Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Oksijen sensörünün bozulmasıyla birlikte motorun içine giden yakıt hesaplaması şaşar, bu durum doğrudan enjektörlerin çalışma dengesini altüst eder. Beyin, egzozdan gelen yanlış veriler yüzünden silindirlere ya fazladan benzin püskürtür ya da yakıtı tamamen keser... Aslında mekanik dünyasında her parça birbirine görünmez halatlarla bağlıdır; birini çektiğinizde diğerinin sarsılması kaçınılmazdır. Sürücüler genelde aracı servise götürdüğünde "enjektörlerim bozuldu" diye hayıflanır ama işin aslı parmak ucundaki o küçük sensörün yıllarca kurum bağlamış olmasından ibarettir. Yakıt püskürtme uçlarının sürekli zengin veya fakir karışım yüzünden tıkandığını, hatta zamanla damlatma yapmaya başladığını kimse fark etmez.
Püskürtülen fazla yakıt yanma odasında tam olarak patlayamaz ve çiğ benzin olarak egzoza doğru yol alır... İşte o an hassas uçlu o parça tamamen körleşir, üzerindeki ısıtıcı rezistans bile bu kurum tabakasını temizlemeye yetmez. Araba rölantide çalışırken sanki horluyormuş gibi sarsılıyor, gaza bastığınızda ise motor bir an duraksayıp sonra kendine geliyorsa, orada başka bir arıza aramaya gerek yok. Ustaların eline düşmeden önce aklınızı başınıza toplayın ve parayı doğrudan enjektör değişimine yatırmadan önce araya giren o kablolu sensörü kontrol ettirin. Zaten usta dediğin önce bilgisayara bağlar, arıza koduna bakar ve hemen parça satmaya çalışır; oysa mesele sadece oksijen verisinin yalan söylüyor olmasından ibarettir.
Silindirlere giden yakıtın gramı bile ECU için hayati önem taşırken, arızalı bir parça bütün bu hassas matematiği çöpe atar... Enjektörlerin işini düzgün yapabilmesi için beynin onlara kusursuz komutlar göndermesi şart, bunu sağlayan tek şey de egzoz gazındaki oksijen oranını ölçen o lanet olası parçadır. Değiştirmediğiniz her kilometre enjektörlerin biraz daha kurum bağlamasına ve nihayetinde işlevini tamamen yitirmesine neden olur, sonra da binlerce liralık masraf kapınıza dayanır. Kimse size bu işin zincirleme bir kaza gibi büyüdüğünü açıkça söylemez, çünkü parça satmak her zaman tamir etmekten daha karlı bir iştir. O yüzden motorunuzun sesini dinleyin, egzozdan gelen o çiğ benzin kokusunu fark edin ve meseleyi kökünden çözmek için önce sensörden başlayın.
Püskürtülen fazla yakıt yanma odasında tam olarak patlayamaz ve çiğ benzin olarak egzoza doğru yol alır... İşte o an hassas uçlu o parça tamamen körleşir, üzerindeki ısıtıcı rezistans bile bu kurum tabakasını temizlemeye yetmez. Araba rölantide çalışırken sanki horluyormuş gibi sarsılıyor, gaza bastığınızda ise motor bir an duraksayıp sonra kendine geliyorsa, orada başka bir arıza aramaya gerek yok. Ustaların eline düşmeden önce aklınızı başınıza toplayın ve parayı doğrudan enjektör değişimine yatırmadan önce araya giren o kablolu sensörü kontrol ettirin. Zaten usta dediğin önce bilgisayara bağlar, arıza koduna bakar ve hemen parça satmaya çalışır; oysa mesele sadece oksijen verisinin yalan söylüyor olmasından ibarettir.
Silindirlere giden yakıtın gramı bile ECU için hayati önem taşırken, arızalı bir parça bütün bu hassas matematiği çöpe atar... Enjektörlerin işini düzgün yapabilmesi için beynin onlara kusursuz komutlar göndermesi şart, bunu sağlayan tek şey de egzoz gazındaki oksijen oranını ölçen o lanet olası parçadır. Değiştirmediğiniz her kilometre enjektörlerin biraz daha kurum bağlamasına ve nihayetinde işlevini tamamen yitirmesine neden olur, sonra da binlerce liralık masraf kapınıza dayanır. Kimse size bu işin zincirleme bir kaza gibi büyüdüğünü açıkça söylemez, çünkü parça satmak her zaman tamir etmekten daha karlı bir iştir. O yüzden motorunuzun sesini dinleyin, egzozdan gelen o çiğ benzin kokusunu fark edin ve meseleyi kökünden çözmek için önce sensörden başlayın.