Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajda biriken o kalın servis faturaları aslında körü körüne yapılan ezbere müdahalelerin acı birer faturasıdır... Kia sahiplerinin %80'i motor arıza lambasını siyah bantla kapatıp yola devam ettiğini sanırken, aslında sadece zamanı satın aldıklarını bilmiyor; bu trajikomik özgüven patlaması, basit bir sensör hatasını üç bin dolarlık komple motor rektefesine dönüştüren en net faildir.
Her sabah marşa basarken duyulan o hafif metalik tıkırtıyı "soğuk havadandır canım" diyerek geçiştirmek, saatli bombanın kablosunu yanlış renkli kesmekle eşdeğerdir. Oysa yağ basıncını bir saniye olsun umursamamak, pistonların silindir duvarlarıyla girdiği o acımasız sürtünme dansını, geri dönüşü olmayan hurdalık senaryosuyla taçlandırır... Kim demiş modern motorlar hata affeder diye?
Yan sanayi parça sevdası bu ülkenin gizli motor katilidir; yetkili servisin fiyatından kaçıp sanayi esnafının "orijinalin birebir aynısı kardaş" yalanına sığınmak, arabanın elektronik beynine Trojan virüsü yüklemekten farksızdır. Zaten sensörlerin birbiriyle ettiği o sessiz kavga dashboard ekranını yılbaşı ağacına çevirdiğinde iş işten çoktan geçmiştir... Neden herkes en pahalı hatayı en ucuz yoldan çözmeye çalışır ki?
Göz göre göre gelen harareti kaloriferi son dereceye açıp camları indirerek çözeceğini sanan o kadim Türk sürücü refleksine ne demeli? Alüminyum blokların sıcaktan karpuz gibi çatladığı o an, araba sahibinin gözlerindeki o çaresiz "ben ne yaptım" ifadesi aslında bütün bu hatalar zincirinin en net özetidir... Belki de arabaya biraz saygı duymakla başlamalı her şey, ha?
Her sabah marşa basarken duyulan o hafif metalik tıkırtıyı "soğuk havadandır canım" diyerek geçiştirmek, saatli bombanın kablosunu yanlış renkli kesmekle eşdeğerdir. Oysa yağ basıncını bir saniye olsun umursamamak, pistonların silindir duvarlarıyla girdiği o acımasız sürtünme dansını, geri dönüşü olmayan hurdalık senaryosuyla taçlandırır... Kim demiş modern motorlar hata affeder diye?
Yan sanayi parça sevdası bu ülkenin gizli motor katilidir; yetkili servisin fiyatından kaçıp sanayi esnafının "orijinalin birebir aynısı kardaş" yalanına sığınmak, arabanın elektronik beynine Trojan virüsü yüklemekten farksızdır. Zaten sensörlerin birbiriyle ettiği o sessiz kavga dashboard ekranını yılbaşı ağacına çevirdiğinde iş işten çoktan geçmiştir... Neden herkes en pahalı hatayı en ucuz yoldan çözmeye çalışır ki?
Göz göre göre gelen harareti kaloriferi son dereceye açıp camları indirerek çözeceğini sanan o kadim Türk sürücü refleksine ne demeli? Alüminyum blokların sıcaktan karpuz gibi çatladığı o an, araba sahibinin gözlerindeki o çaresiz "ben ne yaptım" ifadesi aslında bütün bu hatalar zincirinin en net özetidir... Belki de arabaya biraz saygı duymakla başlamalı her şey, ha?