Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kimse motorunun en can alıcı noktasında saatli bir bomba taşıdığını kabul etmek istemez ama gerçeğin ta kendisi budur; o kapak açıldığında göreceğin manzara ya bir ömür duasıdır ya da külliyen iflas...
Japon mühendisliğine duyulan o körü körüne güven var ya, işte motorları rölantide çöpe atan en büyük yanılgı o; kayış yerine zincir koydular diye sonsuza kadar yağ gibi akacağını sanıyorsan motoru ilk marşta kucağına alacaksın demektir...
Sabah kontağı çevirdiğinde o metalik şakırtı, o ilk üç saniyede kulak tırmalayan hırıltı var ya, o ses aslında sana açıkça veda mektubudur; o zincir bollaşıyor, o gergiler yerinden oynuyor ve sen hâlâ marşa basmaya devam ediyorsun...
Yağ değişim periyodunu on bin kilometrede bir pas geçip otuz binlere çıkardığın o an, o zincirin ölüm fermanını kendi ellerinle imzaladın demektir; ucuz yağın getirdiği tortu o en ince kanalları tıkadığında, gergi paletleri taş gibi sertleşip tuzla buz olacak...
Sırf usta parası bin lira diye yetmiş binlik motoru riske atan o kafayı değiştirmeden bu arabaya binme; çünkü triger zinciri koptuğu an pistonla subaplar ölümüne kapışır ve o motor bir daha asla o eski huzurlu sesle çalışmaz...
Vuruntulu çalışmayı, çekişten düşmeyi mazota ya da bujiye bağlayıp durma; o senteden kaçan milimlik sapmalar aslında zincirin bittim dedirttiği o son çığlıktır...
Yetmiş binlik periyodik bakımı es geçip yüz binleri devirenlerin sonu hep aynı sanayi masası; o orijinal parça parası canını sıkmasın, yan sanayi çakma zincirler o kapağın altında sadece ilk otuz bin kilometre adam gibi dayanır...
Usta kapak açıldığında ''abi daha gideri var'' derse elindeki anahtarı kafasına at; o esneyen baklalar, o tırnakları yenen gergiler otobanda yüz kırkla giderken bir anda boşa çıktığında o motorun halini kimse düzeltemez...
Japon mühendisliğine duyulan o körü körüne güven var ya, işte motorları rölantide çöpe atan en büyük yanılgı o; kayış yerine zincir koydular diye sonsuza kadar yağ gibi akacağını sanıyorsan motoru ilk marşta kucağına alacaksın demektir...
Sabah kontağı çevirdiğinde o metalik şakırtı, o ilk üç saniyede kulak tırmalayan hırıltı var ya, o ses aslında sana açıkça veda mektubudur; o zincir bollaşıyor, o gergiler yerinden oynuyor ve sen hâlâ marşa basmaya devam ediyorsun...
Yağ değişim periyodunu on bin kilometrede bir pas geçip otuz binlere çıkardığın o an, o zincirin ölüm fermanını kendi ellerinle imzaladın demektir; ucuz yağın getirdiği tortu o en ince kanalları tıkadığında, gergi paletleri taş gibi sertleşip tuzla buz olacak...
Sırf usta parası bin lira diye yetmiş binlik motoru riske atan o kafayı değiştirmeden bu arabaya binme; çünkü triger zinciri koptuğu an pistonla subaplar ölümüne kapışır ve o motor bir daha asla o eski huzurlu sesle çalışmaz...
Vuruntulu çalışmayı, çekişten düşmeyi mazota ya da bujiye bağlayıp durma; o senteden kaçan milimlik sapmalar aslında zincirin bittim dedirttiği o son çığlıktır...
Yetmiş binlik periyodik bakımı es geçip yüz binleri devirenlerin sonu hep aynı sanayi masası; o orijinal parça parası canını sıkmasın, yan sanayi çakma zincirler o kapağın altında sadece ilk otuz bin kilometre adam gibi dayanır...
Usta kapak açıldığında ''abi daha gideri var'' derse elindeki anahtarı kafasına at; o esneyen baklalar, o tırnakları yenen gergiler otobanda yüz kırkla giderken bir anda boşa çıktığında o motorun halini kimse düzeltemez...