Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Araç klimasını açtığınızda menfezlerden bir anda fırın sıcaklığı üflemeye başlıyorsa, sorunu hemen kompresöre atmak genelde yaptığımız en büyük teşhis hatasıdır. Sistemdeki soğutucu akışkanın (R134a veya R1234yf gazının) yüksek basınçlı sıvı halden düşük basınçlı gaz haline geçtiği o kritik eşikte, yani genleşme valfinde (expansion valve) meydana gelen bir tıkanıklık tüm termodinamik döngüyü kilitler. Yüksek basınç tarafındaki manifold basıncı 250 psi değerlerinin üzerine tırmanırken, evaporatör tarafındaki düşük basınç hattı adeta vakuma düşer. Biz sürücüler genelde gazın bittiğini sanırız ama asıl mesele, kılcal orifis borusunun veya diyafram mekanizmasının oksitlenme nedeniyle kilitlenmesidir...
Sürüş esnasında kabin sıcaklığının bir soğuk bir sıcak şeklinde dalgalanması, sistemdeki genleşme valfinin diyafram yayındaki mekanik yorulmanın açık bir işaretidir. Termostatik duyarganın evaporatör çıkışındaki sıcaklık değişimlerini yanlış algılaması sonucu, valf iğnesi (needle valve) akışkan geçiş aralığını bir türlü doğru ayarayamaz. Sıcaklık kontrol paneli 22 dereceye ayarlı olsa bile sistem bir tutarsızlık girdabına girer. Bazen de valf açık konumda takılı kalır ki bu durumda akışkan tam buharlaşamadan likit halde evaporatörden geçer...
Göğsün altından, torpido gözünün hemen arkasından gelen o garip ıslık ya da fokurdama sesini çoğumuz geçiştiririz. Soğutucu akışkanın daralan orifis kesitinden geçerken oluşturduğu kavitasyon ve düzensiz debi dalgalanmaları, doğrudan göğüs paneline yansıyan akustik bir rezonans yaratır. Yüksek basınç altındaki sıvının faz değiştirirken türbülansa girmesi sesi artırır. Hatta bazen kompresörün yük altına girip çıkarken çıkardığı o metalik tıkırtılar...
Klima kanallarından içeriye kar yağarcasına küçük buz parçacıklarının fırlatılması veya menfezlerin tamamen tıkanıp hava akışının kesilmesi bir tesadüf değildir. Genleşme valfi kapalı konumda kilitlendiğinde veya nem tutucu (dryer) doymuşluk sınırını aştığında, evaporatör kanallarındaki yüzey sıcaklığı sıfır derecenin altına düşer. Yoğuşan nem, evaporatör peteklerinin üzerinde anında donarak bir buz bloğu oluşturur. İklimlendirme sistemini kapatıp on dakika beklediğinizde alt taraftan şakır şakır su akmasının, ardından havanın tekrar açılmasının arkasındaki fiziksel gerçek tam olarak budur.
Klima kompresörünün sürekli devreye girip çıkması, manyetik kavramanın (clutch) her on saniyede bir "çat" diye tıkırdaması kompresörün değil, valf arkasındaki basınç sensörlerinin feryadıdır. Akışkan geçişi engellendiğinde yüksek basınç hattındaki şalter (high pressure switch) sistemi korumak adına akımı keser; basınç biraz düştüğünde ise sistem tekrar çalışmaya çabalar. Bu durum hem kompresör ömründen yer hem de motor rölantisini sürekli dalgalandırır. Ustaya gidip doğrudan kompresör değişimi teklifi aldığınızda bir adım geri çekilip sistem basınçlarını çift manifoltlu manometre ile ölçtürmekte fayda var.
Evaporatör çıkış borusunun üzerinde aşırı karlanma görürseniz veya tam aksi şekilde emme hattı sıcaklığı ortam sıcaklığıyla aynıysa, soğutma çevriminin kalbinde bir tıkanıklık aramak gerekir. Gaz dolumu yaptırmadan önce vakum testinde sistemin neminin tamamen atıldığından emin olmak şart. Sistemde kalan küçücük bir nem damlacığı bile genleşme valfinin mikro orifisinde donarak tüm akışı bir anda kesebilir. Valf değişiminde kurutucu filtreyi de eşzamanlı yenilemezsek aynı kısırdöngüyü haftalar sonra tekrar yaşamak kaçınılmaz olur...
Sürüş esnasında kabin sıcaklığının bir soğuk bir sıcak şeklinde dalgalanması, sistemdeki genleşme valfinin diyafram yayındaki mekanik yorulmanın açık bir işaretidir. Termostatik duyarganın evaporatör çıkışındaki sıcaklık değişimlerini yanlış algılaması sonucu, valf iğnesi (needle valve) akışkan geçiş aralığını bir türlü doğru ayarayamaz. Sıcaklık kontrol paneli 22 dereceye ayarlı olsa bile sistem bir tutarsızlık girdabına girer. Bazen de valf açık konumda takılı kalır ki bu durumda akışkan tam buharlaşamadan likit halde evaporatörden geçer...
Göğsün altından, torpido gözünün hemen arkasından gelen o garip ıslık ya da fokurdama sesini çoğumuz geçiştiririz. Soğutucu akışkanın daralan orifis kesitinden geçerken oluşturduğu kavitasyon ve düzensiz debi dalgalanmaları, doğrudan göğüs paneline yansıyan akustik bir rezonans yaratır. Yüksek basınç altındaki sıvının faz değiştirirken türbülansa girmesi sesi artırır. Hatta bazen kompresörün yük altına girip çıkarken çıkardığı o metalik tıkırtılar...
Klima kanallarından içeriye kar yağarcasına küçük buz parçacıklarının fırlatılması veya menfezlerin tamamen tıkanıp hava akışının kesilmesi bir tesadüf değildir. Genleşme valfi kapalı konumda kilitlendiğinde veya nem tutucu (dryer) doymuşluk sınırını aştığında, evaporatör kanallarındaki yüzey sıcaklığı sıfır derecenin altına düşer. Yoğuşan nem, evaporatör peteklerinin üzerinde anında donarak bir buz bloğu oluşturur. İklimlendirme sistemini kapatıp on dakika beklediğinizde alt taraftan şakır şakır su akmasının, ardından havanın tekrar açılmasının arkasındaki fiziksel gerçek tam olarak budur.
Klima kompresörünün sürekli devreye girip çıkması, manyetik kavramanın (clutch) her on saniyede bir "çat" diye tıkırdaması kompresörün değil, valf arkasındaki basınç sensörlerinin feryadıdır. Akışkan geçişi engellendiğinde yüksek basınç hattındaki şalter (high pressure switch) sistemi korumak adına akımı keser; basınç biraz düştüğünde ise sistem tekrar çalışmaya çabalar. Bu durum hem kompresör ömründen yer hem de motor rölantisini sürekli dalgalandırır. Ustaya gidip doğrudan kompresör değişimi teklifi aldığınızda bir adım geri çekilip sistem basınçlarını çift manifoltlu manometre ile ölçtürmekte fayda var.
Evaporatör çıkış borusunun üzerinde aşırı karlanma görürseniz veya tam aksi şekilde emme hattı sıcaklığı ortam sıcaklığıyla aynıysa, soğutma çevriminin kalbinde bir tıkanıklık aramak gerekir. Gaz dolumu yaptırmadan önce vakum testinde sistemin neminin tamamen atıldığından emin olmak şart. Sistemde kalan küçücük bir nem damlacığı bile genleşme valfinin mikro orifisinde donarak tüm akışı bir anda kesebilir. Valf değişiminde kurutucu filtreyi de eşzamanlı yenilemezsek aynı kısırdöngüyü haftalar sonra tekrar yaşamak kaçınılmaz olur...