Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Dizel arabanın göstergesinde o sarı filtre ışığı yandığında insanın içine bir kurt düşer, acaba masraf ne kadar çıkacak diye düşünmeden edemez sürücü. İşte tam o günlerde egzozdan kapkara, isli bir dumanın yükseldiğini dikiz aynasından fark ederseniz işler biraz değişmiş demektir. Aslında partikül filtresi dediğimiz o parça, motorun ürettiği kurumu hapsetmek için orada duruyor ama dolup taştığında ya da sistem düzgün yönetilemediğinde o biriken bütün pisliği dışarı kusmaya başlıyor. Egzoz borusunun ucundan dalga dalga yayılan o koyu renkli sis, sistemin artık nefes alamadığının, o gözeneklerin tıkandığının ve motorun zengin karışımla boğulduğunun en net kanıtıdır diyebiliriz. Hani bazen yokuş yukarı çıkarken arkada bıraktığınız o utanç verici manzara var ya...
Şehir içinde dur kalk yaparak, motoru hiç ısıtmadan kısa mesafelerde araba kullanmak bu mekanizmanın en büyük düşmanı galiba. Kurumların kendi kendini yakması için gereken o yüksek sıcaklığa bir türlü ulaşılamayınca, filtre yavaş yavaş kendi mezarını kazmaya başlıyor. Beyin, filtrenin dolduğunu anlayıp temizlik modunu, yani rejenerasyonu başlatmak istiyor ama sürekli durdurulan motor yüzünden süreç yarıda kalıyor. Sonuçta ne mi oluyor; silindirin içine fazladan gönderilen o motorin tam yanamadan, simsiyah bir kurum bulutu halinde dışarı fırlatılıyor. Araba adeta kendi kendini temizlemeye çalışırken boğuluyor, egzoz gazı rahatça tahliye edilemediği için de motorun çiğ yakıtı arkadan simsiyah bir duman olarak fışkırtmaktan başka çaresi kalmıyor.
Böyle anlarda çekişten düşen, gaz pedalına bastığınızda eski hevesi kalmayan bir araçla baş başa kalıyorsunuz. Hızlanmak istersiniz, devir saati yükselir ama araba gitmemek için direnir, sanki arkasından birisi çekiyormuş gibi bir his yerleşir içinize. Egzoz hattındaki o muazzam sıkışma, motorun içindeki yanma odasını doğrudan etkiliyor ve çiğ gazın dışarı atılma sürecini tamamen altüst ediyor. İsli dumanın asıl kaynağı da tam olarak bu dengesizlik, yani motorun havaya aç kalması ve yakıtı yakacak oksijeni bulamaması. Belki bir sabah çalıştırdığınızda, belki de otobanda hızlanırken o dikiz aynasına bakmaya korkar olursunuz...
Sanayiye yolunuz düştüğünde usta size hemen filtreyi sökmeyi ya da iptal etmeyi önerebilir, bu çok sık karşılaşılan bir senaryo. Fakat işin aslı, o kurum bulutunu kesmenin yolu sistemi tamamen yok etmekten değil, arızanın köküne inmekten geçiyor. Bazen sadece kalitesiz bir yakıt, bazen de motor yağının yanlış seçilmesi bile bu filtreyi birkaç ay içinde tamamen kullanılmaz hale getirmeye yetiyor. Aracın dilinden anlamak, o dumanın rengini doğru okumak ve motoru arada bir yüksek devirde, otoban tempoyla koşturmak belki de en masrafsız çözüm yolu olabilir. Neticede o siyah duman size bir şeylerin yolunda gitmediğini, arabanın ciğerlerinin tıkandığını anlatmaya çalışıyor.
Şehir içinde dur kalk yaparak, motoru hiç ısıtmadan kısa mesafelerde araba kullanmak bu mekanizmanın en büyük düşmanı galiba. Kurumların kendi kendini yakması için gereken o yüksek sıcaklığa bir türlü ulaşılamayınca, filtre yavaş yavaş kendi mezarını kazmaya başlıyor. Beyin, filtrenin dolduğunu anlayıp temizlik modunu, yani rejenerasyonu başlatmak istiyor ama sürekli durdurulan motor yüzünden süreç yarıda kalıyor. Sonuçta ne mi oluyor; silindirin içine fazladan gönderilen o motorin tam yanamadan, simsiyah bir kurum bulutu halinde dışarı fırlatılıyor. Araba adeta kendi kendini temizlemeye çalışırken boğuluyor, egzoz gazı rahatça tahliye edilemediği için de motorun çiğ yakıtı arkadan simsiyah bir duman olarak fışkırtmaktan başka çaresi kalmıyor.
Böyle anlarda çekişten düşen, gaz pedalına bastığınızda eski hevesi kalmayan bir araçla baş başa kalıyorsunuz. Hızlanmak istersiniz, devir saati yükselir ama araba gitmemek için direnir, sanki arkasından birisi çekiyormuş gibi bir his yerleşir içinize. Egzoz hattındaki o muazzam sıkışma, motorun içindeki yanma odasını doğrudan etkiliyor ve çiğ gazın dışarı atılma sürecini tamamen altüst ediyor. İsli dumanın asıl kaynağı da tam olarak bu dengesizlik, yani motorun havaya aç kalması ve yakıtı yakacak oksijeni bulamaması. Belki bir sabah çalıştırdığınızda, belki de otobanda hızlanırken o dikiz aynasına bakmaya korkar olursunuz...
Sanayiye yolunuz düştüğünde usta size hemen filtreyi sökmeyi ya da iptal etmeyi önerebilir, bu çok sık karşılaşılan bir senaryo. Fakat işin aslı, o kurum bulutunu kesmenin yolu sistemi tamamen yok etmekten değil, arızanın köküne inmekten geçiyor. Bazen sadece kalitesiz bir yakıt, bazen de motor yağının yanlış seçilmesi bile bu filtreyi birkaç ay içinde tamamen kullanılmaz hale getirmeye yetiyor. Aracın dilinden anlamak, o dumanın rengini doğru okumak ve motoru arada bir yüksek devirde, otoban tempoyla koşturmak belki de en masrafsız çözüm yolu olabilir. Neticede o siyah duman size bir şeylerin yolunda gitmediğini, arabanın ciğerlerinin tıkandığını anlatmaya çalışıyor.