Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajda sabah serinliğinde kaputu kaldırıp o genleşme kabına baktığımda, antifriz seviyesinin yine o çizgicanın altına indiğini gördüğüm an içimdeki sıkıntıyı tarif edemem; yıllardır bu direksiyonun arkasında, o i-VTEC motorun homurtusunu dinlerken sanırım en çok bu su eksiltme meselesi canımı sıktı.
Hani derler ya bazı arabalar su içer diye, bizim bu Japon mucizesi de bazen fazla mı susuyor acaba, yoksa kapalı kapılar ardında başka bir şeyler mi dönüyor bu motor bloğunun içinde?
Radyatör peteklerine şöyle bir uzaktan bakıyorum, dışarıdan pırıl pırıl duruyorlar ama trafikte hararet ibresi o olağan yerinden bir milim bile kıpırdasa elim ayağım birbirine dolanıyor, acaba yine o minik plastik kapaktan mı kaçırıyor yoksa silindir kapak contası mı göz kırpıyor bana...
Yılların gazetecilik ve içerik üreticiliği refleksleriyle otomobil forumlarında sabahlardan akşamlara kadar insan hikayelerini okuduğumda anladım ki, bu sorun sadece benim Civic'in kaprisinden ibaret değil, neredeyse her Honda sahibinin bir kerecik de olsa mutlaka yaşadığı ortak bir kabus bu.
Devir daim pompasının o sinsi sızıntısı bazen öyle bir yerden su damlatır ki, siz motorun altını üstüne getirirsiniz de bulamazsınız, tamirci çırağının el feneriyle o karanlık köşeleri tararken yüzündeki o bilmiş ifadeyi görünce insan kendi arabasından soğuyor adeta.
Kalorifer peteklerinden gelen o hafif tatlımsı koku burnunuza geliyorsa hiç şansınızı zorlamayın derim ben, çünkü o ıslaklık paspasın altından size sessizce "ben buradayım" diye fısıldıyordur çoktan.
Genleşme kabının o dandik kapağını orijinaliyle değiştirmek bazen bütün meseleyi çözüverir de insan asıl büyük arızadan korktuğu için en basit ihtimali en son düşünüyor hep, ne garip değil mi?
Motor sıcaklığı normal görünürken suyun eksilmesi adamı deli ediyor, sanki bu metal yığını gece ben uyurken suyu içip içip bitiriyor da sabah benden saklıyor gibi hissediyorum bazen.
Blok çatlağı desen o en korkuncu, Allah kimsenin başına vermesin, o yüzden her yola çıkışta önce kaputu açıp o suya bakmak artık benim için kahve içmek gibi vazgeçilmez bir sabah ritüeli haline geldi.
Usta motoru söküp de o contayı eline aldığında "bak abi burdan kaçırmış" dediği o anki hayal kırıklığını var ya, benden başka kimse o kadar derinden hissedemez herhalde.
Hani derler ya bazı arabalar su içer diye, bizim bu Japon mucizesi de bazen fazla mı susuyor acaba, yoksa kapalı kapılar ardında başka bir şeyler mi dönüyor bu motor bloğunun içinde?
Radyatör peteklerine şöyle bir uzaktan bakıyorum, dışarıdan pırıl pırıl duruyorlar ama trafikte hararet ibresi o olağan yerinden bir milim bile kıpırdasa elim ayağım birbirine dolanıyor, acaba yine o minik plastik kapaktan mı kaçırıyor yoksa silindir kapak contası mı göz kırpıyor bana...
Yılların gazetecilik ve içerik üreticiliği refleksleriyle otomobil forumlarında sabahlardan akşamlara kadar insan hikayelerini okuduğumda anladım ki, bu sorun sadece benim Civic'in kaprisinden ibaret değil, neredeyse her Honda sahibinin bir kerecik de olsa mutlaka yaşadığı ortak bir kabus bu.
Devir daim pompasının o sinsi sızıntısı bazen öyle bir yerden su damlatır ki, siz motorun altını üstüne getirirsiniz de bulamazsınız, tamirci çırağının el feneriyle o karanlık köşeleri tararken yüzündeki o bilmiş ifadeyi görünce insan kendi arabasından soğuyor adeta.
Kalorifer peteklerinden gelen o hafif tatlımsı koku burnunuza geliyorsa hiç şansınızı zorlamayın derim ben, çünkü o ıslaklık paspasın altından size sessizce "ben buradayım" diye fısıldıyordur çoktan.
Genleşme kabının o dandik kapağını orijinaliyle değiştirmek bazen bütün meseleyi çözüverir de insan asıl büyük arızadan korktuğu için en basit ihtimali en son düşünüyor hep, ne garip değil mi?
Motor sıcaklığı normal görünürken suyun eksilmesi adamı deli ediyor, sanki bu metal yığını gece ben uyurken suyu içip içip bitiriyor da sabah benden saklıyor gibi hissediyorum bazen.
Blok çatlağı desen o en korkuncu, Allah kimsenin başına vermesin, o yüzden her yola çıkışta önce kaputu açıp o suya bakmak artık benim için kahve içmek gibi vazgeçilmez bir sabah ritüeli haline geldi.
Usta motoru söküp de o contayı eline aldığında "bak abi burdan kaçırmış" dediği o anki hayal kırıklığını var ya, benden başka kimse o kadar derinden hissedemez herhalde.