Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın ilk ışığında kontağı çevirdiğiniz o an gelen tek ses koca bir sessizlik ya da metalik bir tıkırtıysa, marş motoru adeta ben buradayım der. Akü sapsağlamdur, gösterge ışıkları pırıl pırıl yanar ama marş basmaz; işte bu tam olarak sürücünün en büyük kâbusudur. Genellikle kömürlerin bitmesiyle ya da otomatik dişlinin kaçırmasıyla başlar bu hikâye.
Marş dinamosu dediğimiz o küçük ama marifetli parça, motorun ilk hareketi alması için gereken elektriksel gücü mekanik enerjiye çevirmek zorundadır. İçerisindeki sargılar zamanla ısınır, tozlanır, kömür yatakları aşınır ve bir gün o ele avuca sığmayan güç tamamen tükenir. Direksiyon başında otururken "acaba yine çalışacak mı" stresini yaşamamak için sesleri iyi dinlemek şarttır.
Her marş basışınızda gelen o garip sürtünme sesi veya boşa dönme hissi asla tesadüf değildir. Volant dişlisi ile marş dişlisinin birbirini kavrayamaması, arızanın en net göstergesidir ve bu ihmal edilirse masraf katlanarak büyür. Ne yapmak gerekir peki; hemen ustaya koşup sökmeden önce marş motorunun bağlantı kablolarını ve oksitlenen kutup başlarını bir kontrol etmek...
Kontak anahtarını çevirdiğinizde motor inatla dönmüyorsa marş rublesi boşa çıkmış olabilir veya selenoid anahtarı aküden gelen o güçlü akımı marş motoruna iletemiyordur. Bir tornavida sapıyla marş motoruna hafifçe vurup çalıştırmaya çalışmak eski bir şoför refleksidir evet, ama sadece geçici bir tesellidir. Asıl çözüm zamanında sökülüp kömürlerin değişmesi, kollektörün tornalanması ve burçların elden geçmesidir.
Oto sanayinin tozlu yollarında her gün onlarca araç bu şikayetle kapıyı çalar ve usta ilk kelimeyi söyler: "Marş yandı." Aslında yanmaktan ziyade bakımsızlıktan veya ömrünü tamamlamaktan ibarettir yaşananlar; marş motoru arızaları kendini belli ederken asla sessiz kalmaz. Düzenli aralıklarla elektrik sistemini kontrol ettirmek, yolda kalmanın en ucuz ve en akıllıca sigortasıdır.
Marş dinamosu dediğimiz o küçük ama marifetli parça, motorun ilk hareketi alması için gereken elektriksel gücü mekanik enerjiye çevirmek zorundadır. İçerisindeki sargılar zamanla ısınır, tozlanır, kömür yatakları aşınır ve bir gün o ele avuca sığmayan güç tamamen tükenir. Direksiyon başında otururken "acaba yine çalışacak mı" stresini yaşamamak için sesleri iyi dinlemek şarttır.
Her marş basışınızda gelen o garip sürtünme sesi veya boşa dönme hissi asla tesadüf değildir. Volant dişlisi ile marş dişlisinin birbirini kavrayamaması, arızanın en net göstergesidir ve bu ihmal edilirse masraf katlanarak büyür. Ne yapmak gerekir peki; hemen ustaya koşup sökmeden önce marş motorunun bağlantı kablolarını ve oksitlenen kutup başlarını bir kontrol etmek...
Kontak anahtarını çevirdiğinizde motor inatla dönmüyorsa marş rublesi boşa çıkmış olabilir veya selenoid anahtarı aküden gelen o güçlü akımı marş motoruna iletemiyordur. Bir tornavida sapıyla marş motoruna hafifçe vurup çalıştırmaya çalışmak eski bir şoför refleksidir evet, ama sadece geçici bir tesellidir. Asıl çözüm zamanında sökülüp kömürlerin değişmesi, kollektörün tornalanması ve burçların elden geçmesidir.
Oto sanayinin tozlu yollarında her gün onlarca araç bu şikayetle kapıyı çalar ve usta ilk kelimeyi söyler: "Marş yandı." Aslında yanmaktan ziyade bakımsızlıktan veya ömrünü tamamlamaktan ibarettir yaşananlar; marş motoru arızaları kendini belli ederken asla sessiz kalmaz. Düzenli aralıklarla elektrik sistemini kontrol ettirmek, yolda kalmanın en ucuz ve en akıllıca sigortasıdır.