Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış ortasında direksiyon başına geçip Honda'nın kaloriferini köklediğimizde yüzümüze vuran o ılık, hatta bazen buz gibi hava... Yıllardır pek çoğumuzun kabusu oldu bu durum. Sanayiye gittiğimizde "Japon arabası böyledir, geç ısınır" deyip başından savmaya çalışan usta sayısı hiç az değil. Oysa bal gibi de biliyoruz; fabrikanın ilk gününde o araba içeriyi fırın gibi yapıyordu. Bir şeylerin ters gittiğini kabul etmekle başlıyor aslında her şey.
Radyatörün içine sızan o çamurumsu tortu tam bir baş belası. Antifriz kullanmayı ihmal ettiğimiz ya da rastgele musluk suyu eklediğimiz her gün, o küçücük petek kanallarını kendi elimizle tıkıyoruz. Sonra da araç içinde titrerken buluyoruz kendimizi. Bir de şu var tabii; kalitesiz antifriz seçimi de en az su kadar tehlikeli... Kanalları korozyonla doldurup ısı transferini bıçak gibi kesiyor.
Termostat arızalandığında motor kendi ısısını bile toparlayamaz ki içeriye faydası dokunsun. Seyir halindeyken hararet göstergesinin dip yapması veya bir aşağı bir yukarı oynaması zaten durumu özetliyor. Motor ideal çalışma sıcaklığına ulaşamıyorsa o kaloriferden medet ummak biraz hayalperestlik olur. Termostat takılı kalmışsa geçmiş olsun, soğuk rüzgarlara sarmalanıp süreceğiz demektir.
Sistemde hava kalması meselesini çoğu zaman es geçiyoruz. Soğutma sıvısını değiştirdikten sonra ustanın "tamamdır abi gönder" deyip yollamasıyla başlayan bir süreç bu. İncecik hortumların içinde sıkışan tek bir hava kabarcığı bile sıcak suyun dolaşımını felç etmeye yeter. Sıvı tamam gibi görünür ama kalorifer peteğine sıcaklık bir türlü ulaşmaz...
Konsolun arkasından gelen o tıkırtı seslerini duymamazlıktan gelmeyin sakın. Isı klapelerini yöneten o küçük motorlar bozulduğunda, sistem sıcak havayı içeri üflemek istese bile klape kapalı kaldığı için soğukta kalıyoruz. Düğmeyi sıcağa getiriyorsunuz ama mekanizma arkada kendi dünyasında takılıyor. Bazen sorun tamamen elektronik bir inatlaşmadan ibaret olabiliyor yani.
Kalorifer peteğini temizletmek için sanayide makineye bağlatmak ilk akla gelen çözüm. Fakat orada da dikkatli olmak şart; yüksek basınçla kimyasal basıp peteği deldirenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Bir yeri yapayım derken göğsü tamamen söktürmek zorunda kalmak tam bir kâbus. Doğru basınç, doğru kimyasal... Başka türlü o tıkalı kanallar açılmaz.
Su pompası yetersiz debi üretiyorsa rölantide soğuk, gaza basınca sıcak üfleyen bir kaloriferle baş başa kalırız. Kırmızı ışıkta durursunuz buz gibi, gaza yüklenirsiniz bir anda ılık bir hava gelir. Devirdaim çarkları aşındıysa o sıvıyı peteğin içine kadar itecek gücü bulamıyor araç. Sorunu sadece petekte aramak bazen bizi yanlış yola sokabilir.
Polen filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlıyor musunuz? Tıkanmış bir filtre yüzünden içeriye hava akışı neredeyse sıfıra iner, fanda sorun var sanırsınız. Hava az gelince mevcut sıcaklık da kabin içine bir türlü yayılamaz. Bazen çözüm binlerce liralık tamirlerde değil, torpidonun arkasındaki küçücük bir parçayı yenilemekte yatıyor.
Sonuçta bu araçlar durduk yere soğuk üflemiyor, sistemdeki ihmaller zinciri bizi bu noktaya getiriyor. Sorunu doğru teşhis etmeden parça değiştirmek sadece cüzdanı hafifletir. Adım adım gitmekte fayda var; önce havayı al, filtreye bak, sonra derin tesisata in. Bazen tek bir detay... Ve o eski sıcak günlere geri dönersiniz.
Radyatörün içine sızan o çamurumsu tortu tam bir baş belası. Antifriz kullanmayı ihmal ettiğimiz ya da rastgele musluk suyu eklediğimiz her gün, o küçücük petek kanallarını kendi elimizle tıkıyoruz. Sonra da araç içinde titrerken buluyoruz kendimizi. Bir de şu var tabii; kalitesiz antifriz seçimi de en az su kadar tehlikeli... Kanalları korozyonla doldurup ısı transferini bıçak gibi kesiyor.
Termostat arızalandığında motor kendi ısısını bile toparlayamaz ki içeriye faydası dokunsun. Seyir halindeyken hararet göstergesinin dip yapması veya bir aşağı bir yukarı oynaması zaten durumu özetliyor. Motor ideal çalışma sıcaklığına ulaşamıyorsa o kaloriferden medet ummak biraz hayalperestlik olur. Termostat takılı kalmışsa geçmiş olsun, soğuk rüzgarlara sarmalanıp süreceğiz demektir.
Sistemde hava kalması meselesini çoğu zaman es geçiyoruz. Soğutma sıvısını değiştirdikten sonra ustanın "tamamdır abi gönder" deyip yollamasıyla başlayan bir süreç bu. İncecik hortumların içinde sıkışan tek bir hava kabarcığı bile sıcak suyun dolaşımını felç etmeye yeter. Sıvı tamam gibi görünür ama kalorifer peteğine sıcaklık bir türlü ulaşmaz...
Konsolun arkasından gelen o tıkırtı seslerini duymamazlıktan gelmeyin sakın. Isı klapelerini yöneten o küçük motorlar bozulduğunda, sistem sıcak havayı içeri üflemek istese bile klape kapalı kaldığı için soğukta kalıyoruz. Düğmeyi sıcağa getiriyorsunuz ama mekanizma arkada kendi dünyasında takılıyor. Bazen sorun tamamen elektronik bir inatlaşmadan ibaret olabiliyor yani.
Kalorifer peteğini temizletmek için sanayide makineye bağlatmak ilk akla gelen çözüm. Fakat orada da dikkatli olmak şart; yüksek basınçla kimyasal basıp peteği deldirenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Bir yeri yapayım derken göğsü tamamen söktürmek zorunda kalmak tam bir kâbus. Doğru basınç, doğru kimyasal... Başka türlü o tıkalı kanallar açılmaz.
Su pompası yetersiz debi üretiyorsa rölantide soğuk, gaza basınca sıcak üfleyen bir kaloriferle baş başa kalırız. Kırmızı ışıkta durursunuz buz gibi, gaza yüklenirsiniz bir anda ılık bir hava gelir. Devirdaim çarkları aşındıysa o sıvıyı peteğin içine kadar itecek gücü bulamıyor araç. Sorunu sadece petekte aramak bazen bizi yanlış yola sokabilir.
Polen filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlıyor musunuz? Tıkanmış bir filtre yüzünden içeriye hava akışı neredeyse sıfıra iner, fanda sorun var sanırsınız. Hava az gelince mevcut sıcaklık da kabin içine bir türlü yayılamaz. Bazen çözüm binlerce liralık tamirlerde değil, torpidonun arkasındaki küçücük bir parçayı yenilemekte yatıyor.
Sonuçta bu araçlar durduk yere soğuk üflemiyor, sistemdeki ihmaller zinciri bizi bu noktaya getiriyor. Sorunu doğru teşhis etmeden parça değiştirmek sadece cüzdanı hafifletir. Adım adım gitmekte fayda var; önce havayı al, filtreye bak, sonra derin tesisata in. Bazen tek bir detay... Ve o eski sıcak günlere geri dönersiniz.