Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Vites kutusunun ömrünü törpüleyen o gizli katil, çoğu zaman fren balatasından ya da motordan değil, bizzat sürücünün sol ayağının altındaki reflekslerden beslenir.
Yarım debriyajla ışıklarda saatlerce beklemenin o kibirli konforu, birkaç bin kilometre sonra binlerce liralık bir masraf olarak kapınızı çaldığında iş işten çoktan geçmiş olur.
Baskı balata dediğimiz o narin mekanizma, sizin kararsızlıklarınızı yutmaktan yoruldu da bir gün o çelik dişliler birdenbire kilitleniverdi, kime ne anlatacaksınız?
Tam burada durup düşünmek gerek; sürekli yarım basılan o pedal, aslında makinenin kalbine saplanan sessiz bir hançerden başka ne anlama geliyor ki?
Trafiğin sıkışık anlarında balatayı hafifçe sıkarak aracı sabitlemek büyük bir maharet sanılır, oysa bu alışkanlık demirden ve balatadan çalınan ömürden başka bir şey değildir.
Dişliler birbirine tam kavuşamadığı anlarda oluşan o minik sürtünme ısıları, bütün sistemi yavaş yavaş içeriden kemirir...
Hani bazen trafikte fark etmeden ayağınızı pedalın üstünde unutursunuz ya, işte o an o narin bilyeler aklını yitirir.
Otomobiliniz sizinle konuşmaz belki ama vites geçişlerindeki o kemiksi sertlik aslında bir imdat çığlığıdır, duymak istemiyorsunuz o ayrı.
Sürüş esnasında ellerinizi vitesten çekin derler, aynı hassasiyeti sol ayağınıza da göstermezseniz şanzımanın elveda demesi sadece an meselesidir.
Yarım debriyajla ışıklarda saatlerce beklemenin o kibirli konforu, birkaç bin kilometre sonra binlerce liralık bir masraf olarak kapınızı çaldığında iş işten çoktan geçmiş olur.
Baskı balata dediğimiz o narin mekanizma, sizin kararsızlıklarınızı yutmaktan yoruldu da bir gün o çelik dişliler birdenbire kilitleniverdi, kime ne anlatacaksınız?
Tam burada durup düşünmek gerek; sürekli yarım basılan o pedal, aslında makinenin kalbine saplanan sessiz bir hançerden başka ne anlama geliyor ki?
Trafiğin sıkışık anlarında balatayı hafifçe sıkarak aracı sabitlemek büyük bir maharet sanılır, oysa bu alışkanlık demirden ve balatadan çalınan ömürden başka bir şey değildir.
Dişliler birbirine tam kavuşamadığı anlarda oluşan o minik sürtünme ısıları, bütün sistemi yavaş yavaş içeriden kemirir...
Hani bazen trafikte fark etmeden ayağınızı pedalın üstünde unutursunuz ya, işte o an o narin bilyeler aklını yitirir.
Otomobiliniz sizinle konuşmaz belki ama vites geçişlerindeki o kemiksi sertlik aslında bir imdat çığlığıdır, duymak istemiyorsunuz o ayrı.
Sürüş esnasında ellerinizi vitesten çekin derler, aynı hassasiyeti sol ayağınıza da göstermezseniz şanzımanın elveda demesi sadece an meselesidir.