Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda ilerlerken birden gösterge panelinde o sarı lamba yanar ve içindeki bütün güven duygusu bir anda buharlaşıverir, insan o an ne yapacağını bilemiyor tabii. Direksiyona sarılıp panikle fren pedalına basarsın ama pedal sanki ayağının altında titriyor, o acı ses kulakları tırmalıyor...
Nissan sahiplerinin yollarda en sık kabus gördüğü yerlerden biridir kilitlenmeyen fren mekanizmasının devre dışı kalması, yani tekerleklerin kızaklama yapmaya başlaması. Aslında sistemin beyni olan o küçük sensörler zamanla tozla, balata tozuyla doluyor da ondan sinyal gönderemez hale geliyor, garip değil mi?
Servis kapısında beklerken ustaların elindeki o cihaza bakıp "acaba bu sefer masraf ne kadar çıkacak" diye iç çekersin, hele bir de hidrolik ünitesi arızası dediler mi insan o an arabadan soğuyor resmen. Değişen o parça az para değil sonuçta, bütçeyi sarsıyor, can sıkıyor...
Şehir içi trafikte ani duruş gerektiren o talihsiz anlarda pedalın boşa çıkması hissi var ya, işte o insanın ömründen ömür götürüyor, tarifsiz bir korku kaplıyor içini. Ne yani, altımızdaki tonlarca ağırlıktaki demir yığını bir sensör kablosunun kopmasına mı bakıyor yani?
Orijinal parça bulmanın zorluğu da işin tuzu biberi oluyor tabii, yan sanayi ürünler ise ne kadar güven verir ki insana, kim riske atmak ister canını? Sanayi sokaklarında dürüst bir ustayı bulabilmek zaten başlı başına bir mucize haline geldi artık, herkes kendi kazancının peşinde koşturuyor.
Eğer sizin de Nissan'ınızda bu fren lambası habersizce yanıp sönmeye başladıysa, sakın ertelemeyin o tamiratı, aman diyelim. Hayat bu, üç kuruşluk sensör yüzünden kaza yapmaya değer mi hiç? Dönüşte ilk iş bir ustaya görünmek gerek, yoksa o yollar size dar gelir, benden söylemesi.
Nissan sahiplerinin yollarda en sık kabus gördüğü yerlerden biridir kilitlenmeyen fren mekanizmasının devre dışı kalması, yani tekerleklerin kızaklama yapmaya başlaması. Aslında sistemin beyni olan o küçük sensörler zamanla tozla, balata tozuyla doluyor da ondan sinyal gönderemez hale geliyor, garip değil mi?
Servis kapısında beklerken ustaların elindeki o cihaza bakıp "acaba bu sefer masraf ne kadar çıkacak" diye iç çekersin, hele bir de hidrolik ünitesi arızası dediler mi insan o an arabadan soğuyor resmen. Değişen o parça az para değil sonuçta, bütçeyi sarsıyor, can sıkıyor...
Şehir içi trafikte ani duruş gerektiren o talihsiz anlarda pedalın boşa çıkması hissi var ya, işte o insanın ömründen ömür götürüyor, tarifsiz bir korku kaplıyor içini. Ne yani, altımızdaki tonlarca ağırlıktaki demir yığını bir sensör kablosunun kopmasına mı bakıyor yani?
Orijinal parça bulmanın zorluğu da işin tuzu biberi oluyor tabii, yan sanayi ürünler ise ne kadar güven verir ki insana, kim riske atmak ister canını? Sanayi sokaklarında dürüst bir ustayı bulabilmek zaten başlı başına bir mucize haline geldi artık, herkes kendi kazancının peşinde koşturuyor.
Eğer sizin de Nissan'ınızda bu fren lambası habersizce yanıp sönmeye başladıysa, sakın ertelemeyin o tamiratı, aman diyelim. Hayat bu, üç kuruşluk sensör yüzünden kaza yapmaya değer mi hiç? Dönüşte ilk iş bir ustaya görünmek gerek, yoksa o yollar size dar gelir, benden söylemesi.