Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sıcak yaz günlerinde direksiyon başına geçip kontağı çevirdiğinizde o serin esintiyi beklerken yüzünüze vuran ılık hava, kelimenin tam anlamıyla bir hayal kırıklığıdır ve bu durumun baş aktörü genellikle sistemin içindeki o görünmez gazın sessizce buharlaşıp gitmesidir.
Aslında ortada büyük bir mucize yok, tamamen fizik kuralları geçerli; borulardaki en ufak çatlaklar, zamanla eskiyip özelliğini yitiren lastik contalar veya radyatörün aldığı minik bir taş darbesi, o değerli soğutucu akışkanın dışarı sızması için fazlasıyla yeterli birer sebeptir.
Hani bazen tamirciye gider de "Usta bu araba neden soğutmuyor?" diye sorarsınız ya, aldığınız o "gaz kaçırmış abi" cevabı var ya, işte o kaçak dediğimiz şey öyle gözle görülecek kadar büyük deliklerden değil, mikroskobik boyutlardaki gözeneklerden bile saniyeler içinde sızıp gidebilir...
Peki bu kaçağı durdurmak için ne yapmalı, her defasında gaz doldurup geçici bir çözüm bulmak yerine kökten bir temizlik ve basınç testi yaptırmak en mantıklı hareket değil midir, yoksa siz de her yaz başında aynı masrafı yapmaktan sıkılmadınız mı?
Bağlantı noktalarındaki yağ lekelerini elinizle şöyle bir yokladığınızda o hafif nemli ve yapışkan hissi fark edersiniz ya, işte o gizli kaçağın size ipucu vermesinden başka bir şey değildir ve ustalar bu yüzden önce UV ışığı tutarak o görünmeyen kaçağın yerini söbelemek zorundadır.
Zamanında değiştirilmeyen polen filtresi bile havanın akışını zorlaştırıp sistemi fazladan yorarak borulardaki basıncın dengesini bozabilir, yani her şey sadece gaz eksikliğinden ibaret olmayabilir...
O yüzden arabanızın klimasını sadece yaz aylarında değil, kışın da arada bir çalıştırıp o borulardaki yağın contaları beslemesini sağlamak gerek, yoksa kuruyan contalar çatlar ve ilk sıcakta yine aynı dertle baş başa kalırsınız.
Sonuçta serin yolculuklar hayal değil ama biraz özen ve zamanında müdahale ister, ne dersiniz belki de bu hafta sonu kaputu açıp o bağlantı yerlerine bir göz atmanın tam vaktidir?
Aslında ortada büyük bir mucize yok, tamamen fizik kuralları geçerli; borulardaki en ufak çatlaklar, zamanla eskiyip özelliğini yitiren lastik contalar veya radyatörün aldığı minik bir taş darbesi, o değerli soğutucu akışkanın dışarı sızması için fazlasıyla yeterli birer sebeptir.
Hani bazen tamirciye gider de "Usta bu araba neden soğutmuyor?" diye sorarsınız ya, aldığınız o "gaz kaçırmış abi" cevabı var ya, işte o kaçak dediğimiz şey öyle gözle görülecek kadar büyük deliklerden değil, mikroskobik boyutlardaki gözeneklerden bile saniyeler içinde sızıp gidebilir...
Peki bu kaçağı durdurmak için ne yapmalı, her defasında gaz doldurup geçici bir çözüm bulmak yerine kökten bir temizlik ve basınç testi yaptırmak en mantıklı hareket değil midir, yoksa siz de her yaz başında aynı masrafı yapmaktan sıkılmadınız mı?
Bağlantı noktalarındaki yağ lekelerini elinizle şöyle bir yokladığınızda o hafif nemli ve yapışkan hissi fark edersiniz ya, işte o gizli kaçağın size ipucu vermesinden başka bir şey değildir ve ustalar bu yüzden önce UV ışığı tutarak o görünmeyen kaçağın yerini söbelemek zorundadır.
Zamanında değiştirilmeyen polen filtresi bile havanın akışını zorlaştırıp sistemi fazladan yorarak borulardaki basıncın dengesini bozabilir, yani her şey sadece gaz eksikliğinden ibaret olmayabilir...
O yüzden arabanızın klimasını sadece yaz aylarında değil, kışın da arada bir çalıştırıp o borulardaki yağın contaları beslemesini sağlamak gerek, yoksa kuruyan contalar çatlar ve ilk sıcakta yine aynı dertle baş başa kalırsınız.
Sonuçta serin yolculuklar hayal değil ama biraz özen ve zamanında müdahale ister, ne dersiniz belki de bu hafta sonu kaputu açıp o bağlantı yerlerine bir göz atmanın tam vaktidir?