Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergedeki o sarı egzoz simgesi ansızın yandığında çoğumuzun aklına gelen ilk şey kalitesiz yakıt ya da tıkanmış bir egzoz hattı olur. Oysa motorun kalbinde sessizce süzülen yanlış viskozite veya yanlış onaylı bir motor yağı, bu sistemin gizli katilidir. Dizel partikül filtreleri sanıldığı kadar kaba araç parçaları değil, aksine mikron düzeyindeki kurum partiküllerini hapseden son derece hassas Seramik süzgeçlerdir. Yağ karterinden silindir duvarlarına tırmanan ve orada yanan o minik yağ damlacıkları... İşte her şey o noktada başlar.
Sıradan bir motor yağı yüksek ısıya maruz kaldığında geride yoğun miktarda sülfatlanmış kül, fosfor ve kükürt bırakır. ACEA standartlarında C serisi olarak bildiğimiz Low SAPS, yani düşük kül oranlı yağlar tam da bu felaketi önlemek için üretildi. standarda uymayan, "nasıl olsa aynı numara" denilerek koyulan yüksek küllü bir yağ motorun içinde yanarsa ne olur? O yanma artıkları doğrudan egzozdan dışarı fırlatılamaz, doğrudan DPF'in o minik gözeneklerine saplanır kalır. Ve ne yazık ki bu kül kalıntıları, aracın kendi kendine yaptığı rejenrasyon yani yüksek ısıda kurum yakma işlemiyle de temizlenmez.
Sürüş esnasında filtre birikim seviyesi kritik eşiği aştığında sensörler beyne hemen bir sinyal gönderir. Ekranda beliren o uyarı ışığı aslında filtrenin kurumla değil, yanmış yağ artığı olan külle boğulduğunun çığlığıdır çoğu zaman. Her DPF ışığı yandığında hemen sanayiye koşup filtreyi söktürmek ya da kimyasal sıvılarla yıkatmak açıkçası parayı çöpe atmaktan farksız. Yağ çubuğunu çekip üzerindeki yağı kontrol ettiniz mi hiç, ya da son bakımda Ustanızın hangi bidondan yağ döktüğünü gerçekten biliyor musunuz?
Piyasada 5W-30 yazan her yağın içeriği kesinlikle aynı değildir, ambalaj üzerindeki o küçük onay kodları her şeyi değiştirir. Örneğin Renault için C2/C3 yetmez, RN0720 ister; Volkswagen grubu 507.00 onayını arar, BMW ise Longlife-04 peşindedir. Bu onaylar sadece birer pazarlama harfi değil, yağın yandığında ne kadar kül bırakacağını belirleyen kimyasal sınırı çizer. Siz doğru viskoziteyi seçtiğinizi sanırken, yanlış bir katkı paketine sahip yağ yüzünden filtreyi adım adım tıkıyor olabilirsiniz...
Motor yağı sadece parçaları yağlamakla kalmaz, kompresyon sırasında silindirlerin üst tarafına sızarak doğrudan yanma odasına bir miktar katılır. Yüksek kül oranına sahip geleneksel yağlar yandığında ortaya çıkan metalik kül atıkları, filtrenin petek hücrelerini kalıcı olarak sıvar. Zamanla egzoz geri basıncı yükselir, araç çekişten düşer ve turboya binen yük katlanarak artar. Yanlış yağ kullanımı yüzünden tıkanan bir filtre, zincirleme bir reaksiyonla bütün motor sağlığını tehdit eden dev bir soruna dönüşür.
Aracınız sürekli rejenerasyon yapmaya çalışıyorsa ve DPF ikaz lambası sık sık yanıp sönüyorsa, arıza kodlarını silip yola devam etmek durumu sadece erteler. İlk iş olarak motor yağınızı aracınızın DPF sistemine tam uyumlu, üretici onaylı bir DPF dostu yağ ile değiştirmeyi denemelisiniz. Doğru yağa geçip aracı otoyolda biraz yüksek devirde sürdüğünüzde, filtrenin üzerindeki yükün hafiflediğini ve o can sıkıcı lambanın bir daha yanmamak üzere söndüğünü kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Bazen en pahalı egzoz tamirlerinin çözümü, sadece doğru bidon yağda saklıdır.
Sıradan bir motor yağı yüksek ısıya maruz kaldığında geride yoğun miktarda sülfatlanmış kül, fosfor ve kükürt bırakır. ACEA standartlarında C serisi olarak bildiğimiz Low SAPS, yani düşük kül oranlı yağlar tam da bu felaketi önlemek için üretildi. standarda uymayan, "nasıl olsa aynı numara" denilerek koyulan yüksek küllü bir yağ motorun içinde yanarsa ne olur? O yanma artıkları doğrudan egzozdan dışarı fırlatılamaz, doğrudan DPF'in o minik gözeneklerine saplanır kalır. Ve ne yazık ki bu kül kalıntıları, aracın kendi kendine yaptığı rejenrasyon yani yüksek ısıda kurum yakma işlemiyle de temizlenmez.
Sürüş esnasında filtre birikim seviyesi kritik eşiği aştığında sensörler beyne hemen bir sinyal gönderir. Ekranda beliren o uyarı ışığı aslında filtrenin kurumla değil, yanmış yağ artığı olan külle boğulduğunun çığlığıdır çoğu zaman. Her DPF ışığı yandığında hemen sanayiye koşup filtreyi söktürmek ya da kimyasal sıvılarla yıkatmak açıkçası parayı çöpe atmaktan farksız. Yağ çubuğunu çekip üzerindeki yağı kontrol ettiniz mi hiç, ya da son bakımda Ustanızın hangi bidondan yağ döktüğünü gerçekten biliyor musunuz?
Piyasada 5W-30 yazan her yağın içeriği kesinlikle aynı değildir, ambalaj üzerindeki o küçük onay kodları her şeyi değiştirir. Örneğin Renault için C2/C3 yetmez, RN0720 ister; Volkswagen grubu 507.00 onayını arar, BMW ise Longlife-04 peşindedir. Bu onaylar sadece birer pazarlama harfi değil, yağın yandığında ne kadar kül bırakacağını belirleyen kimyasal sınırı çizer. Siz doğru viskoziteyi seçtiğinizi sanırken, yanlış bir katkı paketine sahip yağ yüzünden filtreyi adım adım tıkıyor olabilirsiniz...
Motor yağı sadece parçaları yağlamakla kalmaz, kompresyon sırasında silindirlerin üst tarafına sızarak doğrudan yanma odasına bir miktar katılır. Yüksek kül oranına sahip geleneksel yağlar yandığında ortaya çıkan metalik kül atıkları, filtrenin petek hücrelerini kalıcı olarak sıvar. Zamanla egzoz geri basıncı yükselir, araç çekişten düşer ve turboya binen yük katlanarak artar. Yanlış yağ kullanımı yüzünden tıkanan bir filtre, zincirleme bir reaksiyonla bütün motor sağlığını tehdit eden dev bir soruna dönüşür.
Aracınız sürekli rejenerasyon yapmaya çalışıyorsa ve DPF ikaz lambası sık sık yanıp sönüyorsa, arıza kodlarını silip yola devam etmek durumu sadece erteler. İlk iş olarak motor yağınızı aracınızın DPF sistemine tam uyumlu, üretici onaylı bir DPF dostu yağ ile değiştirmeyi denemelisiniz. Doğru yağa geçip aracı otoyolda biraz yüksek devirde sürdüğünüzde, filtrenin üzerindeki yükün hafiflediğini ve o can sıkıcı lambanın bir daha yanmamak üzere söndüğünü kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Bazen en pahalı egzoz tamirlerinin çözümü, sadece doğru bidon yağda saklıdır.