Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarını yollarda ve servis köşelerinde geçirmiş eski bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki, gösterge panelinde o sarı motor arıza lambasının yanması insanı aniden germeye yeter. Özellikle konu dizel bir Honda olunca, kaputun altından gelebilecek her ses ya da ekrandaki her gizemli kod kafada bin türlü masraf senaryosu yaratır... İşte tam da bu noktada karşımıza çıkan Honda P2002 arıza kodu, aslında aracınızın dert yandığı ama tam olarak ne olduğunu sizin çözemediğiniz o sinir bozucu anlardan biridir. Dizel partikül filtresinin, yani kısaca DPF'nin etrafında dönen bu sorun, öyle sıradan bir sensör hatasından öte, motorun adeta nefessiz kaldığının ve acil bir müdahale beklediğinin en net göstergesidir.
Eski tip motorlarda bu tarz duman ya da kurum problemleri çok fazla kafaya takılmazdı ama günümüzün hassas elektronik altyapısına sahip dizelleri, egzoz çıkışındaki en ufak bir basınç dengesizliğini bile affetmiyor. P2002 kodu tam olarak bu mantıkla çalışır ve diferansiyel basınç sensörünün filtre giriş ve çıkışındaki değerlerde anormal bir fark algıladığını söyler... Yani filtre artık dolmuştur, içi kurum bağlamıştır ve egzoz gazı dışarı rahatça atılamıyordur. Tabii bu durumu ilk fark ettiğinizde panik yapmak yerine, aracın son zamanlarda nasıl kullanıldığını bir tartmak gerekir; çünkü sürekli şehir içinde, motor tam ısınmadan yapılan kısa mesafeli sürüşler bu tıkanıklığın en büyük tetikleyicisidir.
Tabii işin aslına bakarsanız, bu arıza kodu sadece filtrenin kirlendiğini değil, bazen sensörün kendisinin arızalandığını veya hortumlarında çatlaklar oluştuğunu da fısıldar ustaların kulağına. Servisteki o tozlu masaların başında geçen uzun yıllar bana şunu öğretti: Her P2002 gördüğümüzde doğrudan Partikül Filtresi değişimi demek büyük bir yanılgı ve masraftan başka bir şey değildir. Sensör hortumlarının erimesi, kabloların kopması ya da basınç borularının tıkanması da tıpkı filtrenin kendisi gibi aynı hatayı tetikleyebilir ve insanı yanlış yola sevk edebilir. O yüzden arıza tespit cihazına bağlayıp "değişmesi lazım" dediklerinde hemen cüzdana sarılmamak, önce tesisatı ve hortumları adam akıllı kontrol ettirmek en mantıklı hamle olacaktır.
Uzun yola çıkıp motoru biraz yüksek devirde bağırtarak, yani halk arasında bilinen tabirle karbonu atarak bu sorunun kendiliğinden çözüleceğini düşünenler hiç de az değildir... Aslında kısmen doğrudur da bu; çünkü egzoz sıcaklığı belirli bir seviyenin üzerine çıktığında filtre içindeki kurumlar yanar ve sistem kendisini yeniler. Ancak P2002 kodu artık kalıcı hale gelmişse ve motor kendini korumaya alıp çekişten düşmüşse, o otoban turu maalesef tek başına bir işe yaramayacaktır. Bu aşamada profesyonel bir cihazla rejenerasyon başlatılması ya da filtrenin sökülüp özel kimyasallarla ve makinelerle adeta baştan aşağı yıkanması şart olur.
Netice itibarıyla, kaputu açıp baktığınızda karşınızda duran o karmaşık mekanik yığını bazen sizinle bu şekilde konuşur, sorunlarını gizemlikodlar aracılığıyla dışa vurur... Honda P2002 arıza kodu da işte bu dilin en yaygın ama bir o kadar da dikkate alınması gereken cümlelerinden biridir. Arabanıza biraz kulak verin, onu sürekli kısa mesafelerde hırpalamak yerine arada bir açık yollarda özgür bırakın ki ciğerleri açkılsın ve bu tarz can sıkıcı masraflarla bir daha yüzleşmek zorunda kalmayın.
Eski tip motorlarda bu tarz duman ya da kurum problemleri çok fazla kafaya takılmazdı ama günümüzün hassas elektronik altyapısına sahip dizelleri, egzoz çıkışındaki en ufak bir basınç dengesizliğini bile affetmiyor. P2002 kodu tam olarak bu mantıkla çalışır ve diferansiyel basınç sensörünün filtre giriş ve çıkışındaki değerlerde anormal bir fark algıladığını söyler... Yani filtre artık dolmuştur, içi kurum bağlamıştır ve egzoz gazı dışarı rahatça atılamıyordur. Tabii bu durumu ilk fark ettiğinizde panik yapmak yerine, aracın son zamanlarda nasıl kullanıldığını bir tartmak gerekir; çünkü sürekli şehir içinde, motor tam ısınmadan yapılan kısa mesafeli sürüşler bu tıkanıklığın en büyük tetikleyicisidir.
Tabii işin aslına bakarsanız, bu arıza kodu sadece filtrenin kirlendiğini değil, bazen sensörün kendisinin arızalandığını veya hortumlarında çatlaklar oluştuğunu da fısıldar ustaların kulağına. Servisteki o tozlu masaların başında geçen uzun yıllar bana şunu öğretti: Her P2002 gördüğümüzde doğrudan Partikül Filtresi değişimi demek büyük bir yanılgı ve masraftan başka bir şey değildir. Sensör hortumlarının erimesi, kabloların kopması ya da basınç borularının tıkanması da tıpkı filtrenin kendisi gibi aynı hatayı tetikleyebilir ve insanı yanlış yola sevk edebilir. O yüzden arıza tespit cihazına bağlayıp "değişmesi lazım" dediklerinde hemen cüzdana sarılmamak, önce tesisatı ve hortumları adam akıllı kontrol ettirmek en mantıklı hamle olacaktır.
Uzun yola çıkıp motoru biraz yüksek devirde bağırtarak, yani halk arasında bilinen tabirle karbonu atarak bu sorunun kendiliğinden çözüleceğini düşünenler hiç de az değildir... Aslında kısmen doğrudur da bu; çünkü egzoz sıcaklığı belirli bir seviyenin üzerine çıktığında filtre içindeki kurumlar yanar ve sistem kendisini yeniler. Ancak P2002 kodu artık kalıcı hale gelmişse ve motor kendini korumaya alıp çekişten düşmüşse, o otoban turu maalesef tek başına bir işe yaramayacaktır. Bu aşamada profesyonel bir cihazla rejenerasyon başlatılması ya da filtrenin sökülüp özel kimyasallarla ve makinelerle adeta baştan aşağı yıkanması şart olur.
Netice itibarıyla, kaputu açıp baktığınızda karşınızda duran o karmaşık mekanik yığını bazen sizinle bu şekilde konuşur, sorunlarını gizemlikodlar aracılığıyla dışa vurur... Honda P2002 arıza kodu da işte bu dilin en yaygın ama bir o kadar da dikkate alınması gereken cümlelerinden biridir. Arabanıza biraz kulak verin, onu sürekli kısa mesafelerde hırpalamak yerine arada bir açık yollarda özgür bırakın ki ciğerleri açkılsın ve bu tarz can sıkıcı masraflarla bir daha yüzleşmek zorunda kalmayın.