Fiat Radyatör Arızası

Fiat Radyatör Arızası

Erem Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
591
Tepkime puanı
0
Erem Usta
Sanayide kaputunu açtığım kaçıncı Egea ya da Punto hatırlamıyorum, ön panelden yükselen o tatlımsı etilen glikol kokusu artık genzime kazındı. Genellikle plastik kazan ile alüminyum gövdenin preslendiği o zayıf birleşim noktalarından patlak veriyor bu meret. Termostat 88 ile 92 derece arasında açma emrini verdiği an, sistemdeki basınç 1.1 bar seviyesine tırmanır. İşte tam o esnada micro-crack dediğimiz kılcal çatlaklardan sızan pembe antifriz, radyatör Peteklerinin üzerinde kuruyup kireç benzeri beyaz lekeler bırakmaya başlar. Zaten o lekeleri gördüyseniz, kılcal sızıntı çoktan kronikleşmiştir...

Sistemdeki hava kilitlendiğinde devirdaim pompası paletleri boşa döner mi, döner. Blok içindeki su ceketlerinde sıkışan hava kabarcıkları, silindir kapak contasının tam da o hassas egzoz portu kenarlarında lokal aşırı ısınmaya yani "hot spot" oluşumuna yol açıyor. Göstergedeki ibre 90’da sabit dursa bile, silindir kapağının üst yüzeyinde sıcaklık bir anda 120 derecenin üzerine fırlayabiliyor. Hararet müşiri o an genleşme kabındaki görece soğuk suyu ölçtüğü için durumun vahameti sürücü ekranına yansımaz. Nitekim alüminyum kapağın eğrilip kompresyon kaçırması sadece bir iki dakikalık iştir.

Radyatör fanının direnç kutusu (fan rezistansı) neden bozulur ki? Birinci kademe fan devri devreye girmediğinde, sistem ancak su sıcaklığı 102 dereceye ulaştığında ikinci kademeyi basar. Bu da soğutma şebekesinde ani ve şiddetli bir basınç dalgalanması demektir. 1.3 Multijet motorların o küçük radyatör hacmi, bu tarz agresif termal şokları uzun süre tolere edemez. Termik şok geldikçe o plastik yan kazanlar gevreyecek, gevredikçe de ilk sert frende veya çukurda basınçtan çatlayacaktır.

Antifriz seçimini rastgele yapanlara her defasında üzülüyorum. Kırmızı OAT teknolojili organik antifriz yerine tutup da mavi silikatlı eski tip sıvı koyarsanız ne mi olur? O silikatlar zamanla çökerek radyatörün kılcal kanallarını bir bir tıkıyor. Soğutma sıvısının debisi dakikada 60 litreden 20 litrelere düştüğünde, radyatör alt hortumu soğuk, üst hortumu ise alev gibi sıcak kalır. Elinizi hortuma attığınızda o sertliği, içindeki aşırı basıncı hissedersiniz. Sistem adeta ben patlayacağım diye bas bas bağırıyordur.

Klima kondansatörü ile radyatörün tam arasında biriken o toz, yaprak ve çamur katmanı yok mu... Dışarıdan bakınca radyatör pırıl pırıl görünür ama iki radyatörün arasındaki o sandviç bölge zamanla adeta bir keçe gibi tıkanır. Fan ne kadar yüksek devirde dönerse dönsün, peteklerin arasından taze hava emişi sağlayamaz. Şehir içi dur-kalk trafiğinde klimayı açtığınız anda fanın feryat edercesine çalışması işte tamamen bu hava akışının kesilmesindendir. Şunları senede bir kez basınçlı suyla, ama petekleri bükmeden tersten yıkatmak bu kadar mı zor?

Genleşme kabının kapağındaki vakum ve basınç vanalarını gözünüzle kontrol edemezsiniz. O küçük kapak, sistemdeki basıncı 1.2 barda sabitleyen hayati bir emniyet valfidir aslında. Zamanla yayın özelliğini kaybetmesi veya contanın sertleşmesi yüzünden kapak tutması gereken basıncı dışarı kaçırır. Basınç düşünce de suyun kaynama noktası 125 dereceden tekrar 100 dereceye geriler. Yani motor normal çalışma sıcaklığında bile soğutma suyunu kaynatmaya başlar. Sırf 100 liralık bir plastik kapak yüzünden koca motoru kucağına alan kaç kişi gördüm ben bu dükkanda...
 
Geri