Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
İç kabine aniden yayılan o ılık hava dalgası, sistemdeki basınç sensörünün ECU'ya gönderdiği hatanın ilk habercisidir genelde. Nissan modellerinde sıkça karşımıza çıkan bu tabloda, kompresörün içindeki pürüzsüz dönen piston mekanizması sıkışmış veya keçelerden kaçan R134a gazı yüzünden devreden çıkmış olabilir. Sürücü pedalın altında o ufak güç kaybını hissetmez artık; soğutma döngüsü kilitlenmiştir. Belki de sorun sadece manifolt basıncının kritik eşiğin altına düşmesidir, kim bilir...
Elektro-manyetik kavramanın o tanıdık "tık" sesini duymuyorsanız, direksiyonun altındaki sigorta kutusundan başlayan bir iz sürme sürecine girersiniz. Bobin sargılarında zamanla oluşan yüksek direnç, akımın geçişine izin vermez ve kasnak boşa dönmeye başlar. Sökmek gerekir bazen o küçük parçayı. Kasnağın arkasındaki halkanın aşınması, klima gazının basılmasını tamamen engeller; sistem kendi kendini korumaya alır.
Sistemde dolaşan POE yağının niteliğini kaybetmesi, kompresör bloğunun içindeki gürültülü çalışmanın asıl sorumlusudur aslında. Yağsız kalan metal yüzeyler birbirini zımparalarken, oluşan mikro çapaklar genleşme valfini tıkar ve soğutma verimi bir anda sıfırlanır. Metalik sürtünme sesini duyduğunuz an müdahale etmezseniz, bütün hat kirlenir. Temizliği de öyle kolay değildir hani, radyatörden evaporatöre kadar her hattın yıkanması gerekir...
Peki ya kondanser fanı yeterli devirde dönmüyorsa? Yüksek basınç hattında biriken aşırı ısı, kompresör kafasındaki contaları yakar ve gaz kaçağı kaçınılmaz hale gelir. Gazı basıp geçmek en büyük hatadır bu noktada. Basınç göstergelerindeki manifolt değerlerini okumadan yapılan her müdahale, yeni bir kompresör satın almaya doğru giden pahalı bir yoldur.
Evaporatör üzerindeki donma sensörü hatalı bir voltaj sinyali ürettiğinde, kompresör gereksiz yere sürekli devrede kalır. Sürekli çalışan pistonlar aşırı ısınır, plaka valfleri deforme olur ve basınç üretme yeteneğini kaybeder. Kompresör çalışıyor gibi görünür ama içeriye soğuk hava vermez bir türlü. Küçük bir sensörün sistem üzerindeki bu felaket etkisi göz ardı edilmemeli.
Darbe emici kauçuk takozların sertleşmesi, kompresörün ürettiği titreşimi doğrudan motor bloğuna ve oradan da kabine aktarır. Birçok kullanıcı bu tıkırtıyı kayış rulmanından sanır ama sorun doğrudan kompresörün gövde yataklarındadır. Yatak boşluğu arttıkça kayışın eksenel hizası bozulur. Hiza bozulunca da o pahalı parça içten içe kendini tüketmeye başlar...
Elektro-manyetik kavramanın o tanıdık "tık" sesini duymuyorsanız, direksiyonun altındaki sigorta kutusundan başlayan bir iz sürme sürecine girersiniz. Bobin sargılarında zamanla oluşan yüksek direnç, akımın geçişine izin vermez ve kasnak boşa dönmeye başlar. Sökmek gerekir bazen o küçük parçayı. Kasnağın arkasındaki halkanın aşınması, klima gazının basılmasını tamamen engeller; sistem kendi kendini korumaya alır.
Sistemde dolaşan POE yağının niteliğini kaybetmesi, kompresör bloğunun içindeki gürültülü çalışmanın asıl sorumlusudur aslında. Yağsız kalan metal yüzeyler birbirini zımparalarken, oluşan mikro çapaklar genleşme valfini tıkar ve soğutma verimi bir anda sıfırlanır. Metalik sürtünme sesini duyduğunuz an müdahale etmezseniz, bütün hat kirlenir. Temizliği de öyle kolay değildir hani, radyatörden evaporatöre kadar her hattın yıkanması gerekir...
Peki ya kondanser fanı yeterli devirde dönmüyorsa? Yüksek basınç hattında biriken aşırı ısı, kompresör kafasındaki contaları yakar ve gaz kaçağı kaçınılmaz hale gelir. Gazı basıp geçmek en büyük hatadır bu noktada. Basınç göstergelerindeki manifolt değerlerini okumadan yapılan her müdahale, yeni bir kompresör satın almaya doğru giden pahalı bir yoldur.
Evaporatör üzerindeki donma sensörü hatalı bir voltaj sinyali ürettiğinde, kompresör gereksiz yere sürekli devrede kalır. Sürekli çalışan pistonlar aşırı ısınır, plaka valfleri deforme olur ve basınç üretme yeteneğini kaybeder. Kompresör çalışıyor gibi görünür ama içeriye soğuk hava vermez bir türlü. Küçük bir sensörün sistem üzerindeki bu felaket etkisi göz ardı edilmemeli.
Darbe emici kauçuk takozların sertleşmesi, kompresörün ürettiği titreşimi doğrudan motor bloğuna ve oradan da kabine aktarır. Birçok kullanıcı bu tıkırtıyı kayış rulmanından sanır ama sorun doğrudan kompresörün gövde yataklarındadır. Yatak boşluğu arttıkça kayışın eksenel hizası bozulur. Hiza bozulunca da o pahalı parça içten içe kendini tüketmeye başlar...