. Bazen sadece soketlerdeki oksitlenmeyi temizlemek ya da yazılımı güncellemek meseleyi kökten çözüyor, yani her zaman devasa paralar ödemek gerekmiyor. Tabii direksiyon kutusunun içindeki dişliler sıyırmışsa işin boyutu değişir, o zaman maalesef cüzdanı biraz havalandırmak şart oluyor. Sanayide "abi bunun beyni yanmış" lafını duymadan önce iyi bir elektrikçiye göstermek her zaman en mantıklı ilk hamle.
Aracını seviyorsan, özellikle akü değişim zamanlarını asla geciktirme ve o göstergedeki ikaz ışıklarını sakın görmezden gelme. Direksiyon sisteminin sağlığı, trafikte elindeki simide ne kadar güvenle sarılabileceğinin tek garantisi çünkü. Yolda giderken bir anlık dikkatsizlik ya da o direksiyonun birden ağırlaşması insanın ömründen ömür götürüyor, tecrübeyle sabittir. Arabayla inceden bir bağ kurmak böyledir işte, onun çıkardığı her tuhaf sesi zamanında duymak ve üzerine gitmek en iyisi...
Aslında bu sistemin kalbinde küçük bir elektrik motoru ve onu yöneten hassas beyin birimleri yer alıyor. Aküden gelen zayıf bir voltaj bile o beynin kafasını karıştırmaya yetiyor, zaten Fransız mühendisliğinin bu konudaki nazlı yapısını bilmeyen yoktur. Gösterge panelinde aniden beliren o küçük direksiyon lambası var ya, işte o lamba yandığı an bil ki hidrolik değil tamamen dijital bir krizle baş başasın. Kimi zaman aracı stop edip tekrar çalıştırmak bu sinir krizi geçiren beyni kendine getiriyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi yola devam ediyorsun.
Peki bu arızaların ardındaki asıl günahkar kim, tabi ki çoğunlukla zayıflayan akü veya şarj dinamosundaki o ufak aksaklıklar. Elektrikli direksiyon dediğin sistem aküden doğrudan ve kesintisiz beslenmek ister, voltajda en ufak bir dalgalanma yaşandığında beyin kendini korumaya alıp direkt devre dışı kalıyor. Direksiyonun sertleşmesi meselesi sadece bir konfor kaybı değil, sürüş güvenliğini doğrudan tehlikeye atan ve tabiri caizse adamı terleten cinsten bir eziyet. Uzun yolda ya da keskin bir virajda direksiyonun ağırlaşması insanı korkutur, o yüzden bu belirtileri kesinlikle hafife almamak lazım.
Tamir masasına oturduğunda işin rengi biraz değişiyor çünkü usta önce bilgisayara bağlayıp hatayı okumak istiyor. Bazen sadece soketlerdeki oksitlenmeyi temizlemek ya da yazılımı güncellemek meseleyi kökten çözüyor, yani her zaman devasa paralar ödemek gerekmiyor. Tabii direksiyon kutusunun içindeki dişliler sıyırmışsa işin boyutu değişir, o zaman maalesef cüzdanı biraz havalandırmak şart oluyor. Sanayide "abi bunun beyni yanmış" lafını duymadan önce iyi bir elektrikçiye göstermek her zaman en mantıklı ilk hamle.
Aracını seviyorsan, özellikle akü değişim zamanlarını asla geciktirme ve o göstergedeki ikaz ışıklarını sakın görmezden gelme. Direksiyon sisteminin sağlığı, trafikte elindeki simide ne kadar güvenle sarılabileceğinin tek garantisi çünkü. Yolda giderken bir anlık dikkatsizlik ya da o direksiyonun birden ağırlaşması insanın ömründen ömür götürüyor, tecrübeyle sabittir. Arabayla inceden bir bağ kurmak böyledir işte, onun çıkardığı her tuhaf sesi zamanında duymak ve üzerine gitmek en iyisi...