Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yazın o kavurucu sıcakta direksiyona geçip kontağı çevirdiğinde yüzüne çarpan o ılık hava var ya, insanı o an deli etmeye yeter de artar bile. Astra'nın ya da Corsa'nın dijital ekranından ne kadar kurcalarsan kurcalor, kompresör devreye giriyor gibi yapıp sanki dalga geçer gibi yine sadece oda sıcaklığında bir esinti üflüyor içeri.
Sistemdeki o gizli kaçağı bulmak bazen dedektiflikten bile zor, özellikle radyatörün ön yüzündeki kondenser petekleri yılların yorgunluğuyla ufak bir taş darbesiyle bile deliniveriyor. Alüminyum boruların ek yerlerindeki o minik O-ring contalar zamanla sertleşip kavruluyor, gazı kaçırmak için adeta bahane arıyorlar.
Servise gittiğinde ustanın elindeki o elektronik probu boruların arasına uzatışını izlemek lazım, cihaz ötmeye başladığı an suçlu köşeye sıkışmıştır demektir. Kimi zaman delik o kadar ufak olur ki azot testi yapmadan o kaçağı yakalamak neredeyse imkansız, günlerce gaz basıp durursun ama nafile...
Kompresör keçesinden sızan o yağ izini fark etmek için lifte kaldırıp altını iyice incelemek şart, yoksa sadece gaz basıp göndermek üç gün sonra başa dönmek demek. Dijital klima paneli arıza kodu vermese bile basınç müşürü (switches) sinyal kesiyorsa sistem kendini korumaya alıp gazı salıyor olabilir mi acaba?
Paranız sokağa dökülmesin istiyorsanız sadece gaz dolumu yaptırıp geçmeyin, mutlaka UV boyalı kaçak testi isteyin ki asıl delik nerede ortaya çıksın. Eski Vectra'larda kalorifer peteklerine giden hortum kelepçelerini sıkmaktan parmaklarımız nasır tutardı, şimdi her şey sensör ama kaçak bulma mantığı hâlâ aynı.
Polen filtresini değiştirirken bile o havalandırma kanallarındaki nem kokusunu duyuyorsan bil ki içeride başka bir işler dönüyor, belki de evaporatör delindi içeriden sızdırıyor. Direksiyonun altından gelen o cızırtılı sesler var ya, işte onlar genelde genleşme valfinin (expansion valve) tıkanıp gazı düzgün siküle edememesinden kaynaklanır.
Bazen tamirci "abi bu boru artık ömrünü tamamlamış, kaynak tutmaz" der; orada paraya kıyıp orijinaliyle değiştirmekten başka çare kalmıyor, yoksa yolda yine kalırsın. Yaz bitmeden şu klimayı bir kontrol ettirin, sonra o trafikte camı açıp egzoz dumanını yutmak zorunda kalmak gerçekten insanı yaşlandıran bir çile çünkü.
Sistemdeki o gizli kaçağı bulmak bazen dedektiflikten bile zor, özellikle radyatörün ön yüzündeki kondenser petekleri yılların yorgunluğuyla ufak bir taş darbesiyle bile deliniveriyor. Alüminyum boruların ek yerlerindeki o minik O-ring contalar zamanla sertleşip kavruluyor, gazı kaçırmak için adeta bahane arıyorlar.
Servise gittiğinde ustanın elindeki o elektronik probu boruların arasına uzatışını izlemek lazım, cihaz ötmeye başladığı an suçlu köşeye sıkışmıştır demektir. Kimi zaman delik o kadar ufak olur ki azot testi yapmadan o kaçağı yakalamak neredeyse imkansız, günlerce gaz basıp durursun ama nafile...
Kompresör keçesinden sızan o yağ izini fark etmek için lifte kaldırıp altını iyice incelemek şart, yoksa sadece gaz basıp göndermek üç gün sonra başa dönmek demek. Dijital klima paneli arıza kodu vermese bile basınç müşürü (switches) sinyal kesiyorsa sistem kendini korumaya alıp gazı salıyor olabilir mi acaba?
Paranız sokağa dökülmesin istiyorsanız sadece gaz dolumu yaptırıp geçmeyin, mutlaka UV boyalı kaçak testi isteyin ki asıl delik nerede ortaya çıksın. Eski Vectra'larda kalorifer peteklerine giden hortum kelepçelerini sıkmaktan parmaklarımız nasır tutardı, şimdi her şey sensör ama kaçak bulma mantığı hâlâ aynı.
Polen filtresini değiştirirken bile o havalandırma kanallarındaki nem kokusunu duyuyorsan bil ki içeride başka bir işler dönüyor, belki de evaporatör delindi içeriden sızdırıyor. Direksiyonun altından gelen o cızırtılı sesler var ya, işte onlar genelde genleşme valfinin (expansion valve) tıkanıp gazı düzgün siküle edememesinden kaynaklanır.
Bazen tamirci "abi bu boru artık ömrünü tamamlamış, kaynak tutmaz" der; orada paraya kıyıp orijinaliyle değiştirmekten başka çare kalmıyor, yoksa yolda yine kalırsın. Yaz bitmeden şu klimayı bir kontrol ettirin, sonra o trafikte camı açıp egzoz dumanını yutmak zorunda kalmak gerçekten insanı yaşlandıran bir çile çünkü.