Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kırmızı hararet lambası yanıp sönmeye başladığında kalbinin küt küt attığını çok iyi biliyorum, insan o an hemen sağa çekip kontağı kapatmakla yola devam etmek arasında kalıyor ve tabii ki büyük bir panikle ne yapacağını şaşırıyor. Motor bloğunun içindeki sıcaklık tehlikeli sınırları aştığında sensörler hemen beyne sinyal çakar, yani bu lamba aslında motorun imdat çığlığıdır ve onu asla görmezden gelmemelisin. Peki bu bela neden durup dururken yine başına geldi, geçen sefer tamir ettirdiğin halde o lamba niye tekrar o korkunç kırmızı ışığıyla yüzüne bakıyor?
Termostat denilen o küçük parça bazen tam bir haylazlık yapar ve tam açılması gereken sıcaklıkta sıkışıp kalır, sen de suyun radyatöre gidip soğumasını beklerken motor içten içe kaynamaya devam eder. Su pompası yani devridaim arızalandığında ise durum daha da sarpa sarar çünkü sıvı kanallarda düzgünce dönmez, bir yerde birikir ve motor bloğu adeta fırına döner. Antifriz oranını ayarlarken çeşme suyu kullandıysan kireçlenme motorun damarlarını tıkamış olabilir, yani su akacak temiz yol bulamadığı için motor kendi sıcağında boğulur gider.
Radyatör peteklerinin arasına sıkışan minik taşlar, yapraklar veya otoyolda toplanan onca sinek ölüleri hava akışını tamamen keser, araba hareket halindeyken rüzgar alıp soğuması gerekirken adeta nefessiz kalır. Fan müşürü bozulduğunda ise fan devreye girmeyi unutur, trafikte öylece dururken motorun sıcaklığı sinsice yükselir ve o lamba ansızın yüzüne çarpıverir. Su kaçağı ihtimalini de unutmamak lazım, radyatörde ya da en ince hortumda ufacık bir çatlak varsa sistemdeki su eksilir ve susuz kalan motor hararet yapmaktan başka çare bulamaz.
Aracının kaputunu açıp şöyle bir baktığında motor suyunun rengi pas kahvesine dönmüşse ya da antifriz kokusu burnuna geliyorsa, orada kronikleşmiş bir şeyler var demektir ve geçici çözümler artık işe yaramaz. Ustaya gidip sadece suyu tamamlatıp geri dönmek sadece günü kurtarır, asıl kök sebebini bulup o bozuk parçayı değiştirmeden o lamba bir gün yine rölantide beklerken sinsice yanacaktır. Sonuçta motor narin bir kalptir, ona iyi bakmazsan o da seni yolda bırakır...
Termostat denilen o küçük parça bazen tam bir haylazlık yapar ve tam açılması gereken sıcaklıkta sıkışıp kalır, sen de suyun radyatöre gidip soğumasını beklerken motor içten içe kaynamaya devam eder. Su pompası yani devridaim arızalandığında ise durum daha da sarpa sarar çünkü sıvı kanallarda düzgünce dönmez, bir yerde birikir ve motor bloğu adeta fırına döner. Antifriz oranını ayarlarken çeşme suyu kullandıysan kireçlenme motorun damarlarını tıkamış olabilir, yani su akacak temiz yol bulamadığı için motor kendi sıcağında boğulur gider.
Radyatör peteklerinin arasına sıkışan minik taşlar, yapraklar veya otoyolda toplanan onca sinek ölüleri hava akışını tamamen keser, araba hareket halindeyken rüzgar alıp soğuması gerekirken adeta nefessiz kalır. Fan müşürü bozulduğunda ise fan devreye girmeyi unutur, trafikte öylece dururken motorun sıcaklığı sinsice yükselir ve o lamba ansızın yüzüne çarpıverir. Su kaçağı ihtimalini de unutmamak lazım, radyatörde ya da en ince hortumda ufacık bir çatlak varsa sistemdeki su eksilir ve susuz kalan motor hararet yapmaktan başka çare bulamaz.
Aracının kaputunu açıp şöyle bir baktığında motor suyunun rengi pas kahvesine dönmüşse ya da antifriz kokusu burnuna geliyorsa, orada kronikleşmiş bir şeyler var demektir ve geçici çözümler artık işe yaramaz. Ustaya gidip sadece suyu tamamlatıp geri dönmek sadece günü kurtarır, asıl kök sebebini bulup o bozuk parçayı değiştirmeden o lamba bir gün yine rölantide beklerken sinsice yanacaktır. Sonuçta motor narin bir kalptir, ona iyi bakmazsan o da seni yolda bırakır...