Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergedeki o kırmızı ibre bir kez dikine dikildi mi, ustanın yolunu tutmaktan başka çare kalmaz. Çoğu sürücü o an panikle ne yapacağını bilemez; oysa araba size aylar öncesinden çaktırmadan sinyallerini vermiştir. Motorun altından gelen o ince fısıltıyı, genleşme kabındaki ufak sızıntıyı duymak lazım... Duymadınız mı? O zaman hararetin getirdiği o tatsız maliyetle yüzleşmek kaçınılmaz olur.
Kaputu açtığınızda burnunuza gelen o tatlımsı, hafif kimyasal koku aslında bir imdat çağrısıdır. Antifriz sızıyor, sistem hava alıyor demektir bu; açık ve net. Sızıntıyı bulmak için bazen sadece göz yetmez, parmak uçlarınızla hortumları hissetmeniz, o sertliği kontrol etmeniz gerekir. Soğutma hortumları taş gibi sertleşmişse... Anlayın ki içeride ters giden bir şeyler var.
Yolda giderken klimayı açtığınız an motor ısısı aniden fırlıyorsa, suçluyu çok uzakta aramayın. Radyatör fanı ya tamamen pes etmiştir ya da canı istediği zaman çalışıyordur. Fanın devreye girip girmediğini anlamak için durup bir dinleyin arabayı; fan dönmüyorsa, o sıcaklığın düşmesini beklemek koca bir hayalden ibaret.
Hararetin en sinsi sebebi, motorun kalbinde duran ama varlığı hiç hatırlanmayan o küçük metal parçadır. Termostat kilitlendiğinde soğutma suyu radyatöre ulaşamaz, kendi içinde hapsolur durur. Su döngü yapamıyor, motor kendi sıcaklığında adeta kendi kendini kavuruyor. Bir bakmışsınız radyatör buz gibi ama motorun üst kapağı cayır cayır yanıyor...
Yedek su deposunu açtığınızda suyun rengi çamur gibiyse ya da üstünde yağ köpükleri görünüyorsa, geçmiş olsun. Silindir kapak contası sıcağa daha fazla dayanamamış, pes etmiş demektir. Yağ suya karışır, su yağa karışır ve motor adım adım kendi sonunu hazırlar. Bu aşamada ısrarla gaza basmaya devam etmek, motoru tamamen çöpe atmakla eş değerdir.
Sıcaklık ibresi bir inip bir çıkıyorsa, sistemin içinde dolaşan şey su değil, havanın kendisidir. Soğutma sisteminde hava biriktiğinde sensörler sapıtır, size yanlış haber verir. Havayı almadan, eksilen suyu tamamlayıp yola devam etmek tam anlamıyla yazı tura atmaktır. Zaten araba dediğin de bazen rulet oynamaya gelmez, dinlemek gerekir.
Kaputu açtığınızda burnunuza gelen o tatlımsı, hafif kimyasal koku aslında bir imdat çağrısıdır. Antifriz sızıyor, sistem hava alıyor demektir bu; açık ve net. Sızıntıyı bulmak için bazen sadece göz yetmez, parmak uçlarınızla hortumları hissetmeniz, o sertliği kontrol etmeniz gerekir. Soğutma hortumları taş gibi sertleşmişse... Anlayın ki içeride ters giden bir şeyler var.
Yolda giderken klimayı açtığınız an motor ısısı aniden fırlıyorsa, suçluyu çok uzakta aramayın. Radyatör fanı ya tamamen pes etmiştir ya da canı istediği zaman çalışıyordur. Fanın devreye girip girmediğini anlamak için durup bir dinleyin arabayı; fan dönmüyorsa, o sıcaklığın düşmesini beklemek koca bir hayalden ibaret.
Hararetin en sinsi sebebi, motorun kalbinde duran ama varlığı hiç hatırlanmayan o küçük metal parçadır. Termostat kilitlendiğinde soğutma suyu radyatöre ulaşamaz, kendi içinde hapsolur durur. Su döngü yapamıyor, motor kendi sıcaklığında adeta kendi kendini kavuruyor. Bir bakmışsınız radyatör buz gibi ama motorun üst kapağı cayır cayır yanıyor...
Yedek su deposunu açtığınızda suyun rengi çamur gibiyse ya da üstünde yağ köpükleri görünüyorsa, geçmiş olsun. Silindir kapak contası sıcağa daha fazla dayanamamış, pes etmiş demektir. Yağ suya karışır, su yağa karışır ve motor adım adım kendi sonunu hazırlar. Bu aşamada ısrarla gaza basmaya devam etmek, motoru tamamen çöpe atmakla eş değerdir.
Sıcaklık ibresi bir inip bir çıkıyorsa, sistemin içinde dolaşan şey su değil, havanın kendisidir. Soğutma sisteminde hava biriktiğinde sensörler sapıtır, size yanlış haber verir. Havayı almadan, eksilen suyu tamamlayıp yola devam etmek tam anlamıyla yazı tura atmaktır. Zaten araba dediğin de bazen rulet oynamaya gelmez, dinlemek gerekir.