Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Dizel Partikül Filtresi denilen o metal kutu, aslında egzoz gazındaki zehirli kurum zerrelerini hapseden kör bir cephaneliktir... Motor beyni, egzoz sıcaklığı 600 dereceyi bulduğunda kendi kendini temizleme döngüsünü başlatır ama şehir içi trafikte sürekli otuz kilometre hızla gidersen bu ısıya asla ulaşılamaz. Kurum tanecikleri gözenekleri tıkadığında motor kontrol ünitesi acil moda geçer, gaz yemezsin ve egzozdan o ağır yanık kokusu yayılmaya başlar. Filtre içi basınç sensörleri, giriş ve çıkış arasındaki fark basıncı sürekli ölçer; fark 350 milibarı aştığında artık iş işten geçmiştir.
Yüksek devirde uzun yola çıkıp egzoz sıcaklığını saatlerce yukarıda tutmak her zaman ilk çaredir... Belki de otobana çıkıp üçüncü viteste dört bin devirle kırk dakika boyunca aracı sıkıştırmak, filtrenin içindeki o katranlaşmış kurumları kül haline getirecektir. Kimyasal katkı maddeleri depoya dökülerek düşük sıcaklıkta yanma sağlanabilir fakat bu sadece başlangıç aşamasındaki tıkanıklıkları çözer. Katalitik konvertörün hemen arkasında yer alan bu seramik petekler, eğer eridiyse veya çatlarşa hiçbir temizleme sıvısı o yapıyı geri getiremez.
Özel basınçlı cihazlarla sökülerek yapılan hidrodinamik yıkama işlemi, peteklerin içine zarar vermeden tüm kül kalıntılarını dışarı atar... Basınçlı su ve özel deterjan karışımı ters yönlü olarak filtrenin içine basılır, böylece yıllarca biriken o simsiyah balçık temizlenir. Tabii bu işlemden sonra basınç sensörlerinin adaptasyonunu OBD cihazıyla sıfırlamak şarttır; yoksa beyin eski tıkalı değerleri okumaya devam eder. Arıza lambası sönmezse ne olacak peki...
Yazılımsal iptal işlemleri veya filtreyi tamamen boşaltıp içi boş boru takmak muayeneden geçmeyi engeller ve çevreye yayılan zehirli gaz miktarını katlar... Orijinal bir filtrenin fiyatı bazen aracın değerine yaklaşır, bu yüzden rejenere edilemeyen petekler için çıkma parça arayışı başlar. Egzoz geri çevrim valfi yani EGR sürekli arıza veriyorsa, motora giren oksijen azalır ve DPF her iki ayda bir yeniden dolar. Sistem bir bütündür aslında... Turbo yağ kaçağı yapıyorsa, o yağ doğrudan egzoza akıp seramik petekleri anında taşa çevirir.
Yüksek devirde uzun yola çıkıp egzoz sıcaklığını saatlerce yukarıda tutmak her zaman ilk çaredir... Belki de otobana çıkıp üçüncü viteste dört bin devirle kırk dakika boyunca aracı sıkıştırmak, filtrenin içindeki o katranlaşmış kurumları kül haline getirecektir. Kimyasal katkı maddeleri depoya dökülerek düşük sıcaklıkta yanma sağlanabilir fakat bu sadece başlangıç aşamasındaki tıkanıklıkları çözer. Katalitik konvertörün hemen arkasında yer alan bu seramik petekler, eğer eridiyse veya çatlarşa hiçbir temizleme sıvısı o yapıyı geri getiremez.
Özel basınçlı cihazlarla sökülerek yapılan hidrodinamik yıkama işlemi, peteklerin içine zarar vermeden tüm kül kalıntılarını dışarı atar... Basınçlı su ve özel deterjan karışımı ters yönlü olarak filtrenin içine basılır, böylece yıllarca biriken o simsiyah balçık temizlenir. Tabii bu işlemden sonra basınç sensörlerinin adaptasyonunu OBD cihazıyla sıfırlamak şarttır; yoksa beyin eski tıkalı değerleri okumaya devam eder. Arıza lambası sönmezse ne olacak peki...
Yazılımsal iptal işlemleri veya filtreyi tamamen boşaltıp içi boş boru takmak muayeneden geçmeyi engeller ve çevreye yayılan zehirli gaz miktarını katlar... Orijinal bir filtrenin fiyatı bazen aracın değerine yaklaşır, bu yüzden rejenere edilemeyen petekler için çıkma parça arayışı başlar. Egzoz geri çevrim valfi yani EGR sürekli arıza veriyorsa, motora giren oksijen azalır ve DPF her iki ayda bir yeniden dolar. Sistem bir bütündür aslında... Turbo yağ kaçağı yapıyorsa, o yağ doğrudan egzoza akıp seramik petekleri anında taşa çevirir.