Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Elektronik park freni denen o ufak düğmeye bastığında gelen o minik vınlama sesi bazen bir müziğin son akoru gibi huzur verir bazense içine kurt düşürür çünkü araba bir anda olduğu yere çakılıp kalır ya da tam tersi rampada kafasına göre salıverir kendini işte o an o çelik yığını masum bir demir yığınından çıkar ve sana meydan okuyan huysuz bir katıra dönüşür ki bu arızalar genelde en lazımsı anlarda tam da işin en yoğun olduğu saatlerde kapını çalmayı çok sever.
Aslında işin aslı elektronik sistemlerin o karmaşık dünyasında saklıdır çünkü eskisi gibi tel mekanizmasıyla çalışan o mert balatalar yok artık elimizin altında; şimdi her şey minik kabloların uçuştuğu sensörlerin devrede olduğu beyin tarafından yönetilen bir dijital ağa emanet ve bu ağ bazen en ufak bir akü voltaj düşüklüğünde bile kafayı yiyebiliyor yani akünün ömrü azıcık törpülense sistem hemen hata kodu patlatıp yolda bırakabiliyor insanı.
Gösterge panelinde o sarı renkli el freni lambası yanıp sönmeye başladığında direksiyona sarılıp derin bir nefes almak en iyisidir çünkü panik yapıp düğmeyle inatlaşmak sadece durumu daha da sarpa sardırır ve balataların tamamen kilitlenmesine yol açarak seni o ıssız yolda servisin insafına bırakır ki bunu asla istemezsin.
Aslında bu tür arızaların en büyük sebebi o hassas sensörlerin zamanla toz toprak ve nemle dolmasıdır hele bir de kış aylarında çamurlu yollardan geçip altını yıkatmadıysan o fren motorunun etrafında biriken kirler hareketi kısıtlar ve sistem kendini korumaya alıp kilitleniverir yani periyodik temizlik şart bu demir atlara.
Bazen servise gittiğinde usta sana beyin güncellemesi gerekiyor diyebilir ki bu ilk başta kulağa tuhaf gelse de aslında gayet doğaldır çünkü bu arabalar adeta yürüyen birer bilgisayardır ve yazılımları zaman zaman çökebilir ya da kafası karışabilir o yüzden güncellemeleri ihmal etmemek en sağlam yoldur.
Yokuş yukarı park ettiğinde arabayı direkt P konumuna alıp bırakmak yerine önce el frenini çekip sonra ayağını frenden yavaşça çekerek yükü balatalara bindirmek o mekanik ömrü uzatır ama bizim milletimiz bu detayı genelde atlar ve zavallı şanzıman dişlilerine bin biniş bindirir ki bu da sonradan çok büyük masraflar açar başına.
Eğer el freni kolunu çektiğinde ya da düğmesine bastığında garip bir gıcırtı ya da dişli sıyırma sesi duyuyorsan bil ki içerideki minik dişlilerden biri sıyırmıştır ve o sistem artık alarm veriyordur ki bu sesi duyduğun an yola devam etmek kumar oynamaktan başka bir şey değildir.
Sonuçta bu makineler de birer can taşımıyor belki ama ruhları var adeta ve sen onların dilinden anladığın sürece seni asla yarı yolda bırakmazlar ama ne zaman ki bakımını aksatır ya da uyarılara kulak tıkayan o umursamaz tavrı takınırsın işte o zaman o güçlü Jeep bir anda en büyük düşmanın oluverir.
Aslında işin aslı elektronik sistemlerin o karmaşık dünyasında saklıdır çünkü eskisi gibi tel mekanizmasıyla çalışan o mert balatalar yok artık elimizin altında; şimdi her şey minik kabloların uçuştuğu sensörlerin devrede olduğu beyin tarafından yönetilen bir dijital ağa emanet ve bu ağ bazen en ufak bir akü voltaj düşüklüğünde bile kafayı yiyebiliyor yani akünün ömrü azıcık törpülense sistem hemen hata kodu patlatıp yolda bırakabiliyor insanı.
Gösterge panelinde o sarı renkli el freni lambası yanıp sönmeye başladığında direksiyona sarılıp derin bir nefes almak en iyisidir çünkü panik yapıp düğmeyle inatlaşmak sadece durumu daha da sarpa sardırır ve balataların tamamen kilitlenmesine yol açarak seni o ıssız yolda servisin insafına bırakır ki bunu asla istemezsin.
Aslında bu tür arızaların en büyük sebebi o hassas sensörlerin zamanla toz toprak ve nemle dolmasıdır hele bir de kış aylarında çamurlu yollardan geçip altını yıkatmadıysan o fren motorunun etrafında biriken kirler hareketi kısıtlar ve sistem kendini korumaya alıp kilitleniverir yani periyodik temizlik şart bu demir atlara.
Bazen servise gittiğinde usta sana beyin güncellemesi gerekiyor diyebilir ki bu ilk başta kulağa tuhaf gelse de aslında gayet doğaldır çünkü bu arabalar adeta yürüyen birer bilgisayardır ve yazılımları zaman zaman çökebilir ya da kafası karışabilir o yüzden güncellemeleri ihmal etmemek en sağlam yoldur.
Yokuş yukarı park ettiğinde arabayı direkt P konumuna alıp bırakmak yerine önce el frenini çekip sonra ayağını frenden yavaşça çekerek yükü balatalara bindirmek o mekanik ömrü uzatır ama bizim milletimiz bu detayı genelde atlar ve zavallı şanzıman dişlilerine bin biniş bindirir ki bu da sonradan çok büyük masraflar açar başına.
Eğer el freni kolunu çektiğinde ya da düğmesine bastığında garip bir gıcırtı ya da dişli sıyırma sesi duyuyorsan bil ki içerideki minik dişlilerden biri sıyırmıştır ve o sistem artık alarm veriyordur ki bu sesi duyduğun an yola devam etmek kumar oynamaktan başka bir şey değildir.
Sonuçta bu makineler de birer can taşımıyor belki ama ruhları var adeta ve sen onların dilinden anladığın sürece seni asla yarı yolda bırakmazlar ama ne zaman ki bakımını aksatır ya da uyarılara kulak tıkayan o umursamaz tavrı takınırsın işte o zaman o güçlü Jeep bir anda en büyük düşmanın oluverir.