Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Triger kayışı dediğimiz parça aslında kaputun altında dönen o sessiz ama en kritik hayati çarklardan biri, bazen usta ellerde sökülürken o lastik dişlilerin üzerindeki aşınmayı görünce insan ister istemez yutkunuyor çünkü koparsa neler olabileceğini iyi biliyoruz. Motorun kalbi sayılan bu kauçuk parça zamanla esniyor, yoruluyor ve sıcak soğuk döngülerinden dolayı kılcal çatlaklar vermeye başlıyor, yani tam da bu yüzden "nasılsa idare eder" demek otoyol ortasında koca bir motoru ele almakla eş değer bir kumar aslında.
Yıllar önce ilk arabamla yola çıktığımda bu konulara bu kadar kafayı takmazdım ta ki o acı sesi duyup da kaputu açana kadarki o talihsiz ana kadar; işte o gün anladım ki bazı parçalar şakaya gelmez, özellikle söz konusu Honda olunca motorun o yüksek devir çeviren yapısı triger sistemine binen yükü iki katına çıkarıyor. Kilometre saatindeki rakamlar elli bini, altmış bini devirmeye başladığında usta gözüyle bir bakmak gerek, belki de sadece kayış değil gergi bilyalarını da komple yenilemek en mantıklı hamle olacak.
Aslında işin aslı şu ki triger sadece bir kayıştan ibaret değil; devirdaim pompasıyla, gergi kütüğüyle ve kılavuz makaralarıyla bir bütün olarak çalışıyor ve sen sadece kayışı değiştirip geçersen o eski bilyanın bir yıl sonra kilitlenip bütün emeği boşa çıkaracağını kimse söylemez sanma... O yüzden tamirciler "set olarak değişelim" dediğinde inat etmemek lazım, çünkü parça parça yapılan masraf ileride çok daha büyük bir fatura olarak kapını çalıyor.
Sabahın kör ayazında marşa bastığın o ilk saniye var ya, motorun içindeki o metal ve kauçuk senfoni tam o an başlıyor ve triger kayışı o soğukta ilk esnemeyi yaparken en büyük dirençle karşılaşıyor; işte bu yüzden kışa girmeden önce kaputu açtırıp bir ustanın parmak uçlarıyla kayışın tansiyonunu hissetmesi, kilometre henüz dolmasa bile yaş itibarıyla o lastiğin sertleşip sertleşmediğine bakması hayat kurtarır... Kim bilir, belki de senin aracın şu an garajda sessizce seni bekliyor ama o lastik dişliler çoktan ömrünü tamamlamış durumda.
Değişim zamanı geldiğinde orijinal parça mı yoksa yan sanayi mi ikilemi hep kafaları karıştırır ama motorun mühendisliğine saygı duymak istiyorsan kutunun üzerindeki o Honda ambleminden vazgeçmemelisin, çünkü ucuz olsun diye takılan merdiven altı kayışlar üç beş kuruş kar ettirirken binlerce liralık subap eğtirme masrafıyla insanın cebini ve sinir sistemini darmadağın edebiliyor. Usta anahtarı sıkarken sen de yanında durup o gergi bilyasının dönme sesini dinlemelisin, çünkü bu iş biraz da güven meselesi, biraz da o makineye duyulan saygının eseri... Şimdi ellerini cebine koyup kendi kendine bir sormalısın, en son ne zaman baktırdın o kaputun altındaki gizli kahramana?
Yıllar önce ilk arabamla yola çıktığımda bu konulara bu kadar kafayı takmazdım ta ki o acı sesi duyup da kaputu açana kadarki o talihsiz ana kadar; işte o gün anladım ki bazı parçalar şakaya gelmez, özellikle söz konusu Honda olunca motorun o yüksek devir çeviren yapısı triger sistemine binen yükü iki katına çıkarıyor. Kilometre saatindeki rakamlar elli bini, altmış bini devirmeye başladığında usta gözüyle bir bakmak gerek, belki de sadece kayış değil gergi bilyalarını da komple yenilemek en mantıklı hamle olacak.
Aslında işin aslı şu ki triger sadece bir kayıştan ibaret değil; devirdaim pompasıyla, gergi kütüğüyle ve kılavuz makaralarıyla bir bütün olarak çalışıyor ve sen sadece kayışı değiştirip geçersen o eski bilyanın bir yıl sonra kilitlenip bütün emeği boşa çıkaracağını kimse söylemez sanma... O yüzden tamirciler "set olarak değişelim" dediğinde inat etmemek lazım, çünkü parça parça yapılan masraf ileride çok daha büyük bir fatura olarak kapını çalıyor.
Sabahın kör ayazında marşa bastığın o ilk saniye var ya, motorun içindeki o metal ve kauçuk senfoni tam o an başlıyor ve triger kayışı o soğukta ilk esnemeyi yaparken en büyük dirençle karşılaşıyor; işte bu yüzden kışa girmeden önce kaputu açtırıp bir ustanın parmak uçlarıyla kayışın tansiyonunu hissetmesi, kilometre henüz dolmasa bile yaş itibarıyla o lastiğin sertleşip sertleşmediğine bakması hayat kurtarır... Kim bilir, belki de senin aracın şu an garajda sessizce seni bekliyor ama o lastik dişliler çoktan ömrünü tamamlamış durumda.
Değişim zamanı geldiğinde orijinal parça mı yoksa yan sanayi mi ikilemi hep kafaları karıştırır ama motorun mühendisliğine saygı duymak istiyorsan kutunun üzerindeki o Honda ambleminden vazgeçmemelisin, çünkü ucuz olsun diye takılan merdiven altı kayışlar üç beş kuruş kar ettirirken binlerce liralık subap eğtirme masrafıyla insanın cebini ve sinir sistemini darmadağın edebiliyor. Usta anahtarı sıkarken sen de yanında durup o gergi bilyasının dönme sesini dinlemelisin, çünkü bu iş biraz da güven meselesi, biraz da o makineye duyulan saygının eseri... Şimdi ellerini cebine koyup kendi kendine bir sormalısın, en son ne zaman baktırdın o kaputun altındaki gizli kahramana?