Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o turuncu kurum simgesini gördüğün an hafif bir gerginlik hissetmen çok normal. İster istemez gözün hararet göstergesine kayar, motorun ısınmasını beklersin. İçinden bir ses ısınınca geçer der... Ama o lamba her zaman ısınmayla sönmez.
Dizel partikül filtresinin mantığı aslında oldukça basit bir fırına benzer. Egzoz gazı yeterli sıcaklığa ulaşmadan içeride biriken kurumları yakamazsın. Ancak motorun kendi çalışma sıcaklığına gelmesiyle egzoz sisteminin o yüksek rejenerasyon sıcaklığına ulaşması tamamen farklı şeyler. Yani ibre ortaladığında her şey çözülmüş olmuyor maalesef.
Şehir içi trafiğinde kısa mesafeler gidiyorsan o filtre hiçbir zaman nefes alamaz. Dur-kalk yaparken egzoz sıcaklığı diplerde gezer. Sen motor ısındı sanırsın ama arka tarafta kurum birikmeye devam eder. Bazen sadece uzun yola çıkıp biraz devirli sürmektir bütün mesele...
Sadece motorun ısınmasını beklemek çoğu zaman işe yaramaz, hatta süreci geciktirebilir. Sistem rejenerasyon başlatabilmek için senden belli bir sürat ve istikrarlı bir devir ister. Otobana çıkıp üçüncü ya da dördüncü viteste 20-25 dakika sabit hızla gitmeden o ışığın sönmesini bekleme.
Işık motor ısınmasına rağmen yanmaya devam ediyorsa filtre doluluk oranı kritik seviyeyi aşmış demektir. Beyin kendi kendine temizlik yapma yetkisini güvenlik sebebiyle kısıtlar. Bu aşamada ısınma falan hikaye kalır... Doğruca bir servisin yolunu tutman gerekir.
Peki sadece bekleyerek bu sorunun kendi kendine çözüleceğine gerçekten inanıyor musun? Sürekli ertelediğin o uzun yol sürüşü yapılmadıkça kurumlar taşlaşır. Taşlaşan kurum demek, cebinden çıkacak binlerce lira ekstra masraf demek.
Sensor arızalarını da göz ardı etmemek lazım bazen. Differential basınç sensörü bozulduğunda filtre tertemiz olsa bile o uyarı ekranından gitmez. Motor alev gibi yansa da sistem yanlış veri aldığı için lambayı söndürmez, seni boşuna telaşlandırır.
Kaliteli yakıt kullanmak ve aracı sürekli düşük devirde boğmamak en temel kural. Arada bir araca nefes aldırmak, egzoz borularının içindeki o sıcaklığı hissettirmek lazım. Yoksa en sıcak havada bile o turuncu ışık sana bakmaya devam eder...
Dizel partikül filtresinin mantığı aslında oldukça basit bir fırına benzer. Egzoz gazı yeterli sıcaklığa ulaşmadan içeride biriken kurumları yakamazsın. Ancak motorun kendi çalışma sıcaklığına gelmesiyle egzoz sisteminin o yüksek rejenerasyon sıcaklığına ulaşması tamamen farklı şeyler. Yani ibre ortaladığında her şey çözülmüş olmuyor maalesef.
Şehir içi trafiğinde kısa mesafeler gidiyorsan o filtre hiçbir zaman nefes alamaz. Dur-kalk yaparken egzoz sıcaklığı diplerde gezer. Sen motor ısındı sanırsın ama arka tarafta kurum birikmeye devam eder. Bazen sadece uzun yola çıkıp biraz devirli sürmektir bütün mesele...
Sadece motorun ısınmasını beklemek çoğu zaman işe yaramaz, hatta süreci geciktirebilir. Sistem rejenerasyon başlatabilmek için senden belli bir sürat ve istikrarlı bir devir ister. Otobana çıkıp üçüncü ya da dördüncü viteste 20-25 dakika sabit hızla gitmeden o ışığın sönmesini bekleme.
Işık motor ısınmasına rağmen yanmaya devam ediyorsa filtre doluluk oranı kritik seviyeyi aşmış demektir. Beyin kendi kendine temizlik yapma yetkisini güvenlik sebebiyle kısıtlar. Bu aşamada ısınma falan hikaye kalır... Doğruca bir servisin yolunu tutman gerekir.
Peki sadece bekleyerek bu sorunun kendi kendine çözüleceğine gerçekten inanıyor musun? Sürekli ertelediğin o uzun yol sürüşü yapılmadıkça kurumlar taşlaşır. Taşlaşan kurum demek, cebinden çıkacak binlerce lira ekstra masraf demek.
Sensor arızalarını da göz ardı etmemek lazım bazen. Differential basınç sensörü bozulduğunda filtre tertemiz olsa bile o uyarı ekranından gitmez. Motor alev gibi yansa da sistem yanlış veri aldığı için lambayı söndürmez, seni boşuna telaşlandırır.
Kaliteli yakıt kullanmak ve aracı sürekli düşük devirde boğmamak en temel kural. Arada bir araca nefes aldırmak, egzoz borularının içindeki o sıcaklığı hissettirmek lazım. Yoksa en sıcak havada bile o turuncu ışık sana bakmaya devam eder...