Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Termistör denilen o minicik direnç elemanı —çoğunlukla Negatif Sıcaklık Katsayılı yani NTC tipindedir— ortam ısındıkça elektriksel direncini düşürerek karttaki mikrodenetleyiciye voltaj değişimi sinyali gönderir. Evaporatör peteklerinin hemen önüne gizlenmiş bu yarı iletken seramik parça, ortam sıcaklığı 25 dereceye ulaştığında tipik olarak 10 kiloohm direnç gösterir; ortam ısısı arttıkça ohm değeri hızla aşağı çekilir, direnç düşer. Peki ya bu seramik yapı zamanla oksitlenir veya dahili bacaklarından koparsa? Kompresör dışarıda deli gibi çalışmaya devam eder ya da tam tersi, oda fırın gibi yanarken klima kendisini durdurup uyku moduna alır... Kart, sensörden gelmesi gereken 2.5 Volt civarındaki referans voltajını okuyamaz ve mikroişlemci yazılımı ne yapacağını bilemeyip kararsızlığa düşer.
İç ünite ortam sensöründeki sapmalar, sistemin soğutucu akışkan gaz basıncını ve akışını düzenleme mantığını doğrudan kökünden sarsar. R410A ya da R32 gazının genleşme valfinden geçip gaz haline dönüşürken emdiği ısı miktarını, oda içerisindeki gerçek termal yükle kıyaslayamaz hale gelen kontrol kartı; fana yüksek devir komutu verir ama kompresör frekansını düşürmez. Bir bakmışsınız evaporatör yüzeyindeki sıcaklık eksi derecelere gerilemiş, Alüminyum kanatçıklar buz tutmuş. Hani bazen klimanın içinden çatır çatır buz kırılma sesleri gelir ya, işte o ses çoğunlukla yanlış direnç okuyan bir sensörün kompresör rölesini kapatmayı unutmasından kaynaklanır; cihaz kendi kendini adeta bir dondurucuya çevirir.
Direnç değerinin ani bir sıçramayla sonsuz dirence yani açık devreye kayması durumunda, modern klimaların teşhis algoritmaları durumu çabuk kavrar ve E1, F1 veya E4 gibi arıza kodlarını ekrana yansıtır. Bakır borunun üzerindeki boru sensörü ile ortam sensörü arasındaki sıcaklık deltası mantıksız bir sapma gösterdiğinde mikrodenetleyici güvenlik protokolünü devreye sokar. Akım kesilir, röle açılır, sistem tamamen durur. Oysa sensör tamamen kopmamış da sadece tolerans değerlerini kaybetmişse —ki biz buna teknikte kalibrasyon kayması ya da omaj kayması diyoruz— kart durumun anormalliğini anlayamaz ve hatalı veriyle bocalayarak çalışmayı sürdürür... Sıcaklığı kumandadan 22 dereceye ayarlarsınız ama oda 18 dereceye düşse bile sensör hala 26 kiloohm eşdeğerinde ısrar ettiği için kompresör bir türlü durmak bilmez.
Multimetre cihazını Ohm kademesine alıp sensörün soket bacaklarını ölçtüğünüzde, üretici katalog tablosundaki sıcaklık-direnç eğrisiyle ekrandaki değer arasındaki fark arızayı şak diye ortaya koyar. Sıcaklık arttıkça direncin azalması gerekirken sabit kalan veya anlamsız sıçramalar yapan bir NTC elemanı kesinlikle ömrünü tüketmiştir, miyadını doldurmuştur. Birkaç yüz liralık basit bir duyarga parçası yüzünden koskoca kompresör ünitesini zorlamak, anakart üzerindeki inverter sürücü devresine ve IGBT modüllerine aşırı yük bindirmek hiç akıl kârı değil... Bazen sadece bakır boru üzerindeki lehim çatlağıdır sorun, bazen de doğrudan sensör plastik kapsülünün içine sızan nem.
İç ünite ortam sensöründeki sapmalar, sistemin soğutucu akışkan gaz basıncını ve akışını düzenleme mantığını doğrudan kökünden sarsar. R410A ya da R32 gazının genleşme valfinden geçip gaz haline dönüşürken emdiği ısı miktarını, oda içerisindeki gerçek termal yükle kıyaslayamaz hale gelen kontrol kartı; fana yüksek devir komutu verir ama kompresör frekansını düşürmez. Bir bakmışsınız evaporatör yüzeyindeki sıcaklık eksi derecelere gerilemiş, Alüminyum kanatçıklar buz tutmuş. Hani bazen klimanın içinden çatır çatır buz kırılma sesleri gelir ya, işte o ses çoğunlukla yanlış direnç okuyan bir sensörün kompresör rölesini kapatmayı unutmasından kaynaklanır; cihaz kendi kendini adeta bir dondurucuya çevirir.
Direnç değerinin ani bir sıçramayla sonsuz dirence yani açık devreye kayması durumunda, modern klimaların teşhis algoritmaları durumu çabuk kavrar ve E1, F1 veya E4 gibi arıza kodlarını ekrana yansıtır. Bakır borunun üzerindeki boru sensörü ile ortam sensörü arasındaki sıcaklık deltası mantıksız bir sapma gösterdiğinde mikrodenetleyici güvenlik protokolünü devreye sokar. Akım kesilir, röle açılır, sistem tamamen durur. Oysa sensör tamamen kopmamış da sadece tolerans değerlerini kaybetmişse —ki biz buna teknikte kalibrasyon kayması ya da omaj kayması diyoruz— kart durumun anormalliğini anlayamaz ve hatalı veriyle bocalayarak çalışmayı sürdürür... Sıcaklığı kumandadan 22 dereceye ayarlarsınız ama oda 18 dereceye düşse bile sensör hala 26 kiloohm eşdeğerinde ısrar ettiği için kompresör bir türlü durmak bilmez.
Multimetre cihazını Ohm kademesine alıp sensörün soket bacaklarını ölçtüğünüzde, üretici katalog tablosundaki sıcaklık-direnç eğrisiyle ekrandaki değer arasındaki fark arızayı şak diye ortaya koyar. Sıcaklık arttıkça direncin azalması gerekirken sabit kalan veya anlamsız sıçramalar yapan bir NTC elemanı kesinlikle ömrünü tüketmiştir, miyadını doldurmuştur. Birkaç yüz liralık basit bir duyarga parçası yüzünden koskoca kompresör ünitesini zorlamak, anakart üzerindeki inverter sürücü devresine ve IGBT modüllerine aşırı yük bindirmek hiç akıl kârı değil... Bazen sadece bakır boru üzerindeki lehim çatlağıdır sorun, bazen de doğrudan sensör plastik kapsülünün içine sızan nem.