Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzoz borusunun ucundan kapkara bir bulut yükselmeye başladığında, motorun kalbinde bir yerlerde kimya kontrolden çıkmış demektir. Lambda sensörü, yani o bildiğimiz oksijen sensörü, egzoz gazındaki oksijeni milisaniyeler içinde ölçüp motor kontrol ünitesine (ECU) sinyal gönderirken aniden yorulur, kirlenir veya tamamen susar. Sensör yaşlandıkça voltaj sinyali 0.1 ile 0.9 volt arasında salınım yapmayı bırakıp dipte takılı kaldığında, bilgisayar motorun fakir karışımla çalıştığını zanneder. Sonuç? Silindirlere çılgınlar gibi yakıt pompalanır... Zengin karışım dediğimiz bu durum, yanma odasında tam olarak tutuşamayan çiğ yakıtın egzozdan simsiyah duman olarak fırlamasına yol açar işte.
Aracın çekişten düşmesi, rölantideki o sinir bozucu titreme ve çiğ benzin kokusu aslında tek bir noktaya işaret ediyor olabilir. Zirkonyum dioksit elementinden üretilen bu küçük parça, egzoz manifoldunun hemen çıkışında 300 santigrat derece sıcaklığa ulaştıktan sonra düzgün çalışmaya başlar. Eğer bu sıcaklık döngüsü bozulursa veya sensörün üzeri kurumla kaplanırsa, ECU motoru "open loop" yani açık döngü moduna alır. Güvenli mod da diyebiliriz buna. Bu modda bilgisayar sensörden gelen veriyi yok sayar ve fabrikasyon olarak belirlenmiş en yüksek yakıt haritasını kullanır; haliyle egzoz borusu adeta bir kömür madenine dönüşür.
Buji kafalarını söküp baktığınızda üzerlerinde kadife gibi simsiyah bir kurum tabakası görüyorsanız, lambda sensörünün ömrünü tamamlama vakti gelmiştir muhtemelen. Hava akış metresi (MAF) veya gaz kelebeği konum sensörü de benzer belirtiler gösterir gerçi ama... Oksijen sensörünün içindeki ısıtıcı rezistans koptuğunda, motor soğukken o siyah dumanı çok daha yoğun atar araba. Yakıt tüketiminin bir anda yüzde otuz, hatta yüzde kırk oranında fırladığını fark ettiğiniz an gösterge panelindeki o sarı motor arıza lambası da yanacaktır zaten. Katalitik konvertörün gözeneklerini de tıkar bu lanet olası siyah duman, sistemi komple bitirir.
Arıza kodlarını okuttuğunuzda karşınıza P0130 ile P0141 arasında bir hata kodu çıkıyorsa, doğrudan egzozun altındaki o kablolu parçaya odaklanmalısınız. Sensörün ucundaki koruyucu kovanın rengi aslında bize çok şey anlatır; eğer gri-beyaz bir renk görüyorsanız yakıta katkı maddesi veya antifriz karışmıştır, kapkara bir kurum varsa zaten teşhis bellidir. Bazen sadece kablo tesisatındaki bir temassızlık veya egzoz manifoldundaki ufak bir çatlak bile sensörün içeriye fazladan oksijen sızdığını sanmasına yol açar. Motoru boş yere kurcalamadan önce sensörün voltaj değerlerini canlı veriden (live data) grafik olarak izlemek en mantıklısı.
Piyasada satılan ucuz, üniversal sensörlerden uzak durmak, sadece o araca özel üretilmiş orijinal parça seçmek uzun vadede cüzdanı korur. Yan sanayi ürünlerin iç dirençleri orijinal ecu yazılımıyla tam olarak uyuşmadığı için siyah duman sorunu birkaç hafta sonra tekrarlayabilir zira. Yeni sensörü takarken dişlerine sürülen o özel bakır gresinin sensörün uç kısmına bulaşmamasına aşırı dikkat etmek gerekiyor, yoksa yeni aldığınız parça daha ilk marşta zehirlenir. Temizlemek bazen işe yarar gibi görünse de, kimyasal spreyler seramik elemana kalıcı zarar verir... En iyisi mi, siyah dumanı gördüğünüzde ve suçlunun o olduğunu anladığınızda yenisiyle değiştirmek.
Aracın çekişten düşmesi, rölantideki o sinir bozucu titreme ve çiğ benzin kokusu aslında tek bir noktaya işaret ediyor olabilir. Zirkonyum dioksit elementinden üretilen bu küçük parça, egzoz manifoldunun hemen çıkışında 300 santigrat derece sıcaklığa ulaştıktan sonra düzgün çalışmaya başlar. Eğer bu sıcaklık döngüsü bozulursa veya sensörün üzeri kurumla kaplanırsa, ECU motoru "open loop" yani açık döngü moduna alır. Güvenli mod da diyebiliriz buna. Bu modda bilgisayar sensörden gelen veriyi yok sayar ve fabrikasyon olarak belirlenmiş en yüksek yakıt haritasını kullanır; haliyle egzoz borusu adeta bir kömür madenine dönüşür.
Buji kafalarını söküp baktığınızda üzerlerinde kadife gibi simsiyah bir kurum tabakası görüyorsanız, lambda sensörünün ömrünü tamamlama vakti gelmiştir muhtemelen. Hava akış metresi (MAF) veya gaz kelebeği konum sensörü de benzer belirtiler gösterir gerçi ama... Oksijen sensörünün içindeki ısıtıcı rezistans koptuğunda, motor soğukken o siyah dumanı çok daha yoğun atar araba. Yakıt tüketiminin bir anda yüzde otuz, hatta yüzde kırk oranında fırladığını fark ettiğiniz an gösterge panelindeki o sarı motor arıza lambası da yanacaktır zaten. Katalitik konvertörün gözeneklerini de tıkar bu lanet olası siyah duman, sistemi komple bitirir.
Arıza kodlarını okuttuğunuzda karşınıza P0130 ile P0141 arasında bir hata kodu çıkıyorsa, doğrudan egzozun altındaki o kablolu parçaya odaklanmalısınız. Sensörün ucundaki koruyucu kovanın rengi aslında bize çok şey anlatır; eğer gri-beyaz bir renk görüyorsanız yakıta katkı maddesi veya antifriz karışmıştır, kapkara bir kurum varsa zaten teşhis bellidir. Bazen sadece kablo tesisatındaki bir temassızlık veya egzoz manifoldundaki ufak bir çatlak bile sensörün içeriye fazladan oksijen sızdığını sanmasına yol açar. Motoru boş yere kurcalamadan önce sensörün voltaj değerlerini canlı veriden (live data) grafik olarak izlemek en mantıklısı.
Piyasada satılan ucuz, üniversal sensörlerden uzak durmak, sadece o araca özel üretilmiş orijinal parça seçmek uzun vadede cüzdanı korur. Yan sanayi ürünlerin iç dirençleri orijinal ecu yazılımıyla tam olarak uyuşmadığı için siyah duman sorunu birkaç hafta sonra tekrarlayabilir zira. Yeni sensörü takarken dişlerine sürülen o özel bakır gresinin sensörün uç kısmına bulaşmamasına aşırı dikkat etmek gerekiyor, yoksa yeni aldığınız parça daha ilk marşta zehirlenir. Temizlemek bazen işe yarar gibi görünse de, kimyasal spreyler seramik elemana kalıcı zarar verir... En iyisi mi, siyah dumanı gördüğünüzde ve suçlunun o olduğunu anladığınızda yenisiyle değiştirmek.