Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yollarımız malum, bazen asfalt yerine adeta bir patikayı andırıyor ve bizim emektar Fiat'lar bu çileli coğrafyada en çok alt takımdan yara alıyor; özellikle o küçük ama asıl işi yapan rotiller yok mu, işte tüm konforu tek başına sırtlayan kahramanlar onlardır. Aslında mekanik dünyasında o kadar da karmaşık bir parça sayılmaz, iki metal parçayı birbirine esnek bir şekilde bağlayan mafsallı bir mafsal düzeneği sadece; fakat zamanla o bilyeli yapı yuvasından bollaşıveriyor.
Peki bu ufak parça bozulduğunda araba bize nasıl bir "imdat" çağrısı gönderiyor hiç dikkat ettiniz mi, direksiyona gelen o hafif boşluk hissi veya en ufak çukur geçişinde gelen o tok kütürtü sesi aslında bizzat rotilin son çırpınışlarıdır. Trafikte hızla akıp giderken ön takımdan gelen her metalik çarpma sesi insanın içine bir kurt düşürür, acaba bu kez yolda mı kalacağız yoksa direksiyon kitlenecek mi diye düşünmeden edemez insan.
Zamanında değiştirilmeyen o aşınmış rotil bir gün hiç beklenmedik bir anda, özellikle de virajı dönerken yerinden çıkıverirse, maalesef arabanın kontrolünü elde tutmak imkansıza yakın bir kabusa dönüşebilir; çünkü tekerlekler artık sizin direksiyon hareketinize değil, kendi kafasına göre yön bulmaya başlar. İşte bu yüzden ustaların "alt takımı şakaya gelmez" uyarısı kulağımıza küpe olmalıdır, çünkü parça ucuzdur ama doğuracağı sonuçlar can yakacak kadar pahalıya patlayabilir.
Genellikle çukurlara hızlı girilmesi, kaldırıma patinajla çıkılması veya rotil körüklerinin yırtılıp içerideki o özel gres yağının dökülmesi bu parçanın ömrünü yarı yarıya törpüler; yani biraz da bizim kullanım alışkanlıklarımız bu kronikleşmiş arızaya adeta davetiye çıkarır. Bir kere o körük delindi mi, içeri giren toz toprak bilyeyi zımpara gibi yiye yiye bitirir zaten...
Değişim vakti geldiğinde yan sanayi ucuz parçalara kaçmak yerine kalitesi bilinen orijinal ekipman tercih etmek uzun vadede hem cebimizi hem de can güvenliğimizi korumanın tek akıllıca yoludur, yoksa altı ayda bir aynı masrafın başına oturmak kaçınılmaz olur. Değişimden sonra rot balans ayarının kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini de atlamamak lazım, çünkü yeni takılan parça eski açılara uyum sağlayana kadar lastikleri içten yiyebilir.
Peki bu ufak parça bozulduğunda araba bize nasıl bir "imdat" çağrısı gönderiyor hiç dikkat ettiniz mi, direksiyona gelen o hafif boşluk hissi veya en ufak çukur geçişinde gelen o tok kütürtü sesi aslında bizzat rotilin son çırpınışlarıdır. Trafikte hızla akıp giderken ön takımdan gelen her metalik çarpma sesi insanın içine bir kurt düşürür, acaba bu kez yolda mı kalacağız yoksa direksiyon kitlenecek mi diye düşünmeden edemez insan.
Zamanında değiştirilmeyen o aşınmış rotil bir gün hiç beklenmedik bir anda, özellikle de virajı dönerken yerinden çıkıverirse, maalesef arabanın kontrolünü elde tutmak imkansıza yakın bir kabusa dönüşebilir; çünkü tekerlekler artık sizin direksiyon hareketinize değil, kendi kafasına göre yön bulmaya başlar. İşte bu yüzden ustaların "alt takımı şakaya gelmez" uyarısı kulağımıza küpe olmalıdır, çünkü parça ucuzdur ama doğuracağı sonuçlar can yakacak kadar pahalıya patlayabilir.
Genellikle çukurlara hızlı girilmesi, kaldırıma patinajla çıkılması veya rotil körüklerinin yırtılıp içerideki o özel gres yağının dökülmesi bu parçanın ömrünü yarı yarıya törpüler; yani biraz da bizim kullanım alışkanlıklarımız bu kronikleşmiş arızaya adeta davetiye çıkarır. Bir kere o körük delindi mi, içeri giren toz toprak bilyeyi zımpara gibi yiye yiye bitirir zaten...
Değişim vakti geldiğinde yan sanayi ucuz parçalara kaçmak yerine kalitesi bilinen orijinal ekipman tercih etmek uzun vadede hem cebimizi hem de can güvenliğimizi korumanın tek akıllıca yoludur, yoksa altı ayda bir aynı masrafın başına oturmak kaçınılmaz olur. Değişimden sonra rot balans ayarının kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini de atlamamak lazım, çünkü yeni takılan parça eski açılara uyum sağlayana kadar lastikleri içten yiyebilir.