Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllardır yollarda görmeye alışık olduğumuz o İtalyan hatları, bazen sabahın köründe garip bir sesle uyandırır insanı. Alt takımdan mıdır derken, sesin tam da egzozun alt karnından geldiğini sezersin.
Egzoz kokusu bir tuhaf keskinleştiğinde, bilirsin ki içeride bir şeyler erimeye başlamıştır. Seramik petekler dağılırken motor da adeta nefessiz kalır, hani şu yokuşlarda yığılıp kalma hali var ya, işte o.
Servislerin yollarına düşmektense kaputu açıp kendi ellerinle o sıcak demire bakmak istersin bazen. Acaba içindeki o değerli metaller tamamen mi yandı, yoksa sadece tıkanıp kaldı mı?
Motor arıza lambası sarı sarı yanıp sönmeye başladığında ekran, içinden bir ah çekersin kesin. O lamba sadece bir uyarı değil, arabanın sana "artık yoruldum" deme biçimidir aslında.
Eski ustalar söker atar, içi boşaltılmış boru takar derler ama o zaman da muayeneden geçmez ki araba. Çevreye saçılan o çiğ gaz kokusu da cabası, neyse...
Yan sanayi parçalarla o eski canavar yeniden canlanır mı bilmem ama orijinalinin fiyatını duyunca insanın kalbine bir ağırlık çöker. Tofaş günlerinden kalan o pratik tamir alışkanlığı, modern euro normlarına çarpıp paramparça olur birden.
Kimi zaman sadece bir oksijen sensörü hatasıdır bütün mesele ama usta hemen konvertörü suçlar. Yanıltıcı arızalar insanın cebini yakar, parayı sokağa atmak denir buna tam olarak.
Şehir içi trafikte dur-kalk yapa yapa kurum bağladı tabii zavallı parça, kim bilir ne kadar tortu birikti içinde. Biraz yüksek devirde uzun yola çıkmak belki temizlerdi ama artık çok geç sanırım.
Egzoz kokusu bir tuhaf keskinleştiğinde, bilirsin ki içeride bir şeyler erimeye başlamıştır. Seramik petekler dağılırken motor da adeta nefessiz kalır, hani şu yokuşlarda yığılıp kalma hali var ya, işte o.
Servislerin yollarına düşmektense kaputu açıp kendi ellerinle o sıcak demire bakmak istersin bazen. Acaba içindeki o değerli metaller tamamen mi yandı, yoksa sadece tıkanıp kaldı mı?
Motor arıza lambası sarı sarı yanıp sönmeye başladığında ekran, içinden bir ah çekersin kesin. O lamba sadece bir uyarı değil, arabanın sana "artık yoruldum" deme biçimidir aslında.
Eski ustalar söker atar, içi boşaltılmış boru takar derler ama o zaman da muayeneden geçmez ki araba. Çevreye saçılan o çiğ gaz kokusu da cabası, neyse...
Yan sanayi parçalarla o eski canavar yeniden canlanır mı bilmem ama orijinalinin fiyatını duyunca insanın kalbine bir ağırlık çöker. Tofaş günlerinden kalan o pratik tamir alışkanlığı, modern euro normlarına çarpıp paramparça olur birden.
Kimi zaman sadece bir oksijen sensörü hatasıdır bütün mesele ama usta hemen konvertörü suçlar. Yanıltıcı arızalar insanın cebini yakar, parayı sokağa atmak denir buna tam olarak.
Şehir içi trafikte dur-kalk yapa yapa kurum bağladı tabii zavallı parça, kim bilir ne kadar tortu birikti içinde. Biraz yüksek devirde uzun yola çıkmak belki temizlerdi ama artık çok geç sanırım.