Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde birden bire yanan o iki kırmızı ışık, insanın içini cız etmeye yeter de artar bile. Biri motorun ateşle bittiğini fısıldayan sıcaklık simgesi, diğeri ise aracın kalbinin durmak üzere olduğunu haber veren o minik akü kutusu. İkisi birden aynı anda yanmaya başladığında, aslında motor kaputunun altında işler pek de yolunda gitmiyor demektir. Çoğu sürücü bu manzarayla ilk kez karşılaştığında ne yapacağını bilemez, öylece kalakalır direksiyon başında.
Aslında her şeyin başı o incecik V kayışının kopması ya da sıyırıp boşa çıkmasıyla başlar çoğunlukla. Alternatör dediğimiz o sessiz kahraman, aküyü şarj ederken aynı zamanda su pompasını yani devridaimi de döndürür. Kayış koptuğu an devridaim durur, su devirdaim yapamaz ve motor içten içe kaynamaya başlar; alternatör de elektriği keseiverir. İşte tam o saniyede o iki uyarı lambası el ele tutuşup göz kırpar sanki size...
Böyle bir durumla otoyolun ortasında ya da sakin bir şehir içi trafikte karşılaşmak gerçekten büyük bir şanssızlıktır. Motoru derhal sağa çekip durdurmak, yapılacak en akıllıca hamledir, çünkü o sıcaklıkla yola devam etmek kapaktaki contayı yakmaktan tutun da motoru tamamen kitlemeye kadar gider. Suyu kaynayan bir motora sakın ama sakın hemen soğuk su eklemeyin, motor bloğu ani sıcaklık şokundan çatlayıverir çünkü.
Kaputu açtığınızda gözünüz hemen o kayışın olduğu tarafa gitmeli, eğer yerinde duruyorsa ya da parça pinçik olmuşsa mesele anlaşılmıştır zaten. Kayış sağlamsa bile elektrik tesisatındaki ani bir kısa devre veya şarj dinamosunun kömürlerinin bitmesi bu ikiliyi aynı anda yakabilir. Kimi zaman küçük bir sigorta arızası bile bütün bu panik tablosunu tek başına yaratmaya yeter de artar bile...
Yola devam etme ısrarı, usta masasını bin kat daha kabartan en büyük hatadır bu hayatta. Çekiciyi çağırıp aracı güvendiğiniz bir servise bırakmak, cebinizi korumanın ve motora merhamet etmenin tek yoludur. Gösterge panelindeki o lambalar sadece birer uyarı değil, arabanın size çektiği son imdat çığlığıdır aslında, kulak vermek gerekir.
Aslında her şeyin başı o incecik V kayışının kopması ya da sıyırıp boşa çıkmasıyla başlar çoğunlukla. Alternatör dediğimiz o sessiz kahraman, aküyü şarj ederken aynı zamanda su pompasını yani devridaimi de döndürür. Kayış koptuğu an devridaim durur, su devirdaim yapamaz ve motor içten içe kaynamaya başlar; alternatör de elektriği keseiverir. İşte tam o saniyede o iki uyarı lambası el ele tutuşup göz kırpar sanki size...
Böyle bir durumla otoyolun ortasında ya da sakin bir şehir içi trafikte karşılaşmak gerçekten büyük bir şanssızlıktır. Motoru derhal sağa çekip durdurmak, yapılacak en akıllıca hamledir, çünkü o sıcaklıkla yola devam etmek kapaktaki contayı yakmaktan tutun da motoru tamamen kitlemeye kadar gider. Suyu kaynayan bir motora sakın ama sakın hemen soğuk su eklemeyin, motor bloğu ani sıcaklık şokundan çatlayıverir çünkü.
Kaputu açtığınızda gözünüz hemen o kayışın olduğu tarafa gitmeli, eğer yerinde duruyorsa ya da parça pinçik olmuşsa mesele anlaşılmıştır zaten. Kayış sağlamsa bile elektrik tesisatındaki ani bir kısa devre veya şarj dinamosunun kömürlerinin bitmesi bu ikiliyi aynı anda yakabilir. Kimi zaman küçük bir sigorta arızası bile bütün bu panik tablosunu tek başına yaratmaya yeter de artar bile...
Yola devam etme ısrarı, usta masasını bin kat daha kabartan en büyük hatadır bu hayatta. Çekiciyi çağırıp aracı güvendiğiniz bir servise bırakmak, cebinizi korumanın ve motora merhamet etmenin tek yoludur. Gösterge panelindeki o lambalar sadece birer uyarı değil, arabanın size çektiği son imdat çığlığıdır aslında, kulak vermek gerekir.