Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O soğuk kış sabahında kontağı çevirdiğin an o isteksiz, hımbıl ve bitmek bilmeyen marş sesi kadar insanın canını sıkan çok az şey vardır. Dizel motorlar doğası gereği nazlıdır, hele ki hava sıcaklıkları düşmeye başladıysa... Isıtma bujileri görevini tam yapmıyor olabilir, kızdırma lambasının sönmesini beklemeden marşa basıyor olabilirsin ya da belki de o çok güvendiğin akün ömrünü tamamlamak üzeredir. Hatayı hemen motorda aramak yerine, sabahları o ilk marşı basarken gösterge panelindeki o küçük yay sembolünün sönmesi için motora birkaç saniye fazladan süre tanımayı dene. Göreceksin, küçük bir sabır bazen en büyük usta tavsiyesinden daha çok işe yarar.
Yakıt sistemine sızan küçücük bir hava kabarcığı, koskoca bir arabayı sabahları yatağa mahkum etmeye fazlasıyla yeter. Akşam aracını park ettiğinde her şey yolundadır ama gece boyunca o sinsi hava, yakıt hatlarındaki o incecik çatlaklardan içeri sızıp mazotun depoya geri kaçmasına neden olur. Sabah kalkıp direksiyona geçtiğinde ise motor mazot yerine hava solur ve sen dakikalarca marşa basıp o pompanın yakıtı tekrar motora yetiştirmesini beklersin... Çözüm mü? Yakıt filtrelerini düzenli değiştirmek ve boru bağlantılarını sıkı tutmak bu işin ilk kuralıdır; ihmal etmeye gelmez.
Marş dinamosunun o halsiz, yorgun ve can çekişir gibi dönen sesi aslında sana çok net bir alarm veriyor. Akün bitiyor olabilir veya marş motorunun kömürleri artık son demlerini yaşıyordur. Dizel bir motoru harekete geçirmek, benzinli bir motora kıyasla çok daha yüksek bir ilk hareket enerjisi gerektirir. Eğer akünün amper değeri düşmüşse, motoru o kalın dizel yağı içinde döndürecek gücü bulamaz ve seni yarı yolda bırakır. Kışa girmeden önce bir elektrikçiye uğrayıp akü ölçümü yaptırmak, sabahları o soğuk koltukta çaresizce beklemekten çok daha konforludur.
Kalitesiz yakıt kullanmak, kendi ellerinle motorun kalbine hançer saplamaktan farksızdır. Ucuz mazotun içindeki yüksek parafin oranı, soğuk gecelerde donarak jöle kıvamını alır ve yakıt filtresini tamamen tıkar. Depoya ne idüğü belirsiz yerlerden yakıt doldurmak yerine bilindik istasyonları tercih etmek, seni binlerce liralık enjektör masrafından kurtarır. Bazen sadece yakıt aldığın yeri değiştirmek bile sabahları aldığın o kötü marş kokusunu ve geç çalışma problemini bıçak gibi kesebilir.
Yakıt sistemine sızan küçücük bir hava kabarcığı, koskoca bir arabayı sabahları yatağa mahkum etmeye fazlasıyla yeter. Akşam aracını park ettiğinde her şey yolundadır ama gece boyunca o sinsi hava, yakıt hatlarındaki o incecik çatlaklardan içeri sızıp mazotun depoya geri kaçmasına neden olur. Sabah kalkıp direksiyona geçtiğinde ise motor mazot yerine hava solur ve sen dakikalarca marşa basıp o pompanın yakıtı tekrar motora yetiştirmesini beklersin... Çözüm mü? Yakıt filtrelerini düzenli değiştirmek ve boru bağlantılarını sıkı tutmak bu işin ilk kuralıdır; ihmal etmeye gelmez.
Marş dinamosunun o halsiz, yorgun ve can çekişir gibi dönen sesi aslında sana çok net bir alarm veriyor. Akün bitiyor olabilir veya marş motorunun kömürleri artık son demlerini yaşıyordur. Dizel bir motoru harekete geçirmek, benzinli bir motora kıyasla çok daha yüksek bir ilk hareket enerjisi gerektirir. Eğer akünün amper değeri düşmüşse, motoru o kalın dizel yağı içinde döndürecek gücü bulamaz ve seni yarı yolda bırakır. Kışa girmeden önce bir elektrikçiye uğrayıp akü ölçümü yaptırmak, sabahları o soğuk koltukta çaresizce beklemekten çok daha konforludur.
Kalitesiz yakıt kullanmak, kendi ellerinle motorun kalbine hançer saplamaktan farksızdır. Ucuz mazotun içindeki yüksek parafin oranı, soğuk gecelerde donarak jöle kıvamını alır ve yakıt filtresini tamamen tıkar. Depoya ne idüğü belirsiz yerlerden yakıt doldurmak yerine bilindik istasyonları tercih etmek, seni binlerce liralık enjektör masrafından kurtarır. Bazen sadece yakıt aldığın yeri değiştirmek bile sabahları aldığın o kötü marş kokusunu ve geç çalışma problemini bıçak gibi kesebilir.