Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Honda Tekleme Sorunu
Sabah garajdan çıkarken o tanıdık marş sesini alırsın, motor çalışır ama direksiyonda hafif bir titreme hissedersin, sanki pistonlardan biri nefes almakta zorlanıyormuş gibi öksürür ve bu durum seni anında huzursuz eder. Trafikte dur-kalk yaparken devir saatinin iğnesi aşağı yukarı dans etmeye başlar, araba adeta sana bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışır ama sen henüz ne olduğunu tam olarak çözememişsindir.
Ateşleme bobinleri bu motorların adeta kalbidir ve zamanla ısıya yenik düşerek çatlama yapar, özellikle nemli havalarda bu çatlaklardan sızan akım kaçağı motoru sarsıntıya boğar ve seni yolda bırakma korkusuyla baş başa bırakır. Bazen sadece tek bir bobin arızalanır ama beyin bunu tam algılayana kadar bütün motor sarsılır, sen de sanırsın ki şanzıman dağılıyor ya da motor tamamen kilitlenecek...
Subap ayarları da bu markanın karakteristik özelliklerinden biridir, ihmal edildiğinde sıkılaşan subaplar yanma odasının sızdırmazlığını bozar ve motor rölantide çalışırken sanki horluyormuş gibi düzensiz bir ritme bürünür. Usta kaputu açar, kulağını motora yaklaştırır ve o metalik tıkırtıları dinlerken sen arkada çaresizce sigaranı içersin, çünkü bilirsin ki bu iş inatçıdır ve kolay kolay bitmez.
Yakıt kalitesi Türkiye şartlarında maalesef her istasyonda aynı değildir, depoya giren o kalitesiz benzin enjektörlerin ucunu tıkar ve püskürtme deseni bozulduğu an motor tekleme krizine girer. Pompaya yanaştığında ucuz olsun diye aldığın o yakıtın aslında motora ne kadar büyük bir ihanet olduğunu, motor her gaz yediğinde tekleyerek sana çok net gösterir...
Bazen de sorun ECU dediğimiz o beyin kutusunun yazılımsal kafasının karışmasındadır, akü kutup başını söküp takarsın, resetlersin ama arıza lambası sinsin diye yanmaya devam eder. Sensörlerden gelen yanlış veriler motoru zengin karışıma sokar, egzozdan çiğ benzin kokusu yayılırken sen direksiyonda acaba nerede yanlış yaptım diye düşünür durursun.
Sabah garajdan çıkarken o tanıdık marş sesini alırsın, motor çalışır ama direksiyonda hafif bir titreme hissedersin, sanki pistonlardan biri nefes almakta zorlanıyormuş gibi öksürür ve bu durum seni anında huzursuz eder. Trafikte dur-kalk yaparken devir saatinin iğnesi aşağı yukarı dans etmeye başlar, araba adeta sana bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışır ama sen henüz ne olduğunu tam olarak çözememişsindir.
Ateşleme bobinleri bu motorların adeta kalbidir ve zamanla ısıya yenik düşerek çatlama yapar, özellikle nemli havalarda bu çatlaklardan sızan akım kaçağı motoru sarsıntıya boğar ve seni yolda bırakma korkusuyla baş başa bırakır. Bazen sadece tek bir bobin arızalanır ama beyin bunu tam algılayana kadar bütün motor sarsılır, sen de sanırsın ki şanzıman dağılıyor ya da motor tamamen kilitlenecek...
Subap ayarları da bu markanın karakteristik özelliklerinden biridir, ihmal edildiğinde sıkılaşan subaplar yanma odasının sızdırmazlığını bozar ve motor rölantide çalışırken sanki horluyormuş gibi düzensiz bir ritme bürünür. Usta kaputu açar, kulağını motora yaklaştırır ve o metalik tıkırtıları dinlerken sen arkada çaresizce sigaranı içersin, çünkü bilirsin ki bu iş inatçıdır ve kolay kolay bitmez.
Yakıt kalitesi Türkiye şartlarında maalesef her istasyonda aynı değildir, depoya giren o kalitesiz benzin enjektörlerin ucunu tıkar ve püskürtme deseni bozulduğu an motor tekleme krizine girer. Pompaya yanaştığında ucuz olsun diye aldığın o yakıtın aslında motora ne kadar büyük bir ihanet olduğunu, motor her gaz yediğinde tekleyerek sana çok net gösterir...
Bazen de sorun ECU dediğimiz o beyin kutusunun yazılımsal kafasının karışmasındadır, akü kutup başını söküp takarsın, resetlersin ama arıza lambası sinsin diye yanmaya devam eder. Sensörlerden gelen yanlış veriler motoru zengin karışıma sokar, egzozdan çiğ benzin kokusu yayılırken sen direksiyonda acaba nerede yanlış yaptım diye düşünür durursun.