Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yazın o ilk sıcaklığı vurmaya başladığında çalışmayan bir Ford klimanın direksiyonunda oturmakten daha sinir bozucu pek az şey vardır. Ford'un Focus, Fiesta ya da Mondeo gibi popüler modellerinde zamanla klima kompresörünün kavrama bobini (bobin sargısı) ısıya yenik düşer ve devre dışı kalır. Kompresör kasnağı döner ama göbek mili milim kıpırdamaz, yani ortada soğutma döngüsü namına tek bir hareket bile gerçekleşmez.
Kalorifer peteğinin hemen arkasındaki bu minik parça bozulduğunda kabine sadece dışarının o boğucu havası dolar... Bazen de tam gaz pedalına yüklendiğiniz anlarda klima rölesi tık diye atar, kompresör kendini korumaya alır.
Göğüslüğün içinden gelen o hafif tıkırtılar veya klape dişlilerinin sıyırma sesleri aslında sistemin size imdat çığlığıdır. Otomatik dijital klimalarda polen filtresinin arkasında kalan sıcaklık sensörü (oda termistörü) tozla kaplandığında beyin dışarıyı buz gibi zanneder, halbuki içeride terliyorsunuzdur.
Torpido gözünün altındaki direnç (rezistör) tablosu eridiğinde ise fan sadece dördüncü kademede hayatta kalır, bir ve ikinci kademeler tamamen sessizliğe gömülür.
Kaputu açtığınızda gözünüze çarpan o alüminyum klimalı boruların bağlantı noktalarındaki yeşilimsi yağ lekeleri kaçaktan başka bir şey değildir. R134a gazı zamanla o minik o-ring contalardan sızar, sistemdeki basınç azaldığında presostat müşürü kompresöre elektrik gitmesine izin vermez. Gazım var sanırsınız ama içeride sadece serinletmeyen kuru bir hava dolaşır...
Sigorta kutusunu kontrol etmek her zaman en ucuz başlangıçtır ama asıl mesele motor beyninin (PCM) klima basınç sensöründen gelen sinyali doğru okuyup okumadığında biter.
Sıkışık trafikte hararet ibresi kıpırdamasa bile motor suyu sıcaklığı yükseldiğinde araç klimayı otomatik olarak keser ki motor fazla yük altında kalmasın. Kimi zaman radyatör önündeki klima kondansatörü öylesine sinek ve çamurla tıkanır ki fan ne kadar bağırırsa bağırsın gaz soğuyamaz. Basınç fırlayınca emniyet valfi çığlığı basar...
Serviste usta eller bobin dirençlerini ölçerken siz sadece dışarıda çayınızı yudumlarsınız, oysa arıza belki de yılların verdiği yorgunluktan ibarettir.
Klimanın o tık basma sesini uzun süredir duymuyorsanız hemen sigorta tablosundaki elli amperlik ana beslemelere bir göz atın derim. Göğsün derinliklerinden gelen o nemli koku ise evaporatörün üzerinde üreyen bakterilerin ve tıkanan tahliye hortumunun eseridir, kabin filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlıyor musunuz...
Ufak bir gaz basımıyla geçiştirilen sorunlar yarın öbür gün genleşme valfinin (expansion valve) donmasıyla yine kapınızı çalacaktır, o yüzden kök nedenine inmek şart.
Kalorifer peteğinin hemen arkasındaki bu minik parça bozulduğunda kabine sadece dışarının o boğucu havası dolar... Bazen de tam gaz pedalına yüklendiğiniz anlarda klima rölesi tık diye atar, kompresör kendini korumaya alır.
Göğüslüğün içinden gelen o hafif tıkırtılar veya klape dişlilerinin sıyırma sesleri aslında sistemin size imdat çığlığıdır. Otomatik dijital klimalarda polen filtresinin arkasında kalan sıcaklık sensörü (oda termistörü) tozla kaplandığında beyin dışarıyı buz gibi zanneder, halbuki içeride terliyorsunuzdur.
Torpido gözünün altındaki direnç (rezistör) tablosu eridiğinde ise fan sadece dördüncü kademede hayatta kalır, bir ve ikinci kademeler tamamen sessizliğe gömülür.
Kaputu açtığınızda gözünüze çarpan o alüminyum klimalı boruların bağlantı noktalarındaki yeşilimsi yağ lekeleri kaçaktan başka bir şey değildir. R134a gazı zamanla o minik o-ring contalardan sızar, sistemdeki basınç azaldığında presostat müşürü kompresöre elektrik gitmesine izin vermez. Gazım var sanırsınız ama içeride sadece serinletmeyen kuru bir hava dolaşır...
Sigorta kutusunu kontrol etmek her zaman en ucuz başlangıçtır ama asıl mesele motor beyninin (PCM) klima basınç sensöründen gelen sinyali doğru okuyup okumadığında biter.
Sıkışık trafikte hararet ibresi kıpırdamasa bile motor suyu sıcaklığı yükseldiğinde araç klimayı otomatik olarak keser ki motor fazla yük altında kalmasın. Kimi zaman radyatör önündeki klima kondansatörü öylesine sinek ve çamurla tıkanır ki fan ne kadar bağırırsa bağırsın gaz soğuyamaz. Basınç fırlayınca emniyet valfi çığlığı basar...
Serviste usta eller bobin dirençlerini ölçerken siz sadece dışarıda çayınızı yudumlarsınız, oysa arıza belki de yılların verdiği yorgunluktan ibarettir.
Klimanın o tık basma sesini uzun süredir duymuyorsanız hemen sigorta tablosundaki elli amperlik ana beslemelere bir göz atın derim. Göğsün derinliklerinden gelen o nemli koku ise evaporatörün üzerinde üreyen bakterilerin ve tıkanan tahliye hortumunun eseridir, kabin filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlıyor musunuz...
Ufak bir gaz basımıyla geçiştirilen sorunlar yarın öbür gün genleşme valfinin (expansion valve) donmasıyla yine kapınızı çalacaktır, o yüzden kök nedenine inmek şart.