Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yollarda sessizce süzülen Euro 5 motorlu araçlar, bir zamanlar hayatımıza ne kadar da modern ve çevreci birer çözüm olarak girmişti değil mi; oysa zaman geçtikçe bu teknolojinin de kendine has hassasiyetleri olduğunu, özellikle şehir içi trafikte sürekli dur-kalk yapmanın mekanik kalpleri ne kadar yorduğunu bizzat direksiyon başında anladık. Egzoz borusundan yayılan o görünmez zehirli gazları hapsetmek üzere tasarlanan o karmaşık petekli yapı, yani dizel partikül filtresi, aslında kendi kendini temizleme kabiliyetine sahip harika bir mühendislik harikasıdır; ancak bu temizliğin gerçekleşebilmesi için motorun belirli bir ısıya ve devre ulaşması şarttır, ki bu da her gün evle iş arasında beş dakikalık mesafede koşturan arabalar için neredeyse imkansız bir hayalden ibarettir.
Gösterge panelinde ansızın beliren o küçük spiral veya motor arıza lambası, sürücünün içindeki huzuru bir anda silip süpürmeye yeter de artar bile; çünkü bu uyarı, milyonlarca kilometre sorunsuz gideceğini sandığınız motorun aslında nefes alamadığının, içerideki kurum katmanlarının artık temizlenemeyecek kadar kalınlaştığının en net işaretidir. Servislerin kapısını aşındıran herkesin bildiği o kaçınılmaz masraflar zinciri böyle başlar; oysa biraz dikkat, arada bir çevre yollarında yüksek devirde yapılan o kaçamak sürüşler belki de binlerce liralık rezonans değişimlerinin önüne geçebilirdi... Hani derler ya can boğazdan gelir diye, bu motorlar da tam aksine nefes alamadıkça tıkanıp kalıyor, egzoz gazı dışarı atılamadıkça geri tepiyor ve turbo milinden silindirlere kadar uzanan zincirleme bir hasar silsilesine kapı aralıyor.
Usta ellerin cihaza bağlayıp zorla rekonjeksiyon yani rejenerasyon yapması bazen işe yarar görünse de, filtrenin içi tamamen dolmuşsa bu kimyasal banyolar veya yüksek ısıda yakma işlemleri bile geçici birer teselliden öteye gidemiyor; yenisini almak ise bugünün ekonomik şartlarında adeta arabanın değeriyle yarışan bir külfet haline geliyor. Belki de aracı sabahları çalıştırır çalıştırmaz hemen yola koyulmak yerine, o birkaç dakikalık rölanti süresinde yağın ve suyun kendine gelmesini beklemek, mazotun kalitesine biraz daha dikkat etmek ve en önemlisi bu arabaları sadece pazar gezmelerine değil bazen de doğayla baş başa kalacakları uzun yollara çıkarmak gerekiyor. Kim bilir, belki de makineler de tıpkı bizler gibi bazen derin bir nefes alıp o biriken tüm stresi ve kiri arkalarında bırakmak istiyorlar, sadece bizim bunu anlamamız için o gösterge panelindeki lambanın yanmasını beklememiz biraz acımasızca...
Gösterge panelinde ansızın beliren o küçük spiral veya motor arıza lambası, sürücünün içindeki huzuru bir anda silip süpürmeye yeter de artar bile; çünkü bu uyarı, milyonlarca kilometre sorunsuz gideceğini sandığınız motorun aslında nefes alamadığının, içerideki kurum katmanlarının artık temizlenemeyecek kadar kalınlaştığının en net işaretidir. Servislerin kapısını aşındıran herkesin bildiği o kaçınılmaz masraflar zinciri böyle başlar; oysa biraz dikkat, arada bir çevre yollarında yüksek devirde yapılan o kaçamak sürüşler belki de binlerce liralık rezonans değişimlerinin önüne geçebilirdi... Hani derler ya can boğazdan gelir diye, bu motorlar da tam aksine nefes alamadıkça tıkanıp kalıyor, egzoz gazı dışarı atılamadıkça geri tepiyor ve turbo milinden silindirlere kadar uzanan zincirleme bir hasar silsilesine kapı aralıyor.
Usta ellerin cihaza bağlayıp zorla rekonjeksiyon yani rejenerasyon yapması bazen işe yarar görünse de, filtrenin içi tamamen dolmuşsa bu kimyasal banyolar veya yüksek ısıda yakma işlemleri bile geçici birer teselliden öteye gidemiyor; yenisini almak ise bugünün ekonomik şartlarında adeta arabanın değeriyle yarışan bir külfet haline geliyor. Belki de aracı sabahları çalıştırır çalıştırmaz hemen yola koyulmak yerine, o birkaç dakikalık rölanti süresinde yağın ve suyun kendine gelmesini beklemek, mazotun kalitesine biraz daha dikkat etmek ve en önemlisi bu arabaları sadece pazar gezmelerine değil bazen de doğayla baş başa kalacakları uzun yollara çıkarmak gerekiyor. Kim bilir, belki de makineler de tıpkı bizler gibi bazen derin bir nefes alıp o biriken tüm stresi ve kiri arkalarında bırakmak istiyorlar, sadece bizim bunu anlamamız için o gösterge panelindeki lambanın yanmasını beklememiz biraz acımasızca...