Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürüş esnasında gözümüzün ucuyla sürekli süzdüğümüz o hararet göstergesi bir anda dip yapmaya başladıysa veya tam tersine kırmızı çizgiye doğru çıldırmış gibi tırmanıyorsa, Kia'larımızın o dilsiz ama sadık kalbinde bir şeyler ters gidiyor demektir. Blok içindeki soğutma sıvısının dolaşımını kontrol eden küçücük bir metal parçadan, yani termostatın kilitlenip kalmasından bahsediyoruz aslında... Çoğumuz motor kaputunu açıp sadece yağına suyuna bakar geçeriz ama o minik mekanizma sıkışırsa, radyatördeki soğutulmuş antifrizli su bloğa ulaşamaz ve birkaç kilometre içinde o canım motoru kendi buharında haşlayıveririz.
Yolda giderken kaloriferin aniden buz gibi üflemeye başlaması sizce de garip bir tesadüf mü, yoksa aracın bize attığı sessiz bir çığlık mı? Termostat açık konumda takılı kaldığında motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığı olan o 90 dereceye ulaşamaz, soğuk çalışan motor da hem piston toleranslarını bozar hem de cüzdanımızı yakan o aşırı yakıt tüketimine sebep olur. Bazen de kapalı kalır meret... İşte o an hararet ibresi bir anda fırlar ve radyatör üst hortumu sertleşip adeta patlama noktasına gelir.
Motor blok sıcaklık sensörünün ECU'ya gönderdiği hatalı verilerle uğraşmak, o sürekli yanan arıza lambasına bakıp iç geçirmek harbiden yoruyor insanı. Termostat gövdesindeki kılcal çatlaklardan sızan glikol bazlı soğutma sıvısının o kendine has tatlımsı kokusunu burnunuza geldiği an tanımanız lazım, yoksa iş silindir kapak contasını yakmaya kadar gider. O yüzden aracın altından süzülen pembe veya yeşil damlaları gördüğünüzde "bir şey olmaz" deyip geçmeyin, hemen bir kenara çekin.
Servise gittiğimizde usta elini hortumlara atar; üst hortum alev gibi yanarken alt hortum buz gibiyse teşhis zaten konmuştur. Değişim aslında öyle gözümüzde büyüttüğümüz kadar karmaşık bir operasyon değil; soğutma suyunu tahliye edip, termostat muhafazasındaki birkaç cıvatayı sökmekten ibaret. Ama işte o yeni parçayı takarken kullanılan O-ring contanın kalitesi ve sızdırmazlık macununun dozajı yok mu... En ufak bir işçilik hatasında aynı kabusu iki gün sonra E-5'in ortasında tekrar yaşarız.
Piyasadaki yan sanayi plastik gövdeli ürünlerin ilk sıcaklık şokunda genleşip çarpılması yüzünden az mı yolda kaldık? Kia'larımızın hassas motor yapısı, orijinal OE spesifikasyonlarına sahip wax-pellet tipi mekanik termostatları veya yeni nesil elektronik kontrollü hararet vanalarını şart koşuyor. Aradaki üç beş kuruşluk fark için uyduruk parçalara yönelmek, günün sonunda kapağı rektifiyeye göndermekle eşdeğer.
Sistemin havasını tam almadan yola çıkarsak radyatörün içinde kalan o küçücük hava kabarcığı bile termostatın doğru sıcaklığı hissetmesini engeller ve... Gerisi malum, conta yakmaya kadar giden zincirleme bir felaket. Antifriz değişim periyotlarını aksatmamak, soğutma kanallarında kireçlenme ve korozyon oluşumunu engellemenin en kestirme yolu. Sanayideki ustalara "sadece su eklesek yeter" diyen sürücülere aldanmayın; o saf su zamanla termostatın yay mekanizmasını paslandırıp kilitliyor, bilginiz olsun.
Yolda giderken kaloriferin aniden buz gibi üflemeye başlaması sizce de garip bir tesadüf mü, yoksa aracın bize attığı sessiz bir çığlık mı? Termostat açık konumda takılı kaldığında motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığı olan o 90 dereceye ulaşamaz, soğuk çalışan motor da hem piston toleranslarını bozar hem de cüzdanımızı yakan o aşırı yakıt tüketimine sebep olur. Bazen de kapalı kalır meret... İşte o an hararet ibresi bir anda fırlar ve radyatör üst hortumu sertleşip adeta patlama noktasına gelir.
Motor blok sıcaklık sensörünün ECU'ya gönderdiği hatalı verilerle uğraşmak, o sürekli yanan arıza lambasına bakıp iç geçirmek harbiden yoruyor insanı. Termostat gövdesindeki kılcal çatlaklardan sızan glikol bazlı soğutma sıvısının o kendine has tatlımsı kokusunu burnunuza geldiği an tanımanız lazım, yoksa iş silindir kapak contasını yakmaya kadar gider. O yüzden aracın altından süzülen pembe veya yeşil damlaları gördüğünüzde "bir şey olmaz" deyip geçmeyin, hemen bir kenara çekin.
Servise gittiğimizde usta elini hortumlara atar; üst hortum alev gibi yanarken alt hortum buz gibiyse teşhis zaten konmuştur. Değişim aslında öyle gözümüzde büyüttüğümüz kadar karmaşık bir operasyon değil; soğutma suyunu tahliye edip, termostat muhafazasındaki birkaç cıvatayı sökmekten ibaret. Ama işte o yeni parçayı takarken kullanılan O-ring contanın kalitesi ve sızdırmazlık macununun dozajı yok mu... En ufak bir işçilik hatasında aynı kabusu iki gün sonra E-5'in ortasında tekrar yaşarız.
Piyasadaki yan sanayi plastik gövdeli ürünlerin ilk sıcaklık şokunda genleşip çarpılması yüzünden az mı yolda kaldık? Kia'larımızın hassas motor yapısı, orijinal OE spesifikasyonlarına sahip wax-pellet tipi mekanik termostatları veya yeni nesil elektronik kontrollü hararet vanalarını şart koşuyor. Aradaki üç beş kuruşluk fark için uyduruk parçalara yönelmek, günün sonunda kapağı rektifiyeye göndermekle eşdeğer.
Sistemin havasını tam almadan yola çıkarsak radyatörün içinde kalan o küçücük hava kabarcığı bile termostatın doğru sıcaklığı hissetmesini engeller ve... Gerisi malum, conta yakmaya kadar giden zincirleme bir felaket. Antifriz değişim periyotlarını aksatmamak, soğutma kanallarında kireçlenme ve korozyon oluşumunu engellemenin en kestirme yolu. Sanayideki ustalara "sadece su eklesek yeter" diyen sürücülere aldanmayın; o saf su zamanla termostatın yay mekanizmasını paslandırıp kilitliyor, bilginiz olsun.